Uluslararası Para Fonu’ndan Orta Doğu ve Orta Asya Ekonomilerine Kritik Uyarı: Bölge Savaşın Gölgesinde, Entegrasyon ve Direnç Vurgusu

Uluslararası Para Fonu’ndan Orta Doğu ve Orta Asya Ekonomilerine Kritik Uyarı: Bölge Savaşın Gölgesinde, Entegrasyon ve Direnç Vurgusu

Uluslararası Para Fonu (IMF), 2026 Bahar Toplantıları kapsamında yayımladığı Orta Doğu ve Orta Asya Bölgesel Ekonomik Görünüm raporunda, bölge ekonomilerinin karşı karşıya olduğu savaşın yıkıcı etkilerine dikkat çekti. IMF yetkilileri, bölgenin istikrarını tehdit eden bu zorlu dönemeçte, ülkelerin dayanıklılıklarını artırmaları ve bölgesel işbirliğini güçlendirmeleri gerektiğini vurguladı.

Savaşın Yıkıcı Etkileri ve Ekonomik Sonuçları

28 Şubat’ta başlayan savaş, dünyanın en önemli ekonomik koridorlarından birine ağır ve çok yönlü bir şok yaşattı. IMF Orta Doğu ve Orta Asya Departmanı Direktörü Jihad Azour’un açıklamalarına göre, bu durum istikrarın üç temel direğini sarstı:

  • Enerji Piyasaları: Küresel petrol arzının beşte birinin ve küresel LNG transitinin dörtte birinden fazlasının geçtiği Hürmüz Boğazı’nda faaliyetler neredeyse durma noktasına geldi. Saldırılar ve ihtiyati kapanmalar, petrol ve gaz üretimini tahmini 13 milyon varil/gün azalttı. Brent petrolün varil fiyatı 100 doları aşarak 118 dolara kadar yükseldi. Avrupa gaz fiyatları ise %60 oranında artarak Rusya-Ukrayna savaşının ardından görülen zirveyi geride bıraktı.
  • Ticaret Yolları: Emtia aksaklıkları petrol ve gazın ötesine geçti. Küresel gübre ticaretinin üçte biri boğazdan geçiyor ve bu durum, MENA, Güney Asya ve Afrika’daki en savunmasız nüfuslar için gıda maliyetlerinin doğrudan artmasına neden oldu. Hava trafiği çöktü, deniz sigorta primleri fırladı ve nakliye rotaları uzadı, lojistik zincirleri zayıfladı.
  • İş Dünyası Güveni: Finans piyasaları geri çekildi, ülke risk primleri genişledi, sermaye çıkışı yaşandı ve borçlanma maliyetleri arttı. Bu durum, politika alanının zaten sınırlı olduğu ülkelerde daha da ağır hissedildi.

Bölgesel Ekonomik Görünümde Keskin Düşüş

Çatışma öncesinde MENAP (Orta Doğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan) bölgesi, büyümenin hız kazandığı ve enflasyonun azaldığı umut vadeden bir yörüngedeydi. Ancak bu ilerleme keskin bir şekilde tersine döndü. IMF’nin referans senaryosuna göre, MENAP bölgesinde büyümenin 2026’da %1.4’e yavaşlaması bekleniyor. Bu, Ekim ayındaki tahmine göre 2.3 puanlık bir düşüş anlamına geliyor ve küresel finans krizinden bu yana yapılan en büyük altı aylık bölgesel büyüme revizyonlarından biri olarak öne çıkıyor.

Etki, bölgedeki ülkeler arasında oldukça dengesiz dağılıyor:

  • Çatışmadan Etkilenen Petrol İhracatçıları: Sekiz ekonomiden beşi 2026’da daralma yaşayacak. Katar, geniş altyapı hasarları nedeniyle yaklaşık %15’lik revizyonla en keskin düşüşü yaşarken, Umman’ın deniz erişiminin boğaz dışında olması nedeniyle sadece mütevazı bir düşüşle karşılaştığı belirtildi.
  • Petrol İthalatçıları: Bu ekonomiler, zaten sınırlı tamponları varken, daha yüksek enerji maliyetleri, zayıflayan havaleler ve sıkılaşan finansal koşullarla karşı karşıya. Düşük gelirli ve kırılgan devletler en şiddetli baskılarla yüzleşiyor; Yemen, Sudan, Somali gibi ülkelerde nüfusun yarısından fazlası gıda güvensizliği yaşıyor.
  • Kafkasya ve Orta Asya: Bölgenin büyümesi 2026’da %4.8’e yavaşlayacak. Rusya-Ukrayna savaşının olumlu etkileri azalırken, Orta Doğu’daki çatışmanın yeni olumsuz etkileri ortaya çıkıyor. Enflasyon ortalama %8 civarında yüksek seyrediyor.

Politika Öncelikleri ve Dayanıklılık Çağrısı

IMF, mevcut durumda “disiplin” odaklı bir politika mesajı veriyor. Hükümetlerin, orta vadeli istikrarı tehlikeye atmadan en savunmasız kesimleri koruyacak, dikkatlice ayarlanmış tepkiler vermesi gerektiğini belirtiyor. Öne çıkan politika önerileri şunlar:

  • Otomatik dengeleyicilerin çalışmasına izin verilmeli ve etkilenen hanelere hedefe yönelik, geçici destek sağlanmalı. Bu destekler, açıkları artırmak yerine harcamaların yeniden önceliklendirilmesiyle finanse edilmeli.
  • Yaygın yakıt sübvansiyonları yeniden başlatılmamalı veya genişletilmemeli.
  • Enflasyonla mücadele eden merkez bankaları, özellikle politika duruşları hala uyumluysa, kısıtlayıcı pozisyonlarını sürdürmeli veya sıkılaştırmalı.
  • Finansal denetleyiciler, likidite ve döviz uyumsuzlukları üzerindeki denetimi artırmalı ve gerektiğinde destek sağlamaya hazır olmalı.

Uzun vadede ise, bu şokun dayanıklılık oluşturmanın ve entegrasyonu güçlendirmenin önemini bir kez daha ortaya koyduğu vurgulandı. Ticaret yollarının çeşitlendirilmesi, kritik altyapının güçlendirilmesi ve bölgesel işbirliğinin derinleştirilmesi büyük önem taşıyor. Enerji piyasalarında daha fazla bölgesel entegrasyon, uyumlu gümrük sistemleri ve bölgesel likidite olanakları, bölgenin şok emme kapasitesini anlamlı ölçüde güçlendirebilir.

Soru-Cevaplardan Önemli Notlar

Toplantıda, Körfez ülkelerinin mali tamponlarının yeterliliği, petrol ithalatçılarının şokları karşılama yetenekleri ve Kuzey Afrika ülkelerinin durumu gibi konulara değinildi. Özellikle Körfez ülkelerinin, şokun asimetrik doğası nedeniyle farklı etkilendiği, ancak birçoğunun mali çeşitlendirme ve kurumsal güçlendirme sayesinde daha hazırlıklı olduğu belirtildi. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattını aktive etmesi gibi adımlar, bölgesel dayanıklılığın örnekleri olarak gösterildi.

IMF yetkilileri, çatışmanın devam etmesi halinde ekonomik görünümün daha da kötüleşebileceği uyarısında bulunurken, kapsamlı ve hızlı bir ateşkesin olumlu etkileri olabileceğini de ekledi. Fon’un, krizden etkilenen ülkelerle yakın temas halinde olduğu ve programlar aracılığıyla destek sağladığı, Lübnan gibi programı olmayan ülkelerle ise danışmanlık ve hibe olanakları üzerinde çalıştığı ifade edildi.

#IMFRaporu #OrtaDoğuEkonomisi #OrtaAsyaEkonomisi #SavaşınEkonomikEtkileri #EnerjiPiyasaları #GıdaGüvenliği #BölgeselEntegrasyon #MaliyePolitikaları #EkonomikDirenç #HürmüzBoğazı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir