İran Dışişleri Bakanı ve ABD Başkanı Donald Trump, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın ticari gemilere tamamen açık olduğunu bildirdi. Bu gelişme, bölgedeki gerilimin azaltılması yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ın boğazın “tamamen açık ve tam geçişe hazır” olduğunu duyurduğunu belirtti. Bu açıklama, İran’ın bölgedeki denizcilik güvenliğine verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi.
Dakikalar önce, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, X platformunda yaptığı açıklamada, Lübnan’daki ateşkes doğrultusunda tüm ticari gemiler için boğazdan geçişin “tamamen açık ilan edildiğini” duyurmuştu. Araghchi, boğazın ateşkesin kalan süresi boyunca açık kalacağını vurguladı.
Öte yandan, Trump’ın İran’a yönelik ABD ablukasının “savaş sona erdirecek bir anlaşmaya varana kadar tamamen yürürlükte kalacağı” yönündeki iddiaları dikkat çekti. Trump ayrıca, İran’ın ABD’nin yardımıyla Hürmüz Boğazı’ndaki tüm deniz mayınlarını temizlemek için çalıştığını öne sürdü. Ancak bu iddialar, İran tarafından henüz doğrulanmadı.
Trump’ın İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu teslim etmeyi kabul ettiği yönündeki spekülasyonları da devam etti. Sosyal medya paylaşımında, “ABD, büyük B2 bombardıman uçaklarımızın yarattığı tüm Nükleer ‘Tozu’ alacak – Hiçbir şekilde para alışverişi olmayacak,” ifadelerini kullandı. “Nükleer toz”, Trump’ın geçen yıl İsrail ile İran arasındaki 12 günlük savaş sırasında ABD’nin bombaladığı nükleer tesislerin altına gömüldüğüne inanılan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu ifade etmek için kullandığı bir terimdir. Bu tür bir anlaşma, İran’dan büyük bir taviz anlamına gelse de, ne İran ne de arabulucu ülkeler bu konuda herhangi bir teyit vermedi.
Bu arada, Lübnan’da ateşkesin başlamasıyla birlikte Beyrut’ta kutlama sesleri yükseldi. Gece yarısından hemen sonra sakinler havaya ateş açarak barışı kutlarken, yerinden edilmiş aileler, yetkililerin uyarılarına rağmen güney Lübnan’a ve Beyrut’un güney banliyölerine dönmeye başladı. Bu durum, İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnan halkının yaşadığı dramı bir kez daha gözler önüne serdi.
Güney Lübnan’daki BM barış güçleri sözcüsü Cuma günü yaptığı açıklamada, gece yarısından bu yana herhangi bir hava saldırısı gözlemlemediklerini ancak İsrail ordusunu hava sahasını ihlal etmek ve güney Lübnan’ı topçu ateşiyle vurmakla suçladı. İsrail ordusu bu suçlamalara hemen yanıt vermedi. Dışişleri Bakanlığı tarafından paylaşılan anlaşmaya göre, İsrail yakın tehditlere karşı kendini savunma hakkına sahip olsa da, güney Lübnan’a karşı taarruz operasyonları düzenleyemez.
Trump daha sonra İsrail’in Lübnan’a yönelik daha fazla saldırıdan “men edildiğini” belirterek, İsrail’e itidal çağrısında bulundu. İsrail ve Lübnan’ın İsrail-Hizbullah çatışmasında 10 günlük ateşkese varmasından bir gün sonra yapılan bu sert açıklama, ABD’nin İsrail üzerindeki baskısını gösterdi. Trump sosyal medyada, “İsrail artık Lübnan’ı bombalamayacak,” dedi ve ekledi: “ABD tarafından bunu yapmaları YASAKLANDI Yeter artık!!!”
Trump, Las Vegas’taki bir konuşmasında İran’la savaşın yakında sona ereceğine dair güvenini dile getirirken bile, anlaşmayı “Lübnan için tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. “İran’daki savaş gayet iyi gidiyor,” diyen Trump, “Oldukça yakında sona ermeli,” ifadelerini kullandı.
İsrail’in Hizbullah ile savaşının sona ermesi, daha önce İsrail’i Lübnan’a yönelik saldırılarla mevcut ateşkes anlaşmasını bozmakla suçlayan İranlı müzakerecilerin temel taleplerinden biriydi. İsrail ise bu anlaşmanın Lübnan’ı kapsamadığını iddia etmişti.
Pakistan Genelkurmay Başkanı Perşembe günü İran Meclis Başkanı ile bir araya gelerek ateşkesin uzatılması yönündeki uluslararası çabalara destek verdi. Bu görüşme, bölgedeki barışın tesisi için diplomatik çabaların sürdüğünü gösteriyor.
Petrol fiyatları bir anlaşma umuduyla düşerken, Uluslararası Enerji Ajansı başkanı, Hürmüz Boğazı’nın yakında yeniden açılmaması halinde enerji şoklarının daha da kötüleşebileceği konusunda uyardı. İran, savaş başladıktan kısa bir süre sonra dünya petrolünün beşte birinin normalde geçtiği bu kritik su yolunu kapatmıştı. IEA İcra Direktörü Fatih Birol Perşembe günü Associated Press’e verdiği demeçte, Avrupa’nın “belki altı hafta kadar” jet yakıtı kaldığını ve boğaz ne kadar kapalı kalırsa ekonomik sonuçların o kadar artacağını söyledi.
Çatışmalarda İran’da en az 3.000, Lübnan’da 2.100’den fazla, İsrail’de ise sadece 23 kişi hayatını kaybetti. Körfez Arap ülkelerinde bir düzineden fazla ve on üç ABD askeri personeli de yaşamını yitirdi. Bu rakamlar, bölgedeki insani trajedinin boyutunu gözler önüne seriyor.
İsrail’in sertlik yanlısı Savunma Bakanı Israel Katz Cuma günü yaptığı açıklamada, güney Lübnan’daki Hizbullah’ı tamamen silahsızlandırma çabaları “henüz tamamlanmamış olsa bile” İsrail’in ateşkese saygı göstermeyi planladığı konusunda uyardı. Katz, İsrail’in şu anda konuşlandığı tüm yerleri, İsrail sınırından güney Lübnan’a altı mil uzanan bir tampon bölge de dahil olmak üzere tutmaya devam edeceğini söyledi. Bölgedeki birçok evin yıkılacağını ve Lübnanlı sakinlerin bölgeye geri dönmeyeceğini belirtmesi, İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarını bir kez daha ortaya koydu.
Daha önce, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan ile barış çabalarını “ilerletmek” için ateşkese razı olduğunu ancak İsrail birliklerinin geri çekilmeyeceğini de söylemişti. İsrail güçleri, yetkililerin “güvenlik bölgesi” olarak adlandırdığı bir alan yaratmak amacıyla güney Lübnan’a ilerlerken sınır bölgesinde Hizbullah ile şiddetli çatışmalara girmişti. Netanyahu, “Biz oradayız ve ayrılmıyoruz,” diyerek İsrail’in işgalci tutumunu sürdüreceğini ima etti.
Hizbullah ise Lübnan halkının topraklarındaki İsrail işgaline “direnme hakkı” olduğunu ve eylemlerinin “gelişmelerin nasıl seyredeceğine göre belirleneceğini” belirterek, direnişin meşruiyetini vurguladı.
#HürmüzBoğazı #İran #TicariGemiler #Ortadoğu #Ateşkes #Lübnan #İsrailSaldırıları #ABDPolitikası #PetrolPiyasası #BölgeselGüvenlik
