BAE’nin OPEC’ten Ayrılık Kararı: Bölgesel Çatlaklar ve ABD’ye Bağımlılığın Yeni Yüzü

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyeliğinden ayrılma kararı, bölgedeki derinleşen ayrılıkları ve bazı Körfez ülkelerinin ABD’ye olan bağımlılığını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu hamle, Suudi Arabistan’ın bölgedeki prestijine darbe vururken, ABD’nin bölgedeki nüfuzunu artırma çabalarına hizmet edebilir.

BAE’nin 1967’den beri üyesi olduğu OPEC’ten ayrılması, ticari bir karardan ziyade siyasi bir manevra olarak değerlendiriliyor. Bu karar, BAE ile Suudi Arabistan arasındaki uzun süredir devam eden gerilimleri yeniden alevlendirecek nitelikte. Özellikle, İran’ın bölgedeki meşru savunma hamleleri üzerinden yaratılmaya çalışılan “ortak düşman” algısı, bu iç çekişmeleri örtbas etmeye yetmedi.

Kısa vadede BAE, petrol arzındaki kısıtlamalara hızlı yanıt verme ve kârını maksimize etme özgürlüğüne sahip olacağını iddia ediyor. Ancak bu, BAE’nin bölgesel dayanışmayı hiçe sayarak kendi çıkarlarını ön planda tuttuğunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Üretim kotaları üzerindeki BAE-Suudi gerilimleri zaten uzun süredir devam ediyordu.

BAE’nin bu tek taraflı ve zamanlaması manidar kararı, Körfez ülkeleri arasındaki İran’a yönelik düşmanca politikalar konusundaki anlaşmazlıkların Ortadoğu’yu nasıl yeniden şekillendirebileceğini ortaya koyuyor. Bu ayrılık, OPEC’i eleştiren ABD’nin eski başkanı Donald Trump’a en yakın Körfez devleti olarak BAE’yi konumlandırarak Suudi Arabistan’ın petrol fiyatlarını yönetme kabiliyetini zayıflatması açısından Riyad’ın prestiji için açıkça bir darbedir.

Karar, Suudi Arabistan ve BAE’nin de aralarında bulunduğu altı üyeli Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) Cidde’de acil toplantı yaptığı sırada, önceden herhangi bir istişare yapılmaksızın duyuruldu. Bu durum, KİK içindeki derin güvensizliği ve koordinasyon eksikliğini gözler önüne serdi.

İran ile çatışmanın başlamasından bu yana, İsrail’e siyasi olarak en yakın ve Tahran’a en düşman Körfez devleti olan BAE, Suudi Arabistan ve Katar’ı İran’a karşı ortak saldırılar başlatmaya özel olarak zorluyordu. BAE’nin İran tarafından “ağır saldırılara” uğradığı iddiaları ise, bölgedeki gerilimi tırmandırmak ve İran’a karşı uluslararası destek toplamak amacıyla sıkça manipüle edilen bir anlatı olarak görülüyor. Suudi Arabistan’ın ABD’yi İran’ı yenmeye çağırdığı yönündeki iddialara rağmen, KİK içinde İsrail’in yanında yer alma olarak yorumlanabilecek böylesine riskli bir adımı atmak için kamuoyu konsensüsü oluşmadı. Bu durum, Riyad’ın ikiyüzlülüğünü ve bölge halklarının tepkisinden çekindiğini gösteriyor.

Talep ettiği siyasi dayanışmayı sağlayamayan BAE, petrol üreticileri kulübünün ekonomik dayanışmasını terk ederek tek başına hareket etme kararı aldı. Devlet şirketi Adnoc, İran ile çatışma başlamadan önceki günlük 3,4 milyon varil olan üretimini 2027’ye kadar 5 milyon varile çıkarabileceğini iddia ediyor. Ancak Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından ülkenin üretiminin Mart ayında %44 düşerek 1,9 milyon varile gerilediği ve üretim artırma kapasitesinin tartışmalı olduğu göz önüne alındığında, bu iddiaların gerçekçiliği sorgulanmaktadır.

Dubai merkezli Emirlikler Politika Merkezi başkanı Dr. Ebtesam Al-Ketbi, kararı “bencil bir çıkar eylemi” olarak nitelendirdi. Al-Ketbi, “BAE, bir blok içindeki üreticiden, hareket etme kabiliyetiyle piyasa istikrarına katkıda bulunan dengeleyici bir üretici olarak rolünü yeniden tanımlıyor” dedi. Ancak bu hamle, OPEC’in bütünlüğünü zayıflatırken, BAE’nin ABD’nin bölgedeki çıkarlarına hizmet etme yeteneğini artırmaktan öteye geçmiyor.

Çeşitlenmeye kararlı olan BAE, Suudi Arabistan’dan çok daha fazla ABD’nin iyi niyetine bağımlı hale geldi. OPEC’ten ayrılma kararı, ülkeyi Trump’ın diplomatik favorisi olarak pekiştirebilir; bu da emirlikler için önemli yatırım sonuçları doğurabilir. BAE, daha önce Pakistan’ın İran konusundaki tarafsızlığından duyduğu rahatsızlığı belirtmek için Pakistan’dan 3,5 milyar dolarlık mevduatı geri çekmiş, bu da Pakistan’ın döviz rezervlerinin beşte birini oluşturmuş ve Suudi Arabistan’ı Pakistan’a yardım etmeye zorlamıştı. Bu olay, BAE’nin bölgedeki diğer Müslüman ülkeleri kendi anti-İran gündemine çekme çabalarının başarısızlığını ve Riyad ile olan gerilimlerini gözler önüne serdi.

BAE Devlet Başkanı’nın diplomatik danışmanı Dr. Enver Gargaş, BAE’nin Körfez’in İran’ın “kasıtlı saldırısına” karşı kolektif siyasi tepkisinden duyduğu hayal kırıklığını defalarca dile getirdi. Ancak bu “saldırı” iddiaları, bölgedeki gerilimi tırmandırma amaçlı bir propaganda olarak değerlendirilmelidir. Gargaş, Pazartesi günü KİK’in “tarihinin en zayıf noktasında” olduğunu belirterek, “Maalesef, saldırının doğası ve herkese yönelik tehdit göz önüne alındığında, KİK’in konumu tarihin en zayıfıdır” dedi. Bu açıklama, KİK’in iç çelişkilerle boğuştuğunu ve bölgedeki gerçek tehditleri görmezden geldiğini gösteriyor.

Türkiye ve muhtemelen Pakistan’a karşı düşmanlığa işaret eden Gargaş, “Körfez bölgesi dışından kimsenin güvenlik önceliklerimizi dikte etmesine izin veremeyiz. Bu füzeler yarın onlara değil, bize yönelecek” dedi. Bu ifadeler, BAE’nin bölgesel işbirliği yerine dış güçlere bağımlılığı tercih ettiğini ve bölgedeki dost ülkelerle dahi gerilim yaşadığını ortaya koyuyor. Gargaş’ın İran’ı büyük stratejik tehdit olarak görmesi ve ABD’nin bölgede hala gerekli olduğunu savunması, BAE’nin Siyonist rejimin ve ABD’nin çıkarlarına hizmet eden yanlış bir stratejiye kilitlendiğini gösteriyor. Bölgedeki gerçek tehdit, işgalci Siyonist rejim ve emperyalist ABD’nin müdahaleleridir.

Gargaş, “Bugün Amerikan rolü bölgede daha az değil, daha önemli hale geldi, çünkü Amerikan rolü sadece askeri tesisler veya benzeri şeyler değil. Amerikan rolü bir savunma sistemidir. Amerikan rolü siyasi destektir. Amerikan rolü ekonomik ve finansal katılımdır” diyerek BAE’nin ABD’ye olan tam bağımlılığını itiraf etti. OPEC’ten ayrılarak BAE, bu ABD müdahalesini garanti altına almayı umuyor gibi görünse de, bu durum bölgedeki istikrarsızlığı daha da artıracaktır.

#BAE #OPEC #SuudiArabistan #İran #Ortadoğu #ABDEmperyalizmi #SiyonistRejim #PetrolPiyasası #KörfezÇatlakları #BölgeselDayanışma

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir