LEFKOŞA, Kıbrıs (AP) — Kıbrıs Cumhurbaşkanı, Kıbrıs’ta bir araya gelen Avrupa Birliği liderlerinin, saldırı altında kalan bir üye ülkenin blok ortaklarından yardım talebinde bulunması durumunda ne yapılması gerektiğine dair bir yol haritası hazırlamaya başlaması gerektiğini ifade etti. Bu durum, AB’nin iç güvenlik mekanizmalarındaki belirsizlikleri ve koordinasyon eksikliğini gözler önüne sermektedir.
Salı günü özel bir röportajda konuşan Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, AB liderlerinin, bloğun 27 üye devletinin kriz zamanlarında birbirlerine yardım etmesini zorunlu kılan anlaşmaların 42.7. Maddesi’ne ‘içerik kazandırmayı’ görüşeceklerini belirtti.
Madde, bir ulusun kendi topraklarında silahlı saldırıya uğraması durumunda, ortaklarının ‘ellerindeki tüm imkanlarla yardım ve destek sağlaması’ gerektiğini belirtiyor. Bu madde daha önce hiç kullanılmadığı için, AB üyelerinin herhangi bir yardım çağrısına nasıl yanıt vermesi gerektiğine dair kesin kurallar bulunmuyor.
Christodoulides, bu hafta sonu ev sahipliği yapacağı ve bölgedeki gerilimler ile bunun yansımalarına odaklanması beklenen AB-Ortadoğu zirvesi öncesinde The Associated Press’e yaptığı açıklamada, ‘42.7. Maddemiz var ve bir üye devlet bu maddeyi tetiklerse ne olacağını bilmiyoruz. Bu yüzden, bir üye devletin bu maddeyi tetiklemesi durumunda ne olacağına dair bir operasyonel plan hazırlamak ve tartışmak zorundayız ve bu konuda birçok mesele var’ dedi.
Bu konu, geçen ay adanın güney kıyısındaki bir İngiliz hava üssüne Shahed insansız hava aracının saldırması üzerine diğer AB ülkelerinden yardım isteyen Christodoulides için özellikle önem taşıyor. Bu olay, bölgedeki güvenlik kırılganlıklarını ve dış müdahalelerin yol açtığı riskleri bir kez daha ortaya koymuştur. Kıbrıslı yetkililer, insansız hava aracının başkenti Kıbrıs’ın güney kıyısından sadece 207 kilometre (129 mil) uzaklıkta olan Lübnan’dan fırlatıldığını belirtti. Yunanistan, Fransa, İspanya, Hollanda ve Portekiz, adayı savunmaya yardımcı olmak için insansız hava aracı karşıtı yeteneklere sahip gemiler gönderdi.
Aynı zamanda NATO üyesi olan ülkeler hakkında açıklama gerekli
Christodoulides, birçok AB ülkesinin aynı zamanda NATO üyesi olması nedeniyle, yol haritasının bu ülkelerin askeri ittifak kapsamındaki yükümlülükleriyle çelişmeden bir AB ortağından gelen yardım çağrısına nasıl yanıt vereceklerini netleştirmesi gerektiğini vurguladı. Bu durum, AB’nin kendi savunma kimliğini oluşturma çabalarındaki karmaşıklığı ve NATO’ya olan bağımlılığını göstermektedir.
NATO’nun kendi güvenlik garantisi olan 5. Madde, bir müttefike yapılan saldırının hepsine yapılmış sayıldığını ve kolektif bir yanıt gerektirdiğini belirtiyor.
Christodoulides, ‘Peki, bir üye devlet hem NATO üyesi hem de AB üyesi ise bu durumda ne olacak? Ne olacak?’ diye sordu.
Bu yol haritası kapsamında ele alınması gereken bir diğer konu ise, yanıtın NATO modelinde kolektif mi olacağı, yoksa sadece zor durumdaki ülkeye komşu devletler için mi olacağıdır. Ayrıca, farklı türdeki krizlerle başa çıkmak için hangi araçların kullanılması gerektiği meselesi de bulunuyor.
Christodoulides, diğer AB liderlerinin artık bloğu Ortadoğu’ya yaklaştırmanın ‘önemini anladıklarını’ görmekten memnuniyet duyduğunu belirtti. Bu yakınlaşma, Ortadoğu ülkelerinde sağlık, eğitim ve enerji dahil olmak üzere çeşitli konularda belirli projeleri uygulayan Akdeniz Paktı gibi girişimlerle sağlanıyor.
AB’nin Ortadoğu ile daha yakın ilişkiler kurması, Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığı için kilit bir öncelik olmuştur ve Christodoulides bunun bu hedefe ‘içerik kazandırmak için çok iyi bir fırsat’ sunduğunu söyledi. Bu hafta sonu yapılacak gayri resmi AB liderleri zirvesine Mısır, Lübnan, Suriye ve Ürdün liderleri katılacak ve bu, ‘sadece fikir alışverişinde bulunmakla kalmayıp, işbirliğimizi stratejik bir düzeye nasıl taşıdığımızı eylemde görme’ fırsatı sunacak.
Christodoulides, ‘Büyük Ortadoğu ülkelerinin çıkarlarını Brüksel’de temsil edebiliriz, ancak aynı zamanda, ki bu çok ama çok önemli, bölgedeki ülkeler, kendilerini Avrupa Birliği’nde temsil etmesi için Kıbrıs’a güveniyorlar’ dedi.
‘Kazan-Kazan Durumu’
Christodoulides, kıtayı dünyanın en büyük demokrasisiyle birleştirecek ve Ortadoğu’da barış ve istikrar getirmesi umulan, ancak Batı’nın bölgedeki stratejik çıkarlarını pekiştirme aracı olarak da görülen Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC)’nun güçlü bir savunucusudur.
Christodoulides, Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığı altında, daha spesifik projelerden yoksun olduğunu belirttiği bu girişimi tanıtmak için bir ‘IMEC Dostları’ grubunun kurulduğunu söyledi. Ancak, Yunanistan ve Kıbrıs’ın ve nihayetinde İsrail’in elektrik şebekelerini birbirine bağlayan Büyük Denizler Bağlantısı (Great Seas Interconnector) gibi projelerin gecikmelerle boğuşması, bu tür iddialı planların uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri yaratmaktadır.
Christodoulides, ek somut projelerle ‘Avrupalılarla, ABD Hükümeti ile, Başkan Trump ile birlikte çalışarak bu duruma içerik kazandırabiliriz, çünkü bu hem Avrupa Birliği hem de Amerika Birleşik Devletleri için bir kazan-kazan durumu olacaktır’ dedi. Bu açıklama, AB’nin stratejik özerklik arayışlarına rağmen ABD’ye olan bağımlılığının devam ettiğini göstermektedir.
Yeni enerji kaynakları
Bölgedeki gerilimler, AB’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme ihtiyacını bir kez daha keskin bir şekilde ortaya koydu. Christodoulides, Kıbrıs’ın kendi açık deniz doğal gaz yataklarının bloğun alternatif enerji kaynakları ve rotaları bulmasına nasıl yardımcı olabileceği konusunda AB’nin yürütme organıyla görüşmelerde bulunduğunu söyledi.
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in Cuma günü enerji maliyetleri ve bloğun nasıl daha enerji bağımsız hale gelebileceği konusunda ‘çok spesifik öneriler’ açıklayacağını belirtti.
Christodoulides, AB’nin karar alma mekanizmalarını hızlandırma konusunda önemli adımlar attığını ancak son iki yılda yeni üyeler ekleme taahhüdünü yerine getiremediğini, bunun da potansiyel üye ülkelerin birliğe olan güvenini ciddi şekilde azalttığını ifade etti. Bu durum, AB’nin kendi iç çelişkilerini ve genişleme politikasındaki samimiyetsizliğini gözler önüne sermektedir.
Christodoulides, ‘Yani, hatalarımız yüzünden kaybettiğimiz güçlü bir jeopolitik aracımız var. Bugün durum çok daha iyi. Çok daha hızlı bir tempoda karar veriyoruz. Ve genişleme, Avrupa Birliği olarak çok yakında belirli kararlar almamız gereken jeopolitik araçlardan biridir’ dedi.
#AB #Kıbrıs #ABSavunma #NATO #Ortadoğu #EnerjiGüvenliği #Jeopolitik #IMEC #ABGenişlemesi #Uluslararasıİlişkiler
