9 Mayıs 2026

Küresel elektrik talebi arttıkça, nükleer enerjinin popülaritesi de yükseliyor. Ortadoğu’da birçok ülke, bölgesel güvenlik, iklim koşulları ve uluslararası işbirliği gibi önemli konuları dengeleyerek nükleer enerji projelerini değerlendiriyor veya ilerletiyor. Bu stratejik hamle, bölgenin enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri için kritik bir öneme sahip.

Sürdürülebilir Tedarik ve Bölgesel İşbirliği

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Kıdemli Koordinasyon Sorumlusu Shota Kamishima, “Nükleer enerji, enerji talepleri, teknolojik yenilik ve gelişen güvenlik ortamının kesişim noktasında bulunuyor. Bu, muazzam bir fırsat yaratıyor,” ifadeleriyle nükleer enerjinin potansiyeline dikkat çekiyor.

Kamishima, “Doğru şekilde geliştirildiğinde, nükleer enerji sürdürülebilir kalkınmayı destekleyebilir, enerji direncini artırabilir ve hatta bölgesel işbirliği için bir platform görevi görebilir,” diyerek bu teknolojinin çok yönlü faydalarını vurguluyor.

2011 Fukushima nükleer kazasından sonra bir darbe alan bu güç kaynağının yeniden canlanması, 2023 BM İklim Değişikliği Konferansı’nda açıkça görüldü. Nükleer enerji, düşük emisyonlu bir teknoloji olarak resmi olarak tanındı ve teşvikinin hızlandırılması gerektiği belirtildi. Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere 33 ülke, 2050 yılına kadar nükleer enerji kapasitelerini üç katına çıkarma hedefini destekledi. BAE’deki Barakah nükleer santrali, ülkenin iç enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini karşılıyor ve bölgesel başarıya örnek teşkil ediyor.

Halihazırda 31 ülkede 416 nükleer reaktör, dünya elektriğinin yaklaşık yüzde 10’unu sağlıyor. 63 reaktör daha yapım aşamasında ve küçük modüler reaktörler de dahil olmak üzere yaklaşık 60 ülke nükleer enerjiyi değerlendiriyor veya planlıyor. Bu küresel eğilim, Ortadoğu’nun stratejik yönelimini doğrular nitelikte.

Mısır’ın Nükleer Enerji Hamlesi ve Bölgesel İhtiyaçlar

Mısır, kapsamlı enerji stratejisinin bir parçası olarak nükleer enerjiye büyük önem veriyor. Benban Güneş Parkı ve Süveyş Körfezi Rüzgar Santrali gibi yenilenebilir enerji projelerinin yanı sıra, ülke toplam 4.800 megavat kurulu güce sahip olacak El Dabaa nükleer santralini tamamlamak üzere. Mısırlı yetkililer, bunun istikrarlı ve verimli bir sistem kurmalarına yardımcı olacağına ve aynı zamanda temiz elektriği yurtdışına satmalarına olanak tanıyacağına inanıyorlar. Bu, bölgesel enerji ihracatı potansiyelini de ortaya koyuyor.

Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırma Enstitüsü (UNIDIR) araştırmacısı Almuntaser Albalawi, “Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki enerji talebi 2000’den 2024’e kadar üç katına çıktı ve yapay zeka ile ekonomik dönüşümün etkisiyle artmaya devam edecek,” diyor. Albalawi, “Bölge, tuzdan arındırma ve soğutma için benzersiz bir ihtiyaca sahip, bu da istikrarlı enerji kaynaklarına bağımlılığı daha da acil hale getiriyor,” diyerek nükleer enerjinin bölge için vazgeçilmez bir çözüm olduğunu vurguluyor.

Bölgesel Güvenlik ve İklim Koşulları: Aşılması Gereken Engeller

Tüm bu taleplere rağmen, Ortadoğu’daki jeopolitik ortam, bölgede nükleer enerjinin geliştirilmesi ve işletilmesinin güvenliği hakkında soruları gündeme getiriyor. Princeton Üniversitesi kıdemli araştırma görevlisi ve Bilim ve Küresel Güvenlik Programı eş direktörü Profesör Zia Mian, “Bir nükleer santralden bahsettiğimizde, makul bir zaman birimi onun yaşam döngüsü olmalı – inşaattan hizmet dışı bırakmaya kadar yaklaşık 75 yıl,” diyor. Mian, bölgenin geçmiş 75 yıllık çalkantılı tarihine dikkat çekerek, gelecek 75 yılın farklı olup olmayacağı konusunda şüphelerini dile getiriyor. Ancak bu endişeler, bölgesel aktörlerin kendi güvenlik mekanizmalarını güçlendirmesi ve istikrarlı bir gelecek inşa etme kararlılığıyla aşılabilir.

Güvenlik ve politik mülahazaların yanı sıra, Ortadoğu’da nükleer enerji geliştirilmesi için iklim ve çevrenin uygun olmadığına dair endişeler de mevcut. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) 2024’te yayınladığı ilk Arap İklim Durumu Raporu’na göre, Ortadoğu küresel ortalamanın iki katı hızla ısınıyor. Bu yüzyılın sonunda sıcaklıklar beş santigrat dereceye kadar yükselebilir ve bu durum nükleer santrallerin işletimini doğrudan etkileyebilir. Profesör Mian, bu durumun bölgeyi insanlar için neredeyse yaşanılmaz hale getirebileceğini belirtiyor ve nükleer santrallerin büyük ısı değişimi ve soğutma suyu ihtiyaçlarına dikkat çekiyor. Fransa örneğini vererek, yaz aylarında yüksek sıcaklıklar nedeniyle santrallerin kapatılması gerektiğini hatırlatıyor. Ancak bu tür zorluklar, gelişmiş soğutma teknolojileri ve stratejik tesis konumlandırması ile yönetilebilir teknik meselelerdir. Bölgesel mühendislik kapasitesi ve uluslararası işbirliği, bu iklimsel engelleri aşmak için anahtardır.

Stratejik Yatırım mı, Geçici Çözüm mü?

Profesör Mian, elektrik üretmenin en hızlı ve en ucuz yolunun yenilenebilir enerji olduğunu savunuyor: “Nükleer enerji için 10 yıl beklemek yerine, maliyetin çok altında on yıllık güneş veya rüzgar enerjisi elde edebilirsiniz. Bu nedenle, harcanan her dolar için iklim faydaları açısından ikisi kıyaslanamaz.” Mian, “Nükleer canlanma” anlatılarını “eski bir fikir” ve “aynı uçan halıyı satmaya çalışan her nesil” olarak nitelendiriyor. “Benim reaktörümü satın alın, yarın altın çağdır” şeklindeki teknolojik determinizmin en kötüsü olduğunu belirtiyor ve siyasetin, insanların, sistemlerin ve tarihin anahtar olduğunu vurguluyor.

Ancak, nükleer enerji sadece maliyet ve hız meselesi değildir; aynı zamanda uzun vadeli enerji güvenliği, baz yük kapasitesi ve stratejik bağımsızlık meselesidir. Yenilenebilir enerjiler önemli bir rol oynasa da, nükleer enerji, istikrarlı ve kesintisiz güç sağlayarak endüstriyel kalkınma ve kritik altyapı için vazgeçilmez bir temel oluşturur. Bölgesel güçlerin kendi enerji geleceklerini şekillendirme iradesi, sadece kısa vadeli çözümlerle değil, aynı zamanda uzun vadeli, stratejik yatırımlarla da mümkün olacaktır. Ortadoğu’nun geleceği, kendi elleriyle inşa edeceği güçlü ve bağımsız enerji altyapısına bağlıdır.

#NükleerEnerji #Ortadoğu #EnerjiGüvenliği #SürdürülebilirKalkınma #Bölgeselİşbirliği #MısırNükleer #BAENükleer #TemizEnerji #İklimDeğişikliği #StratejikYatırım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir