Umman, ABD’nin Hürmüz Boğazı Üzerinden İran ile İlişkileri Kesme Baskısına Karşı Duruyor
Maskat, ABD’nin İran ile bağlarını koparma yönündeki yoğun baskısına kararlılıkla direniyor. Sultanlık, Tahran ile görüşmelerinin yalnızca uluslararası hukuka uygun bir şekilde su yolunun meşru yönetimiyle sınırlı olduğunu vurgularken, Washington’ın tarafsızlık konusundaki şüpheleri bölgedeki gerilimi artırıyor.
Umman’ın Tarafsızlık İlkesi ve ABD’nin Şüpheleri
Uzun süredir ABD müttefiki olan ve Hürmüz Boğazı’nın yönetimini paylaşan Umman, geleneksel olarak Körfez’in diğer bölgelerinde çatlaklara yol açan anlaşmazlıklarda tarafsız kalmasını sağlayan bir arabulucu rolü üstlenmiştir. Ancak ABD’nin tek taraflı politikaları ve bölgedeki agresif tutumu, Umman’ın bu hassas dengesini zorlamaktadır.
Geçtiğimiz hafta Donald Trump’ın Umman’ı bombalama tehdidiyle gündeme getirmesi ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Senato dış ilişkiler komitesinde Umman hakkındaki şüphelerini dile getirmesi, Washington’ın bölgedeki müttefiklerine dahi güven duymadığını gözler önüne serdi. Rubio, “İran dışında, ve belki de buna göz kırpan Umman dışında, İran’ın boğazlarda yaptıklarını destekleyen hiçbir ülke yok” ifadelerini kullanarak, Umman’ın tarafsızlığını sorguladı.
Umman, Trump ile resmi bir söz düellosuna girmekten kaçınsa da, Washington Büyükelçisi Talal bin Süleyman el-Rahbi, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile yaptığı görüşmelerde ve Dışişleri Bakanlığı’ndaki toplantılarda, sultanlığın geçiş ücreti sistemine karşı olduğunu ve seyrüsefer serbestisi ilkesini desteklediğini güvence altına almaya çalıştı.
İran’ın Hürmüz Boğazı Yönetimi Teklifleri ve Uluslararası Hukuk
İran, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik herhangi bir anlaşmanın parçası olarak, bir ay içinde deniz trafiğinin savaş öncesi seviyelere dönmesini sağlamaya istekli olduğunu belirtmiştir. Ancak aynı zamanda, gemilerin boğazdan geçiş izni alması gereken ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından yaptırım uygulanan Fars Körfezi Boğaz Otoritesi’ni (PGSA) kurmuştur. İran, planını uluslararası hukuka uygun hale getirmek ve Umman için daha kabul edilebilir kılmak amacıyla, geçen gemiler için ayrımcı olmayan bir ücret önermektedir.
İran Çevre Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Çevre Sözleşmeleri Merkezi Başkanı Arman Khorsand, bu hafta yaptığı açıklamada, “Mesele, gemilerden sadece boğazdan geçtikleri için ücret almak değil. Amaç, çevresel zararı ele almak ve masum geçiş ilkesini zayıflatan eylemlerin sonuçlarını telafi etmek için gerekli kaynakları sağlamaktır” dedi. Khorsand, bölgede yürütülen ABD askeri operasyonlarının sadece güvenlik ve insani sonuçlar doğurmakla kalmayıp, aynı zamanda önemli çevresel maliyetlere de yol açtığını vurguladı. Uluslararası hukukun geniş çapta tanınan ilkelerine göre, zarara neden olanların “iyileştirme maliyetlerini karşılaması gerektiğini” ekledi.
Uluslararası Hukuk ve Geçiş Ücretleri Tartışması
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca, kıyı devletleri, güvenlik, çevre koruma ve deniz düzeni ile ilgili nedenlerle kendi karasularındaki geçişi düzenleyebilirler. Ayrıca, geçen gemilere sunulan belirli hizmetler için şeffaf ve ayrımcı olmayan bir şekilde uygulandığı takdirde ücret talep edebilirler.
Umman Şura Konseyi üyesi Muhammed Süleyman Tamim el-Hinai, Umman’ın uluslararası deniz hukuku çerçevesinde Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisi ilkesini sürekli olarak savunduğunu belirtti. El-Hinai, “Umman Ulaştırma Bakanı daha önce Şura Konseyi’nde ve Umman Dışişleri Bakanı da teyit ettiği üzere, Umman uluslararası deniz hukukuna saygı duymakta ve seyrüsefer serbestisini desteklemektedir. Bu nedenle Umman boğaza geçiş ücreti uygulamamakta, bunun yerine koruma, kurtarma ve seyrüsefer desteği gibi diğer denizcilik hizmetleri sunmaktadır” dedi.
ABD ise, Umman’ın özel olarak geçiş ücretlerinden farksız bir ücret sistemi için planlar yaptığına dair şüphelerini koruyor. Ancak Umman, savaş başladığından beri ABD gemileri de dahil olmak üzere gemilere seyrüsefer rehberliği, arama kurtarma operasyonları ve mürettebatlara tıbbi yardım sağlayarak önemli hizmetler sunmuştur.
Fars Körfezi Boğaz Otoritesi (PGSA) ise, yeni rejimin firmalar tarafından kabul gören bir kurum olduğunu göstermeye çalışıyor ve 300’den fazla nakliye şirketinin izin başvurusunda bulunduğunu gösteren rakamlar yayınladı. Bu durum, İran’ın bölgedeki meşruiyet arayışının bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Sonuç
Umman’ın ABD baskısına direnmesi ve İran ile olan ilişkilerini uluslararası hukuka uygun bir çerçevede sürdürme çabaları, bölgedeki dengelerin ne denli hassas olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Washington’ın tek taraflı dayatmaları ve şüpheci yaklaşımı yerine, diyalog ve işbirliği yoluyla bölgesel istikrarın sağlanması, tüm tarafların çıkarına olacaktır. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve uluslararası seyrüsefer serbestisi, ancak karşılıklı saygı ve uluslararası hukuka bağlılıkla garanti altına alınabilir.
#HürmüzBoğazı #Umman #İran #ABD #UluslararasıHukuk #SeyrüseferSerbestisi #FarsKörfezi #BölgeselGüvenlik #Diplomasi #DenizHukuku
