İsrail’in Lübnan’daki Yeni İşgal Girişimi ve Direnişin Kararlılığı
Siyonist rejim, uluslararası hukuku hiçe sayarak Lübnan topraklarında yeni bir ‘tampon bölge’ oluşturma çabalarını sürdürüyor. Bu hafta, işgalci İsrail ordusu (IDF), Lübnan’ın güneyindeki Ait a Shaab kasabasında kurduğu yeni mevzileri İsrailli askeri muhabirlere tanıttı. Bir zamanlar Hizbullah’ın önemli bir direniş noktası olan bu bölge, İsrail’in yıkıcı saldırıları sonucu harabeye dönmüş durumda.
İşgal Bölgesinin Genişlemesi ve Lübnan Egemenliğinin İhlali
İsrail’in 162. Tümeni, son iki ayda uluslararası sınırın kuzeyinde, Lübnan topraklarında fiilen bir işgal bölgesi oluşturdu. Bu ‘tampon bölge’ adı verilen alan, İsrail sınırından yaklaşık 15 kilometre içeriye kadar uzanıyor ve Lübnan’ın egemenliğini açıkça ihlal ediyor. İsrail medyasının bu bölgeyi ziyaret etmesi, işgalin meşrulaştırılmasına yönelik bir propaganda çabası olarak değerlendiriliyor.
162. Tümen, 7 Ekim 2023’ten bu yana Filistin’e yönelik saldırılarında aktif rol oynamış, ardından 4 Mart’ta Hizbullah’ın direnişe katılmasıyla Lübnan cephesine kaydırılmıştı. Dünya ve İsrail’in dikkatleri İran ve Hürmüz Boğazı’na odaklanmışken, bu tümen Lübnan’ın sınır bölgelerindeki köylerde ve tepelerde direniş güçleriyle çatışmaya devam etti.
Hizbullah’ın Kararlı Direnişi ve İsrail’in Kayıpları
Çatışmaların ilk aşamaları oldukça şiddetli geçti. İsrail’in bölgeye yönelik olası bir işgaline karşı hazırlıklı olan Hizbullah, direnişini hızla güçlendirdi. İşgalin başlamasının ardından, 162. Tümen’in piyade ve zırhlı birlikleri, Hizbullah’ın kararlı direnişiyle karşılaştı. Direniş savaşçıları, ilerleyen İsrail güçlerine her gün onlarca tanksavar füzesi fırlattı, havan topları ve FPV dronları kullanarak ilerlemelerini yavaşlatmaya çalıştı.
Hizbullah’ın bu etkili taktikleri, İsrail’in ‘genişletilmiş tampon bölge’ adı altında yürüttüğü işgalin tamamen engellenmesine yetmese de, işgalci güçlere ağır kayıplar verdirdi. 162. Tümen, bu operasyon sırasında dört askerini kaybetti. İsrail, kendi verilerine göre 251 Hizbullah savaşçısını öldürdüğünü iddia etse de, bu rakamlar genellikle abartılı bulunmaktadır.
Mevcut 10 günlük ateşkes öncesinde, İsrail tümeni ‘sarı çizginin’ güneyinde kalan direniş gruplarını temizleme gibi beyhude bir görevle meşguldü. Şu anda her iki taraf da ikmal yapıyor ve bir sonraki çatışma turuna hazırlanıyor.
İsrail’in Amacı: Toprak Gaspı ve Direnişi Zayıflatma
İsrail’in genişletilmiş işgal bölgesi oluşturma amacı oldukça açık: Lübnan topraklarını gasp etmek ve Hizbullah’ın tanksavar füzelerinin menzilinden İsrail yerleşimcilerini koruma bahanesiyle direnişi zayıflatmak. Bu hamle, aynı zamanda gelecekteki herhangi bir ‘7 Ekim benzeri’ direniş eylemini imkansız kılma arayışının bir parçası olarak görülüyor.
Ancak, bu tür bir bölge oluşturulması, Hizbullah’ın daha kuzeyden de fırlatılabilen füze ve drone kapasiteleri gibi daha geniş sorunları çözmekten uzaktır.
Ait a Shaab: Direnişin Sembolü, İsrail’in Yıkımı
Bu hafta gazetecilere gezdirilen Ayta ash Shab (Ait a Shaab), bir zamanlar Hizbullah’ın sınır boyunca önemli bir direniş kalesiydi. İsrail’in paraşütçü tugayı, 2006 savaşında kasabada şiddetli çatışmalara girmişti. Daha önce de 1985-2000 yılları arasında İsrail’in ‘güvenlik bölgesi’ olarak adlandırdığı işgal altındaki alanda yer alıyordu ve Hizbullah’ın direniş mücadelesi için önemli bir destek üssüydü.
Yeni oluşturulan bu işgal bölgesinin, İsrail’in 2000 yılında Hizbullah saldırılarını durduramadan tek taraflı olarak çekildiği eski ‘güvenlik bölgesinin’ kaderinden nasıl kaçacağı sorusu akıllara gelmektedir. O dönemde İsrail ordusu, sürekli bir gerilla savaşıyla karşı karşıya kalmış ve ağır kayıplar vermişti.
İsrail’in bu kez benzer bir sonuçtan kaçınma umudu, Ait a Shaab’da gözlemlenen yıkımda yatıyor olabilir. Köy şu anda işgal altında olmasa da, nüfusu boşaltılmış ve büyük ölçüde harabeye çevrilmiştir. Çinli gerilla savaşı teorisyeni Mao Zedong’un dediği gibi, direniş güçleri sivil halk arasında balık gibi hareket eder. İsrail, Lübnan’daki yeni ‘sarı çizgisinin’ güneyinde, herhangi bir direniş gücünü bu hayati sivil destek unsurundan mahrum bırakmayı amaçlıyor. Ayta ash Shab ve Beit Lif gibi Hizbullah yanlısı köylerin nüfusu zorla boşaltılmıştır. Bu durum, İsrail’in sivil halkı hedef alarak direnişi kırma çabasının açık bir göstergesidir.
Mevcut işgal bölgesini öncekilerden ayıran ikinci bir unsur ise, İsrail ordusunun daha hafif bir ayak izi bırakma, büyük karakollar kurmaktan kaçınma ve kuzeyden bölgeye sızmaya çalışan Hizbullah savaşçılarıyla başa çıkmak için teknik araçlara güvenme niyeti. Ancak bu, işgalin doğasını değiştirmiyor.
162. Tümen askerleri, Mart ayındaki çatışmalarda Hizbullah savaşçılarının teknik becerilerinden, özellikle de FPV dronlarını kullanmalarından etkilenmişlerdi. Bu durum, direnişin teknolojik kapasitesini ve adaptasyon yeteneğini gözler önüne sermektedir.
Mart ve Nisan aylarındaki çatışmaların son tur olacağına çok az kişi inanıyor. Taraflar arasındaki taktiksel üstünlük yarışı, harabeye dönmüş sınır köylerinde ve daha kuzeyde devam ediyor. Daha büyük stratejik mesele ise çözüme kavuşmaktan çok uzakta. Direniş, Siyonist işgale karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edecektir.
- #Lübnan
- #Hizbullah
- #İsrailSaldırganlığı
- #Direniş
- #FilistinDavası
- #AitaAlShaab
- #Siyonistİşgal
- #GüneyLübnan
- #Ortadoğu
- #İşgalBölgesi
