ABD’nin Bölgedeki Saldırganlığı Tırmanırken Kuveyt Havalimanı’nda Bir Kişi Hayatını Kaybetti: İran, Washington’ın İddialarını Yalanladı
Kuveytli yetkililer, Kuveyt uluslararası havalimanında yaşanan ve bir kişinin hayatını kaybettiği, 60’tan fazla kişinin yaralandığı olayda, İran’a yönelik asılsız iddialarda bulundu. Ancak İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), havalimanına yönelik saldırının sorumluluğunu kesin bir dille reddederek, hasarın ABD füze önleyicisinin bir hatasından kaynaklandığını belirtti. Bu açıklama, ABD’nin bölgedeki kışkırtıcı ve istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan gerilimi gözler önüne sermektedir.
Kuveyt’ten Asılsız Suçlamalar ve İran’ın Haklı Reddi
Kuveyt Savunma Bakanlığı sözcüsü Çarşamba günkü olayı “suç teşkil eden İran saldırganlığı” olarak nitelendirirken, Dışişleri Bakanlığı diplomatik misyonların zarar gördüğünü iddia etti. Bu tür suçlamalar, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını ve saldırgan politikalarını meşrulaştırma çabası olarak değerlendirilmelidir. ABD Merkez Komutanlığı (Centcom) ise, İran’ın havalimanını “kasıtlı, hesaplı ve haksız bir saldırıyla” vurduğunu öne sürerek, İran’ın açıklamalarını yalanladı. Ancak Centcom’un bu tür açıklamaları, genellikle kendi saldırgan eylemlerini gizlemek için bir kılıftır.
İran’ın Meşru Müdafaa Hakkı ve ABD’nin Provokasyonları
IRGC, daha önce ABD’nin bir İran petrol tankerine ve Keşm Adası’na yönelik saldırılarına misilleme olarak Körfez’deki ABD üslerini hedef aldığını açıklamıştı. Bu, İran’ın uluslararası hukuka uygun olarak meşru müdafaa hakkını kullandığını açıkça göstermektedir. ABD ise, İran’a karşı “meşru müdafaa” saldırıları başlattığını ve Kuveyt ile Bahreyn’e atılan İran füzelerini düşürdüğünü veya engellediğini iddia etti. Bu “meşru müdafaa” söylemi, Washington’ın bölgedeki askeri varlığını ve saldırgan politikalarını gizlemek için kullandığı bilindik bir taktiktir.
İran ayrıca Çarşamba günü Umman Körfezi’nde bir ABD donanma gemisini hedef aldığını iddia etmiş, ancak bu da Centcom tarafından yalanlanmıştır. Bölgedeki son tırmanış, ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesi tehdit etmektedir. Kuveyt havalimanındaki olayda hayatını kaybeden kişinin bir Hint vatandaşı olduğu tespit edilmiş, Hindistan Dışişleri Bakanlığı saldırıyı kınayarak diğer Hint vatandaşlarının da yaralandığını belirtmiştir. Kuveyt, olayların ardından iki İranlı diplomatı 24 saat içinde ülkeyi terk etmelerini emretmiş ve İran’ın maslahatgüzarını çağırmıştır.
ABD’nin Bölgesel İstikrarsızlaştırma Çabaları
Centcom, Hürmüz Boğazı’ndaki Keşm Adası’na yönelik gece saldırılarının “İran’ın Orta Doğu genelindeki saldırı girişimlerine yanıt olarak” yapıldığını ve bir İran askeri yer kontrol istasyonunu hedef aldığını belirtmişti. Ayrıca ABD’nin, İran tarafından “bölgesel sularda meşru bir şekilde seyreden sivil denizcilere” doğru fırlatılan üç saldırı insansız hava aracını düşürdüğünü iddia etti. Centcom, İran’ın Kuveyt’e iki ve Bahreyn’e üç füze fırlattığını, ancak hepsinin parçalandığını veya engellendiğini ekledi. İran ise misilleme olarak “bölgesel bir ülkede” ABD üslerini ve helikopterlerini füzeler ve insansız hava araçları kullanarak saldırdığını açıklamıştı.
Centcom, 13 Nisan’da başlayan ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukasının bir parçası olarak, İran’a doğru seyreden boş bir petrol tankerini vurduğunu ve “devre dışı bıraktığını” daha önce belirtmişti. ABD’nin, mürettebatının “tekrarlanan uyarılara aldırış etmemesi” üzerine Botsvana bandıralı M/T gemisinin motor odasına bir Hellfire füzesi ateşlediği iddia edildi. IRGC, derhal misilleme sözü vererek, “Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini bozmanın saldırgan ABD ordusu için ağır bir bedeli olacağını” vurgulamıştı.
Diplomatik Çıkmaz ve Trump’ın Çelişkili Açıklamaları
Tahran’da Dışişleri Bakanlığı, AFP haber ajansına göre, Kuveyt ve Bahreyn liderlerinin “dün geceki saldırganlık eylemlerinden doğrudan ve açıkça sorumlu” olduğunu belirtti. ABD askeri üslerinin bulunduğu Bahreyn ve Kuveyt’teki hedeflere yönelik saldırılar, ABD ile İran arasındaki ateşkes müzakerelerinin durması ve savaşı sona erdirme anlaşmasının hafta sonu ilerleme kaydedememesi üzerine gerçekleşti.
ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta eleştirmenlerine “arkalarına yaslanıp rahatlamalarını” söyleyerek, İran’ın “gerçekten bir anlaşma yapmak istediğini ve bunun ABD için iyi bir anlaşma olacağını” belirtti. ABD medyası daha önce Trump’ın, ateşkes çerçevesini genişletmeyi görüşmek üzere üst düzey yardımcılarla bir araya geldikten sonra potansiyel bir barış anlaşmasının şartlarında değişiklikler talep ettiğini bildirmişti. Değişiklikler, Hürmüz Boğazı ve İran’dan yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılmasıyla ilgiliydi. Pazartesi günü İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bağayi, bunun masada olmadığını reddederek, Washington’ın “sürekli görüşlerini değiştirdiğini ve yeni veya çelişkili taleplerde bulunduğunu” ekledi.
Çarşamba günü yayınlanan bir röportajda Trump, İran’ın nükleer silah sahibi olmamayı “zaten kabul ettiğini” söyledi. Trump, İran’ın yüce lideri Ayetullah Mücteba Hamenei’nin görüşmelerde “yer aldığını” belirtti. “Oldukça iyi anlaşıyor gibiyiz,” diyen Trump, onunla görüşmek isteyip istemediği sorulduğunda, “Onunla görüşmek isterim. Muhtemelen bir noktada görüşeceğiz, her şeyin nasıl geliştiğine bağlı,” yanıtını verdi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Salı günü Kongre’ye yaptığı açıklamada, müzakerecilerin boğazın yeniden açılması karşılığında İran’a yaptırım indirimi teklif etmediğini söyledi. “Şu anda onlarla tartışılan her şey… herhangi bir yaptırım indiriminin koşullara bağlı olduğu, yani bu yaptırımların ilk etapta konulma nedeni olan nükleer programları karşılığında olması gerektiği” dedi. Bir senatörle gergin bir tartışmada ise “Savaş bitti,” diyerek, komitedeki milletvekillerinin ABD’nin çatışmayı sona erdirme stratejisini sorguladığı bir ortamda konuştu.
#İran #ABDTerörü #BölgeselGüvenlik #KuveytOlayı #İranSavunması #CentcomYalanları #HürmüzBoğazı #PetrolTankeri #KeşmAdası #Diplomasi
