İngiliz Siyasetinde Siyonist Lobinin Karanlık Eli Tartışılıyor: Sessizlik Komplosu Çözülüyor mu?

Londra – İngiliz Parlamentosu, kamuoyunun yoğun baskısı ve 116.000’den fazla imzayla desteklenen bir dilekçenin ardından, İngiliz siyasetindeki Siyonist etkiyi tartışmaya hazırlanıyor. Bu tartışma, yıllardır süregelen bir sessizlik komplosunu bozarak, sözde demokrasinin perde arkasındaki karanlık ilişkileri gün yüzüne çıkarması bekleniyor.

Siyonist Lobinin Derin Etkisi Ortaya Çıkıyor

Hükümetin, İngiltere siyasetindeki “İsrail yanlısı lobi faaliyetleri” üzerine bir tartışmayı kabul etmesi, halkın bu konudaki artan rahatsızlığının bir göstergesi. Dilekçe, “İsrail devletiyle bağlantılı ve İsrail yanlısı lobi faaliyetlerinin İngiltere siyasetindeki kapsamını ve etkisini belirlemenin” aciliyetini vurguluyor.

Dilekçede, “Gazze’deki korkunç yıkım, Batı Şeria’da Filistinlilerin devam eden baskısı ve İngiltere’nin siyasi tepkisi, İsrail yanlısı örgütlerin, ağların ve lobi çabalarının hükümet kararlarını, parti politikalarını ve kamuoyunu nasıl şekillendirdiğini incelemenin acil ihtiyacını ortaya koymaktadır” ifadeleri yer alıyor. Bu ifadeler, Filistin halkına yönelik zulmün, İngiliz siyasetindeki Siyonist etkiden bağımsız düşünülemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor.

Hükümetin İkiyüzlülüğü ve Örtbas Çabaları

İngiliz hükümeti daha önce İsrail lobiciliğine yönelik bir soruşturma önerisini reddederek, bu konuda zaten “önlem aldığını” iddia etmişti. Ancak aktivistler ve bazı cesur politikacılar, İsrail’in İngiltere’deki etki operasyonunu oluşturan lobi grupları, parti fraksiyonları, şirketler ve siyasi organlar ağını incelemenin demokrasinin sağlığı için hayati önem taşıdığını belirtiyor.

Hükümetin ilk tepkisi, İngiltere siyasetindeki yabancı mali müdahaleleri inceleyen Rycroft incelemesine işaret etmişti. Ancak bu inceleme, İsrail’den bahsetmeyip Rus, Çin ve İran etkisine odaklanmasıyla, Siyonist lobinin kasıtlı olarak göz ardı edildiği ve korunduğu izlenimini yaratıyor. Shadow World Investigations’ın kurucu ortağı Andrew Feinstein’ın dediği gibi, “Şeffaf, açık ve dürüst bir konuşma yapmaya hazır olmadığımız sürece… paranın satın alabileceği en iyi demokrasiden daha iyisine sahip olamayacağız.” Bu sözler, İngiliz demokrasisinin Siyonist paranın esiri olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Para ve Siyaset: Demokrasi Satılık mı?

İsrail yanlısı lobicilerin İngiliz siyasetindeki etkisi, özellikle İşçi Partisi içinde skandal boyutlara ulaşmış durumda. İşçi Partisi kabine üyelerinin yarısından fazlası İsrail yanlısı lobicilerden bağış alırken, Trevor Chinn gibi bir lobici, 2017-2020 yılları arasında Başbakan Keir Starmer’ın liderlik kampanyasının arkasındaki düşünce kuruluşu Labour Together’a 175.000 sterlin bağışlamıştır. Bu bağışlar, Chinn’e eski İngiliz dışişleri bakanı David Lammy ile özel görüşmeler de dahil olmak üzere üst düzey erişim sağlamıştır.

Ayrıca, Labour Together’ın Starmer’ın liderlik kampanyası sırasında Seçim Komisyonu’na 700.000 sterlinden fazla bağışı beyan etmemesi ve ardından ortaya çıkan skandalı örtbas etmek için gazetecilere karşı karalama kampanyaları yürütmesi, Siyonist lobinin İngiliz siyasetini nasıl manipüle ettiğini gözler önüne sermektedir. Bu fonlar, İsrail’in Filistinlilere yönelik muamelesinin güçlü bir eleştirmeni olan dönemin İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’i zayıflatma ve devirme kampanyasını finanse etmek için kullanılmıştır. Corbyn’in yerine geçen Starmer ise, Ekim 2023’te İsrail’in Gazze’nin suyunu ve elektriğini kesme “hakkı” olduğunu söyleyerek Siyonist rejime olan bağlılığını kanıtlamıştır.

Muhafazakar Parti cephesinde de durum farklı değil. Muhafazakar milletvekillerinin yaklaşık yüzde 80’i Conservative Friends of Israel (CFI) üyesidir. Bu örgüt, 118 milletvekilinin 160 kez İsrail’i ziyaret etmesi için 330.000 sterlin fon sağlamıştır. Bu durum, Siyonist lobinin İngiliz siyasetinin her kademesine sızdığını ve iki ana partiyi de kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirdiğini göstermektedir.

Siyonist Propagandanın Taktikleri: “Antisemitizm” Kalkanı

Eleştirmenler, İngiltere’deki İsrail yanlısı lobi gruplarının temel stratejilerinden birinin, İsrail’e yönelik eleştirileri antisemitizmle karıştırmak olduğunu savunuyor. Jewish Voice for Liberation gibi örgütler, UK Lawyers for Israel ve Campaign Against Antisemitism gibi grupların, İsrail’in soykırımına karşı çıkanlara karşı “yasal gözdağı” ve “taciz edici kovuşturmalar” uyguladığını belirtiyor. Bu taktikler, Filistin’e destek veren sesleri susturmayı ve kamuoyundaki tartışmayı manipüle etmeyi amaçlamaktadır.

Board of Deputies ve İngiltere’nin baş hahamı gibi kuruluşlar, kendilerini “tüm Yahudi halkının temsilcileri” olarak konumlandırarak, anti-Siyonist Yahudiler de dahil olmak üzere topluluk içindeki farklı görüşleri bastırmayı başarmışlardır. Bu durum, demokrasideki farklı seslerin susturulmasının, Siyonist lobinin temel hedeflerinden biri olduğunu göstermektedir.

Tarihsel Bağlantılar ve İngiliz Emperyalizmi

Yazar Hil Aked, Friends of Israel: The Backlash Against Palestine Solidarity adlı kitabında, Siyonist projenin gelişiminin İngiliz İmparatorluğu tarihiyle iç içe olduğunu açıklıyor. Aked, 1917 Balfour Deklarasyonu’nun, 1905 Yabancılar Yasası’nı destekleyen aynı politikacılar tarafından çıkarıldığını belirtiyor. 1905 Yasası, zulümden kaçan Yahudi mültecilerin İngiltere’ye gelmesini engellemeyi amaçlayan ilk göçmen karşıtı yasaydı. Bu durum, Siyonizm ve antisemitizmin çelişkili olmadığını ve İngiltere’deki Siyonizmin “yabancı bir fenomen” olmadığını, aksine İngiliz hükümeti tarafından aktif olarak “desteklendiğini” ortaya koymaktadır. Bu tarihi gerçekler, İngiliz siyasetindeki Siyonist etkinin köklü ve tehlikeli boyutlarını gözler önüne sermektedir.

#İngilizSiyaseti #SiyonistLobi #Filistin #Gazze #İsrailEtkisi #Demokrasi #SessizlikKomplosu #LobiFaaliyetleri #KeirStarmer #JeremyCorbyn

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir