Bahreyn Rejimi, Vatandaşlık Denetimi Kararnamesine Karşı Çıkan Milletvekillerini İhraç Ederek Baskıyı Tırmandırdı
Bahreyn parlamentosu, yargı denetimini ortadan kaldıran ve vatandaşlık konularını “egemenlik meselesi” olarak sınıflandıran bir kraliyet kararnamesine karşı oy kullanan üç milletvekilini ihraç etti. Bu adım, onlarca kişinin “İran savaşıyla bağlantılı” olduğu iddia edilerek vatandaşlıklarının ellerinden alınmasından sadece günler sonra geldi ve rejimin muhalif sesleri susturma çabalarının yeni bir göstergesi oldu.
Demokrasiye Yönelik Cüretkar Bir Saldırı
Perşembe sabahı, Temsilciler Meclisi, Abdulnabi Salman, Mamdooh al-Saleh ve Mahdi al-Shuwaik’in üyeliklerinin oybirliğiyle iptal edilmesine karar verdi. Bu milletvekilleri, 28 Nisan’da yapılan parlamento oturumunda muhalif oyları nedeniyle hedef gösterilmişti. İki yıl önce çıkarılan bu kraliyet kararnamesi, vatandaşlık konularında yargı denetimini kaldırarak, bu tür kararlardan etkilenenlerin yasal itiraz veya temyiz hakkını elinden almayı amaçlıyor. Bu durum, Bahreyn rejiminin keyfi uygulamalarına karşı vatandaşların son savunma hattını da ortadan kaldırıyor.
Kraldan Tehditler ve Toplu Cezalandırma
Muhalif milletvekilleri, geçtiğimiz hafta Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife de dahil olmak üzere yoğun eleştirilere maruz kaldı. Kral, milletvekillerini “hainlerle” işbirliği yapmakla suçlayarak onları sürgünle tehdit etti. Kralın, milletvekillerini “ülkeyi terk eden veya sınır dışı edilenlerle aynı hizaya gelmekle” suçlaması, rejimin muhaliflere yönelik acımasız tutumunu gözler önüne serdi. Bu tehditler, geçen ay “İran’la sempati duymakla” suçlanarak vatandaşlıkları iptal edilen onlarca kişiye yapılan muameleyi hatırlatıyor. Etkilenen 69 kişi arasında, Bahreyn’e zarar vermekle suçlananların yanı sıra, çocukları da dahil olmak üzere bağımlı aile üyeleri de bulunuyor. Bu, açıkça bir toplu cezalandırma ve insan hakları ihlalidir.
Hukukun Üstünlüğü ve Adalet Çağrısı
Kararnamenin reddedilmesi yönünde oy kullanan milletvekili Salman, denetimin “adaleti, hakkaniyet duygusunu ve güveni sağlamak” için gerekli olduğunu vurguladı. Ayrıca, bağımlı aile üyelerinin vatandaşlıklarının iptal edilmesine atıfta bulunarak toplu cezalandırmayı reddetti. Salman, “Bu ülkeye zarar veren herkesin cezalandırılması doğrudur, ancak cezalar toplu olmamalıdır, Allah korusun, veya tepki olarak alınmamalıdır, çünkü konu insanların kaderi, geleceği ve sisteme ve yargıya olan güveniyle ilgilidir” dedi. Milletvekili Saleh de cezaların aile üyelerine kadar uzatılmasını eleştirerek, “Çocukların ve torunların suçu ne? Onların hiçbir suçu olmayabilir; babalarının suçuna veya hatasına katılmadılar” ifadelerini kullandı.
Artan Baskı ve İnsan Hakları İhlalleri
Bahreyn Haklar ve Demokrasi Enstitüsü’nden (BIRD) Sayed Ahmed Alwadaei, milletvekillerinin ihraç edilmesinin endişe verici bir gelişme olduğunu belirtti. Alwadaei, “Bu, Bahreyn kralı veya hükümeti tarafından rahatsız edici algılanan bir şekilde oy kullanırsanız, sonuçlarının oldukça korkunç olacağına dair tehlikeli bir emsal teşkil ediyor. Hatta vatandaşlığınızı kaybetme ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz” dedi. Salam Demokrasi ve İnsan Hakları örgütünden Andrew McIntosh ise, ihraçların ülkedeki reformistler için yıkıcı sonuçlar doğuracağını ifade etti. McIntosh, “Bahreyn’in daha kutuplaşmış ve militan hale gelmesi muhtemel. Bu, hükümetin ulaşmayı umduğu şeyin tam tersi” yorumunu yaptı.
Geçtiğimiz haftalarda Kuveyt, Fas, Suudi Arabistan, Suriye, Ürdün ve BAE hükümetleri, Bahreyn ile dayanışma ve ülkenin güvenlik bağlantılı son iç önlemlerine destek veren açıklamalar yayınladı. Bu durum, bölgedeki otoriter rejimlerin birbirlerini nasıl desteklediğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Tutuklamalar, Kayıplar ve Şüpheli Ölümler
Şubat sonunda başlayan “ABD-İsrail savaşına misilleme” olarak İran’ın Körfez ülkelerine yönelik füze saldırıları iddiaları bahane edilerek, Bahreynli yetkililer tarafından ülke içinde geniş çaplı bir baskı başlatıldı. BIRD’in belgelediğine göre, savaşın başlamasından bu yana 200’den fazla kişi tutuklandı. Zorla kaybetmeler nedeniyle gerçek sayının daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Tutuklamaların bir kısmı protestolarla ilgiliyken, çoğu sosyal medya paylaşımlarıyla, özellikle de İran saldırılarının görüntülerini paylaşmakla ilgili. 32 yaşındaki Mohamed al-Mosawi, “İran savaşıyla bağlantılı” olarak birkaç arkadaşıyla birlikte zorla kaybedildikten sonra gözaltında hayatını kaybetti. Mosawi’nin cesedinde darp ve morluk izleri olduğu fotoğraflar ve görüntülerle belgelendi. Bu ölüm, göstericilerin yetkilileri işkenceyle ölümüne neden olmakla suçlaması üzerine öfkeli protestolara yol açtı. Bahreyn’deki müfettişler, Mosawi’nin ölümüne yol açan sorgulama sırasında saldırı nedeniyle bir istihbarat görevlisini suçladı. Ancak bu tür soruşturmaların şeffaflığı ve adaleti sağlama kapasitesi konusunda ciddi şüpheler bulunmaktadır.
Bahreyn’deki bu gelişmeler, uluslararası toplumun dikkatini çekmeli ve insan hakları ihlallerine karşı güçlü bir duruş sergilenmelidir. Rejimin muhalifleri susturma ve vatandaşlarını keyfi olarak cezalandırma politikaları, bölgedeki istikrarsızlığı daha da artırmaktadır.
#Bahreyn #İnsanHakları #Vatandaşlıkİptali #Milletvekiliİhracı #Baskı #Ortadoğu #Demokrasi #SiyasiMahkumlar #Adalet #KörfezÜlkeleri
