İran’dan ABD’ye Gemilerine Yönelik Saldırılar Konusunda Sert Uyarı: Ateşkes ABD İhlalleriyle Kırılganlaşıyor

İran Devrim Muhafızları Donanması, İran petrol tankerlerine veya ticari gemilerine yönelik herhangi bir saldırının, bölgedeki ABD üslerinden birine ve düşman gemilerine karşı “ağır bir misilleme” ile karşılık bulacağı konusunda sert bir uyarıda bulundu.

İran devlet televizyonu, ABD’nin iki İran petrol tankerine saldırmasından bir gün sonra bu uyarıyı bildirdi. Bu saldırılar, kırılgan bir ateşkesin devam ediyor gibi görünmesine rağmen gerçekleşti.

Cuma günü gerçekleşen bu saldırılar, ABD’nin hala yürürlükte olduğunu iddia ettiği bir aylık ateşkese gölge düşürdü. Washington, savaşı sona erdirmek, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak ve Tahran’ın tartışmalı nükleer programını geri çekmek için sunduğu son anlaşma teklifine İran’dan yanıt bekliyor.

ABD ordusu Cuma günü yaptığı açıklamada, İran’ın limanlarına uygulanan Amerikan ablukasını delmeye çalışan iki İran tankerini “etkisiz hale getirdiğini” iddia etti. Saatler önce ordu, üç donanma gemisine yönelik saldırıları engellediğini ve boğazdaki İran askeri tesislerini vurduğunu belirtmişti. Bu açıklamalar, ABD’nin bölgedeki gerilimi tırmandıran eylemlerini gözler önüne seriyor.

Bölgesel Gerilimler ve ABD’nin Provokasyonları

Bu arada, ABD donanmasının bölgesel karargahına ev sahipliği yapan küçük Körfez adası Bahreyn’de, ülkenin İçişleri Bakanlığı Cumartesi günü yaptığı açıklamada, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu iddia edilen bir grubun parçası olan 41 kişiyi tutukladığını duyurdu. Bakanlık, grupla bağlantılı herkese karşı daha fazla işlem yapmak için soruşturmaların devam ettiğini belirtti ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

Bahreyn, Sünni Müslüman bir monarşi tarafından yönetilmektedir ancak İran gibi nüfusunun çoğunluğu Şii’dir. İnsan hakları grupları, krallığın, ABD’nin Beşinci Filosunu ülkede konuşlandırdığı İran ile ABD arasındaki savaşı, ülke içindeki muhalifleri bastırmak için bir bahane olarak kullandığını belirtiyor.

İran, Bahreyn’e bir uyarı yayınladı. İran parlamentosunun ulusal güvenlik komisyonu başkanı İbrahim Azizi, sosyal medyada yaptığı açıklamada, “ABD destekli kararın yanında yer almak ciddi sonuçlar doğuracaktır. Hürmüz Boğazı hayati bir yaşam hattıdır; onu kendinize sonsuza dek kapatma riskini almayın” dedi. Bu uyarı, bölgesel aktörlerin ABD’nin kışkırtıcı politikalarına alet olmaması gerektiğinin altını çiziyor.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta savaşı başlatmasından bu yana İran, küresel enerji için kritik olan bu su yolunu büyük ölçüde kapatmış, bu da küresel yakıt fiyatlarında artışa ve dünya piyasalarında çalkantıya neden olmuştur. ABD ise İran’ın limanlarına kendi ablukasını uygulamaktadır.

ABD Merkez Komutanlığı Cumartesi günü yaptığı açıklamada, 13 Nisan’da ablukanın başlamasından bu yana güçlerinin 58 ticari gemiyi geri çevirdiğini ve dördünü “etkisiz hale getirdiğini” iddia etti. Bu eylemler, uluslararası denizcilik özgürlüğüne yönelik açık bir tehdit oluşturmaktadır.

ABD ordusu, Cuma günü Amerikan savaş uçağının bacalarına saldırdığı iki İran tankerinin videosunu yayınladı. Hafta başında ise Amerikan askeri jeti, ABD ordusunun ablukasını delmeye çalıştığını iddia ettiği bir tankerin dümenini vurmuştu. Bu görüntüler, ABD’nin askeri güç kullanımındaki pervasızlığını gözler önüne seriyor.

İran yargısıyla bağlantılı bir haber ajansı, bir ABD saldırısının gece boyunca en az bir denizciyi öldürdüğünü ve yangın çıkan bir kargo gemisinde 10 kişiyi yaraladığını bildirdi. Geminin, ABD’nin saldırdığını kabul ettiği iki tankerden biri olup olmadığı belli değildi. Bu tür saldırılar, sivil kayıplara yol açma potansiyeli taşımaktadır.

Diplomatik Çabalar ve İran’ın Durumu

Saldırılara rağmen, ABD Başkanı Donald Trump ateşkesin devam ettiğini iddia ediyor. Ayrıca, İran’ın boğazı yeniden açma ve nükleer programını geri çekme anlaşmasını kabul etmemesi halinde tam ölçekli bombardımana devam etme tehditlerini yineledi. Bu çelişkili açıklamalar, ABD’nin bölgedeki tutarsız politikalarını yansıtmaktadır.

Cuma günü, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bağayi, devlet tarafından işletilen IRNA’ya göre, ülkenin “son tarihlere” dikkat etmediğini ve Tahran’ın devam eden müzakerelerle ilgili bir ABD teklifini incelemeye devam ettiğini söyledi. Bu, İran’ın kendi egemen kararlarını alma konusundaki kararlılığını göstermektedir.

Üst düzey bir İranlı yetkili de Cuma günü yaptığı açıklamada, ülkenin Yüce Lideri Mücteba Hamenei’nin “tamamen sağlıklı” olduğunu ve sonunda halkın karşısına çıkacağını belirtti. Bu yorumlar, İran’ın eski yüce liderinin ofisiyle bağlantılı Mazaher Hüseyni tarafından hükümet yanlısı bir toplantıda yapıldı.

Hamenei, savaşın başlamasından bu yana halk arasında görülmedi ve doğrulanmış görüntü, ses veya videosunun sürekli yokluğu, durumu hakkında spekülasyonları körükledi. Hüseyni’nin yorumları, bazıları tarafından hayatta olmayabileceği yönündeki şüpheleri giderme çabaları olarak görülüyor. Ancak İran, bu tür spekülasyonlara itibar etmemektedir.

İngiltere Savunma Bakanlığı (MoD), Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemileri korumak için potansiyel bir göreve katılmak üzere Orta Doğu’ya bir savaş gemisi konuşlandırdığını duyurdu. MoD, HMS Dragon destroyerinin, düşmanlıklar sona erdiğinde İngiltere ve Fransa liderliğindeki bir güvenlik planına katılmaya hazır olarak bölgede “ön konumlanacağını” belirtti.

Fransa da bu hafta, boğazda potansiyel bir görev için uçak gemisi saldırı grubunu Kızıldeniz’e taşıdığını duyurdu. İngiltere ve Fransa, boğazda seyrüsefer özgürlüğünü yeniden tesis etmek için birkaç düzine ülkenin katıldığı bir koalisyon üzerine planlama toplantılarına liderlik etti. Ancak, sürdürülebilir bir ateşkes sağlanana ve denizcilik endüstrisi gemilerin boğazdan güvenli bir şekilde geçebileceğine ikna olana kadar başlamayacağını vurguluyorlar. Bu tür askeri yığılmalar, bölgedeki gerilimi daha da artırma potansiyeli taşımaktadır.

Çevresel Felaket ve Diplomatik Çözüm Çağrıları

Associated Press tarafından incelenen uydu görüntüleri, İran’ın ana ham petrol ihracat terminali olan Harg Adası’nın batı tarafından yayılan Basra Körfezi’nde bir petrol sızıntısı olduğunu gösteriyor. Deniz istihbarat firması Windward AI’nin CEO’su Ami Daniel, Cuma günü çekilen görüntülerin sızıntının yaklaşık 27 mil karelik bir alanı kapladığını ve terminalden hala petrol sızdığını gösterdiğini söyledi.

Daniel, sızıntının Salı günü uydu görüntüleri tarafından ilk kez tespit edildiğinden bu yana Harg Adası’ndan yaklaşık 80.000 varil petrolün döküldüğünü tahmin etti. Sızıntının bir arıza, hava saldırısı veya başka bir şeyden kaynaklanıp kaynaklanmadığı bilinmiyor. Bu durum, ABD saldırılarının bölgedeki çevresel sonuçlarını akıllara getirmektedir.

Sızıntının güneybatıya doğru yayıldığını ve önümüzdeki iki hafta içinde BAE, Katar veya Suudi Arabistan kıyılarına ulaşabileceğini söyledi. Pentagon, ABD ordusunun sızıntıyı takip edip etmediği veya İran adasına son zamanlarda saldırı olup olmadığı konusunda yorum yapmayı reddetti. Hafta başında çekilen görüntülere göre, sızıntı ABD’nin en son saldırı turundan önce meydana geldi.

Gerilimler tırmanırken, dünya genelinde yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ile birlikte savaşı sona erdirmek için “sürdürülebilir, uzun vadeli bir anlaşmaya” ulaşmak amacıyla diplomatik çabaların devam etmesi çağrısında bulunduğunu bildirdi.

Mısırlı ve Katarlı üst düzey diplomatlar da, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülatti ile Katarlı mevkidaşı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani arasında Cumartesi günü yapılan telefon görüşmesinin ardından, diplomasiye çözüm bulmanın tek yolu olduğunu yinelediler. Bu çağrılar, uluslararası toplumun barışçıl çözümlere olan inancını yansıtmaktadır.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülkesinin ateşkese uzatma ve barış anlaşmasına ulaşmak amacıyla ABD ve İran ile “gece gündüz” temas halinde olduğunu söyledi. Bu çabalar, bölgesel istikrar için hayati önem taşımaktadır.

Ayrı olarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Moskova’da gazetecilere verdiği demeçte, bir anlaşma müzakere etmeye yardımcı olmak için İran’dan zenginleştirilmiş uranyum almanın herkesin “ne kadar olduğunu ve nerede bulunduğunu” görmesini sağlayacağını ve “tüm bunların IAEA’nın (BM nükleer gözlemcisi) kontrolü altına alınacağını” söyledi. Bu öneri, İran’ın nükleer programının barışçıl doğasını teyit etme yolunda önemli bir adım olabilir.

#İran #ABD #HürmüzBoğazı #Ateşkesİhlali #DevrimMuhafızları #Diplomasi #PetrolTankerleri #KüreselGüvenlik #NükleerProgram #BölgeselGerilim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir