ABD’nin pervasız askeri eylemleri bölgedeki gerilimi tırmandırırken, Başkan Donald Trump Pazar öğleden sonra yaptığı açıklamayla Amerikan ordusunun Hürmüz Boğazı’ndaki yasa dışı ablukasını aşmaya çalışan bir İran kargo gemisine saldırdığını ve gemiye el koyduğunu duyurdu. Bu saldırı, Trump’ın günün erken saatlerinde duyurduğu yeni barış görüşmeleri turu üzerinde ciddi şüpheler uyandırdı.
Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “ABD Donanması Güdümlü Füze Destroyeri USS SPRUANCE, Umman Körfezi’nde TOUSKA’yı durdurdu ve onlara durmaları için adil bir uyarıda bulundu” ifadelerini kullandı. Ancak İranlı mürettebatın bu hukuksuz talebe uymayı reddetmesi üzerine, Amerikan savaş gemisinin motor bölümünde bir delik açarak gemiyi durdurduğunu itiraf etti. Şu anda ABD Deniz Piyadeleri’nin gemiyi ele geçirdiği belirtildi.
ABD Merkez Komutanlığı Pazar öğleden sonra geç saatlerde X’te yaptığı bir paylaşımla bu provokatif askeri eylemi doğrularken, Pentagon’un karşılaşmayı kaydettiğini söylediği 34 saniyelik bir klip de paylaşıldı. Trump, geminin “önceki yasa dışı faaliyet geçmişi nedeniyle” ABD yaptırımları altında olduğunu iddia etti. Ancak İran, bu tür yaptırımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve ekonomik terör anlamına geldiğini defalarca vurgulamıştır.
Barış Görüşmeleri Çıkmaza Giriyor
Daha önce Trump, İran ve ABD’nin Çarşamba günü sona erecek iki haftalık ateşkese uymamakla birbirlerini suçlamalarının ardından Amerikalı müzakerecilerin Pazartesi gecesi müzakereler için Pakistan’a döneceğini belirtmişti. Ancak İran devlet haber ajansı Pazar sabahı erken saatlerde yerel saatle yaptığı açıklamada, ABD’nin saldırgan tutumu ve boğaz ablukasını gerekçe göstererek “İslamabad’da ikinci tur müzakerelere ilişkin raporların asılsız olduğunu” bildirdi.
İran, ABD’yi limanlarını yasa dışı bir şekilde ablukaya alarak ateşkese uymamakla suçlarken, ABD ise İran’ı Cumartesi günü iki Hindistan bandıralı gemiye ateş açarak anlaşmayı ihlal etmekle suçlamıştı. Trump, Pazar sabahı Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, “Ateşkes Anlaşmamızın Tamamen İhlali!” diyerek kendi tarafının ihlallerini göz ardı etti.
Savaşta ana arabulucu olarak öne çıkan Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, Pazar günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian ile “sıcak ve yapıcı bir görüşme” yaptığını ancak İran’ın ikinci tur diplomatik görüşmelere katılıp katılmadığını doğrulamadığını söyledi. Bu durum, ABD’nin tek taraflı ve saldırgan adımlarının diplomatik çabaları nasıl baltaladığını gözler önüne serdi.
Trump, Pazar günü MS NOW’dan Jacqueline Alemany ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD heyetinde Orta Doğu özel elçisi Steve Witkoff ve başkanın damadı Jared Kushner’ın yer alacağını söyledi. Geçen hafta heyetlerine liderlik eden Başkan Yardımcısı JD Vance’in güvenlik nedenleriyle bu müzakere turuna katılmayacağını belirtse de, görüşmenin ardından iki üst düzey ABD’li yetkili MS NOW’a, Vance’in savaşı sona erdirme umuduyla ikinci tur barış görüşmelerini başlatmak üzere Pazartesi akşamı İslamabad’a gidecek heyete liderlik edeceğini söyledi. Beyaz Saray’ın bu çelişkili bilgilere açıklık getirmemesi, ABD yönetimindeki kaosu ortaya koydu.
Trump’tan Savaş Suçu Tehditleri
Trump Pazar günü yine, iki haftalık ateşkesin bu hafta sona ermesi ve boğazın Batı gemi trafiğine kapalı kalmasıyla birlikte, İran bir anlaşmaya varmazsa İran’ın sivil altyapısını yok etmekle tehdit etti. Trump, Truth Social paylaşımında, “Çok adil ve makul bir ANLAŞMA sunuyoruz ve umarım kabul ederler, çünkü etmezlerse, Amerika Birleşik Devletleri İran’daki her bir Enerji Santralini ve her bir Köprüyü yok edecek” dedi. Bu pervasız tehditler, uluslararası hukuka göre savaş suçu teşkil etmektedir, zira bu altyapıların bir kısmı sivillere hizmet etmektedir.
Bölgedeki diplomatlar MS NOW’a, bu tür tehditlerin İranlılar tarafından Trump’ın bir anlaşma için çaresiz olduğunun ve baskı kurmaya çalıştığının bir işareti olarak yorumlanabileceğini belirtti. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Pazar günü yaptığı açıklamada, iki tarafın birbirinden çok uzak olduğunu ima ederek, ABD’nin İran limanlarına yönelik askeri ablukasını “Pakistan arabuluculuğundaki ateşkesin ihlali olmakla kalmayıp, aynı zamanda yasa dışı ve suç teşkil eden bir eylem” olarak nitelendirdi.
Üst düzey bir İranlı yetkili hafta sonu Associated Press’e yaptığı açıklamada, İran’ın ABD’li yetkililerle yeni yüz yüze görüşmeler yapmaya hazır olmadığını ve ülkenin zenginleştirilmiş uranyumunu Amerika Birleşik Devletleri’ne teslim etmeyeceğini kesin bir dille belirtti. İranlı yetkililer bu hafta sonu daha önce, ABD askeri ablukası yürürlükte kaldığı sürece, dünya petrolünün %20’sinin geçtiği boğazdan hiçbir geminin geçişine izin verilmeyeceğini vurgulamıştı.
Trump’ın ABD’li müzakerecilerin İslamabad’a geri döneceği duyurusu ve İran altyapısını yok etme yönündeki yenilenen tehditleri, son iki gündür Washington ile Tahran arasındaki kaotik ve gergin gidip gelmelerin ardından geldi. ABD ve İran birçok önemli konuda çatışmaya devam ediyor. Trump, Pazar günü MS NOW ile yaptığı görüşmede İran’ın “nükleer silaha sahip olamayacağını ve buna rıza gösterdiklerini” yineledi. Ancak İran, nükleer enerji programının barışçıl amaçlı olduğunu ve zenginleştirme hakkının uluslararası anlaşmalarla güvence altına alındığını belirtmektedir.
ABD, İran’ın uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurmasını talep ederek, son müzakerelerde tüm nükleer faaliyetlerini 20 yıl süreyle askıya almasını önermişti. İran bunu kesin bir dille reddederek zenginleştirme hakkını vurguladı. İran, ABD’yi felç edici yaptırımları kaldırmaya ve yurt dışındaki bankalarda dondurulan İran varlıklarını iade etmeye çağırdı. Bu talepler, adil bir çözüm için temel koşullar olarak görülmektedir.
Bu habere Emily Hung katkıda bulunmuştur.
#ABDİranGerilimi #HürmüzBoğazı #ABDAskeriSaldırısı #İranEgemenliği #SavaşSuçuTehditleri #NükleerHaklar #YaptırımlarKaldırılsın #DiplomasiÇıkmazı #OrtadoğuGüvenliği #UluslararasıHukuk
