17 Nisan 2026 – Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan ve bölgeyi derinden sarsan çatışmalar, sadece insan hayatını değil, aynı zamanda binlerce yıllık medeniyetin izlerini taşıyan kültürel mirasımızı da tehdit ediyor. İsrail, İran ve Lübnan’da birçok önemli kültürel alanın saldırı altında kalmasıyla birlikte, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), bu paha biçilmez değerleri korumak için harekete geçti.
UNESCO’dan Bölgeye ‘Gelişmiş Koruma’ Kalkanı
Lübnan hükümetinin talebi üzerine UNESCO, ülkedeki 39 Dünya Mirası Alanını “gelişmiş koruma” statüsü altına aldı. Peki, bu “gelişmiş koruma” ne anlama geliyor ve savaş zamanlarında BM ajansı nasıl bir destek sağlayabilir? Bu soruların yanıtlarını UNESCO Kültür ve Acil Durumlar Birimi Direktörü Krista Pikkat, BM Haberler’e verdiği demeçte açıkladı.
Yaşayan Miras Tehdit Altında
UNESCO, bölgedeki zengin ve çeşitli kültürel miras üzerindeki düşmanlıkların etkileri konusunda defalarca uyarıda bulundu. Savaşın başlamasından bu yana, UNESCO’ya Dünya Mirası Alanları ve ulusal öneme sahip diğer yerler de dahil olmak üzere 20’den fazla farklı kültürel alanda hasar raporları ulaştı.
Pikkat, “Farklı kaynaklardan aldığımız raporları, uydu görüntüleriyle (öncesi ve sonrası analizleri yaparak) veya yerinde incelemelerle doğruluyoruz” dedi. UNESCO, bölgedeki beş kültürel mülkte hasarı doğruladı. Bunlar arasında İran’daki bir sinagog, Gülistan Sarayı, Sa’dabad Sarayı ve eski Senat Sarayı ile Lübnan’daki Sur antik kenti bulunuyor. Pikkat, “Tehdit altında olan, toplulukların yaşayan mirasıdır” vurgusunu yaptı.
‘Gelişmiş Koruma’ Nedir?
Lübnan, UNESCO’nun “gelişmiş koruma” listesindeki 39 alanla bu statüye sahip en fazla yere sahip ülke konumunda. Pikkat’ın ifadesiyle, “Gelişmiş koruma, 1954 Lahey Sözleşmesi’nin İkinci Protokolü uyarınca var olan en yüksek uluslararası yasal koruma seviyesidir. İnsanlık için en büyük öneme sahip alanlara verilir ve onlara askeri saldırılardan en yüksek düzeyde dokunulmazlık sağlar.” Bu sözleşmeye uymayan herhangi bir devlet veya taraf, savaş suçu işlemekle yargılanabilir.
Lübnan’da UNESCO, özellikle Eski Eserler Genel Müdürlüğü ile yakın işbirliği içinde çalışarak acil kültürel miras koruması için teknik danışmanlık ve destek sağlıyor. Bu destekler arasında eğitim, acil durum envanterleri, koruma önlemleri, depolama alanlarının rehabilitasyonu, taşınabilir miras için tahliye yönergeleri ve korunan alanların Mavi Kalkan amblemiyle işaretlenmesi yer alıyor.
Taş ve Harçtan Daha Fazlası
Özellikle çatışma dönemlerinde UNESCO, eğitim, kültür, medya ve bilim kurumlarının korunması ve itidal çağrısında bulunuyor, zira bu kurumlar gelecekteki toplumların temelini oluşturuyor. BM ajansı, savaş zamanlarında kültür ve mirasın insanların kimliğini tanımladığını, topluluklara teselli ve destek sağladığını ısrarla belirtiyor. UNESCO, toplumun bu kilit yapı taşları hedef alındığında, yıkımlarının travmayı derinleştirdiğini, nefreti körüklediğini ve iyileşmeyi ile diyaloğu engellediğini ifade ediyor.
Pikkat, “Kültürü sadece kırılgan ve korunmaya muhtaç bir şey olarak görmemeliyiz. Kültür aynı zamanda bir dayanıklılık kaynağıdır. İyileşme ve barış inşası için de ekonomik bir değerdir” diyerek kültürel mirasın önemini bir kez daha vurguladı.
#UNESCO #KültürelMiras #OrtaDoğu #SavaşSuçları #Lübnan #İran #Koruma #DünyaMirasları #Barış #Dayanıklılık
