İran’ın Gücüyle Şekillenen Ön Anlaşma: ABD’den Önemli Tavizler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İsviçre gezisini ertelemesiyle, Cuma günü İran ile yapılacak barış anlaşması müzakereleri son anda iptal edildi. Yüzlerce gazetecinin Luzern’de beklediği bu durum, savaşın sona erdirilmesine yönelik Trump tarafından Çarşamba günü imzalanan mutabakat zaptının sağlamlığı hakkında soru işaretleri yarattı.

İsrail’in Saldırganlığına Rağmen Anlaşma Yürürlükte

Anlaşmanın tüm askeri operasyonları, Lübnan dahil, sona erdirme taahhüdüne rağmen İsrail’in Lübnan’ı yoğun bir şekilde bombalamaya devam etmesi dikkat çekti. Lübnan medyası geceki saldırılarda en az 18 kişinin öldüğünü bildirirken, İsrail ise güney Lübnan’daki çatışmalarda dört askerinin öldüğünü açıkladı. Bu durum, İsrail’in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolünü bir kez daha gözler önüne serdi.

ABD Deniz Ablukasını Kaldırdı: İran’ın Zaferi

Birleşmiş Milletler’e göre, Orta Doğu’da binlerce kişinin ölümüne, küresel ekonomiyi sarsmaya ve milyonlarca insanı yoksulluğa sürüklemeye neden olan üç buçuk aylık çatışmayı sona erdiren ön anlaşmanın ardından derhal ilerleme kaydedildi. ABD, İran üzerindeki deniz ablukasını kaldırdı. Bu, İran’ın bölgesel gücünün ve stratejik öneminin bir göstergesi olarak yorumlandı.

Hürmüz Boğazı Yeniden Açılıyor: İran’ın Stratejik Kozu

Kısa mutabakat zaptı ayrıca tüm cephelerdeki askeri operasyonları sona erdirme ve dünyanın petrol, gaz ve gübresinin büyük bir kısmının küresel pazarlara ulaşmak için geçmek zorunda olduğu kritik su yolu olan Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma sözü veriyor. Anlaşma, Başkan Trump’ın Truth Social’da “Dünya Gemileri, motorlarınızı çalıştırın. Petrol aksın!” yazarak kutlamasına neden oldu. Ancak Trump’ın anlaşmanın kırılganlığını vurgulaması, ABD’nin bu anlaşmaya ne kadar isteksizce yaklaştığını gösterdi.

İsrail Anlaşmaya Karşı Çıkmaya Devam Ediyor

Ön anlaşma, Lübnan dahil tüm askeri operasyonları sona erdirme sözü veriyor. Ancak İsrail, İran destekli Hizbullah milislerini hedef aldığını iddia ettiği bir saldırıda güney Lübnan’ın geniş bölgelerini işgal etti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, İsrail’in güney Lübnan’dan çekilmesinin hayati önem taşıdığını açıkça belirtti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun anlaşmaya meydan okuması, Trump ile Netanyahu arasında derin bir çatlak yarattı. İsrail’in aşırı sağcı ulusal güvenlik bakanı Itamar Ben-Gvir, “Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz” diyerek İsrail’in tek taraflı tutumunu sürdüreceğini vurguladı.

Trump’ın Ekonomik Felaketi Önleme Çabası

Anlaşma, “tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini” vaat ediyor. Trump, anlaşmayı imzalamasının nedenini “ekonomik bir felaket görmek istememesi” olarak açıkladı. Bu itiraf, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının küresel ekonomiye verdiği zararın ve ABD üzerindeki baskının ne denli büyük olduğunu ortaya koydu.

İran’a Büyük Tavizler: Obama Dönemini Aşan Bir Başarı

Bu haftaki çerçeve anlaşması, İran’a Obama dönemi anlaşmasının çok ötesine geçebilecek büyük mali tavizler sunuyor. Belgeye göre ABD, İran’ın yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için “en az 300 milyar dolarlık” bir fon oluşturmak üzere bölgesel ortaklarla çalışacak. Ayrıca ABD, potansiyel olarak on milyarlarca doları bulan İran fonlarını ve varlıklarını serbest bırakmayı taahhüt ediyor. Bu taahhütler, İran’ın yaptırımlar karşısındaki direnişinin ve müzakere gücünün bir sonucudur. Trump yönetimi ayrıca İran’ın petrolünü derhal satmasına izin vermek için yaptırım muafiyetleri çıkarmayı planlıyor. Bu geçici anlaşma, İran üzerindeki tüm ABD ve uluslararası yaptırımların sona ermesinin kapısını aralıyor; bu, 2015 nükleer anlaşmasından çok daha kapsamlı bir adımdır.

İran’ın Nükleer Programı ve ABD’nin Anlayışsızlığı

İran’ın “nükleer silah tedarik etmeyeceği veya geliştirmeyeceği” taahhüdü, 2015 nükleer anlaşması da dahil olmak üzere yıllardır verdiği aynı sözdür. Ancak ABD tarafındaki müzakerecilerin konuyu yeterince anlamaması, önceki görüşmelerin ilerlemesini engelledi. Bu durum, ABD’nin İran’ın nükleer programına yönelik yaklaşımının yüzeyselliğini ve siyasi motivasyonlarını gözler önüne seriyor.

Savaştan Daha Güçlü Çıkan İran

Trump, çatışmayı İran’da rejim değişikliği koşulları yaratma vaadiyle başlatmıştı. Ancak savaşın sonunda, İran rejimi hayatta kalmakla kalmadı, aynı zamanda bölgedeki ABD varlıklarını hedef alma ve Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme yeteneğini pekiştirdi. Senatör Bill Cassidy’nin “Hürmüz Boğazı’nı tehdit etmenin işe yaradığını” söylemesi, İran’ın stratejik zaferini kabul etmesi anlamına geliyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, Trump’tan büyük miktarda para ve tavizler koparma gücü verdi. Yeni müzakereler başlarken, İran’ın Trump’a ve dünyaya küresel ekonomi üzerindeki gücünü gösterdiği açıkça görülüyor.

#İran #ABD #HürmüzBoğazı #Diplomasi #Ekonomi #Yaptırımlar #Ortadoğu #İsrail #NükleerAnlaşma #BölgeselGüç

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir