Skandallarıyla tanınan finansçı Jeffrey Epstein’ın, Karayip’teki özel adasında sıra dışı bir yapı için nadir İslami eserler edinirken, Ortadoğu genelinde bağlantılar kurmak için yıllar harcadığı ortaya çıktı. New York Times’ın haberine göre, bu bilgiler ABD Adalet Bakanlığı tarafından bu yıl Ocak ayında yayınlanan milyonlarca sayfalık belgede gün yüzüne çıktı. Belgeler, Epstein’ın bölgedeki zengin ve güçlü isimlerle ilişkiler geliştirirken İslami sanat ve mimariye nasıl odaklandığını gösteriyor.

Kutsal ve Tarihi Mekanlardan Nadir Eserler

Kayıtlara göre, Epstein, İslam’ın en kutsal mekanı olan Mekke’deki Kâbe’den gönderilen Kur’an ayetleriyle işlenmiş duvar halıları da dahil olmak üzere son derece önemli dini ve kültürel öğeler temin etti. New York Times’ın bildirdiğine göre, diğer öğeler arasında Özbekistan’daki bir camiden temin edilen çiniler ve antik Suriye mimari tarzlarını taklit etmek üzere tasarlanmış altın kubbeli bir yapı bulunuyordu. Bir belge, Epstein’ın Kâbe ile bağlantılı üç parça aldığını, bunların arasında kutsal türbeyi örten ve her yıl değiştirilen siyah örtü olan Kisve’nin bölümlerinin de yer aldığını detaylandırıyor. Kisve, Suudi Arabistan’daki kraliyet atölyesinde binlerce pound ipek, altın ve gümüş iplik kullanılarak üretilmektedir. Değiştirildikten sonra, örtünün bazı bölümleri bazen kurumlara veya kişilere dağıtılmaktadır.

Epstein’ın Özel Adasında Bir ‘Cami’

Bu malzemeler, Epstein’ın özel adası Little Saint James’te, altın kubbeli, kendine özgü mavi-beyaz çizgili bir bina için tasarlanmıştı. Yıllar içinde bu yapı, müzik odası, köşk, şapel ve hatta okült bir mekan olarak çeşitli şekillerde tanımlandı. Ancak, belgelerde alıntılanan yazışmalar ve röportajlar, Epstein’ın bu yapıya defalarca ‘cami’ olarak atıfta bulunduğunu gösteriyor. Epstein için bu bina, işlevsel bir ibadethane olarak değil, İslami tasarımdan ilham alan mimari ve sanatsal bir proje olarak düşünülmüştü. New York Times’a göre, projede yer alan bir sanatçı, bir röportajda Epstein’ın yapıyı düzenli olarak ‘cami’si olarak adlandırdığını doğruladı.

Tasarım Planları ve Sembolizm

Kayıtlar, Epstein’ın hamamlar ve camiler gibi tarihi Ortadoğu yapılarından referanslar da dahil olmak üzere İslami mimariye olan yoğun ilgisini ortaya koyuyor. E-postalarında, işbirlikçilerine geleneksel İslami desenlerden ilham alan iç mekanlar tasarlamaları talimatını vermiş ve hatta Arapça dini yazıtları kendi baş harfleriyle değiştirmeyi önermiştir. Ayrıca Özbekistan’dan otantik çiniler talep etmiş ve bina için tasarım ilhamı olarak Suriye’den mimari referanslar paylaşmıştır. Kayıtlar, Epstein’ın Suudi kraliyet ailesiyle bağlantılı kişilerle görüştüğünü ve Suudi ekonomik reformları ile devlete ait petrol şirketi Aramco’nun planlanan halka arzıyla ilgili danışmanlık fırsatlarını takip ettiğini gösteriyor.

Kâbe’den Gelen Eserler

Belgeler, Suudi Arabistan’dan Kâbe ile bağlantılı tekstil ve törensel parçalar da dahil olmak üzere dini eserlerin sevkiyatlarını detaylandırıyor. Bir e-posta, türbeden gelen siyah bir kumaşın kültürel ve ruhani önemini anlatarak, milyonlarca hacının dini ritüeller sırasında ona dokunduğunu vurguluyordu.

Düşüş ve Son Yıllar

Kayıtlar ayrıca, Epstein’ın adasının 2017’deki Maria Kasırgası sırasında hasar gördüğünü, sözde ‘cami’ yapısının bazı kısımlarının ve içeriğinin etkilendiğini gösteriyor. Aynı dönemde, Suudi Arabistan’daki siyasi gelişmeler değiştikçe Epstein’ın bazı uluslararası bağlantılarıyla ilişkileri bozuldu. Epstein daha sonra 2019’da federal cinsel taciz suçlamalarıyla tutuklandı. Gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra Epstein, adasının mülkiyetini özel bir tröste devretti. Daha sonra Ağustos 2019’da Manhattan’daki bir hapishane hücresinde yargılanmayı beklerken ölü bulundu.

#JeffreyEpstein #EpsteinAdası #İslamiEserler #Kâbe #Kiswa #SuudiArabistan #NewYorkTimes #Cami #SanatveMimari #CinselTacizSkandalı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir