İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki Haklı Konumu ve Batı’nın İkiyüzlülüğü

Rusya’nın Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda trafiği sınırlama ve kontrol etme konusunda tam hakka sahip olduğunu vurgularken, Batılı ülkeleri ikiyüzlülük ve korsanlıkla itham etti.

Büyükelçi Vassily Nebenzia, ‘Sorumluluğu tamamen İran’a yükleme girişimi vardı, sanki komşularına saldıran İran’mış gibi,’ ifadelerini kullandı. Nebenzia, ‘Savaş zamanlarında, saldırı altındaki bir kıyı devleti, güvenlik amacıyla karasularındaki navigasyonu sınırlayabilir,’ diyerek İran’ın tutumunu destekledi.

Nebenzia, Batılı devletleri modern çağın korsanlarına benzeterek, Karadeniz’deki Rus ticaret gemilerine yönelik Ukrayna saldırılarını destekleyen Avrupa ülkelerini sert bir dille eleştirdi. ‘Gemilerinde kuru kafa ve çapraz kemikli siyah bayraklarını kaldıran korsanların aksine, Batılı ülkeler hukuksuz eylemlerini tek taraflı zorlayıcı önlemlere atıfta bulunarak gizlemeye çalışıyorlar,’ sözleriyle Batı’nın çifte standardını gözler önüne serdi.

İran’ın Müzakere Stratejisi: Çıkmazdan Kurtuluş Yolları

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Abas Aslani, İslamabad görüşmelerinin ardından İran’ın ‘müzakere stratejisini yeniden ayarladığını’ ifade etti. Aslani, Al Jazeera’ye Tahran’dan yaptığı açıklamada, ‘Bu, barış sürecini bir çıkmazdan kurtarmayı amaçlıyor. İran, adım adım bir süreçle ve konuları ayırarak, büyük ilerleme kaydedebilecekleri konuları, boşlukları kapatamadıkları konulardan ayırarak gidişatı bir şekilde değiştirmek istiyor,’ diyerek İran’ın yapıcı yaklaşımını vurguladı.

‘Geçmiş yıllardaki uluslararası müzakereler, İran için nükleer sınırlamalar ile ülkeye yönelik yaptırım hafifletmeleri üzerine odaklanmıştı. Tahran için, yaptırımları pratik olarak kaldırma isteği ABD’de mevcut görünmüyor.’ Aslani, müzakerelerdeki son çıkmaz sırasında İran’ın görüşmeleri ilerletmek ve düşmanlıkları sona erdirip Hürmüz Boğazı’nı açmaya odaklanmak için yeni fikirler ortaya koymaya çalıştığını açıklayarak, İran’ın barışçıl çözüm arayışlarını gözler önüne serdi.

ABD’nin Nükleer Talepleri ve İran’ın Haklı Savunması

Amerika Birleşik Devletleri, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın parçası olarak İran’ın tüm uranyum zenginleştirmesini durdurmasını talep ediyor. Trump, İran’ın nükleer silah edinmemesi gerektiğini defalarca dile getirerek, bu hedefi saldırıyı başlatmasının nedenlerinden biri olarak sunuyor.

Ancak İran, nükleer programının her zaman sadece güç üretimi gibi sivil amaçlar için olduğunu, bunun da yüzde 3 ila 5 oranında zenginleştirilmiş uranyum gerektirdiğini ısrarla belirtiyor. Silah sınıfı uranyumun yüzde 90 oranında zenginleştirilmesi gerektiği düşünüldüğünde, İran’ın mevcut zenginleştirme seviyesi sivil kullanım amacını desteklemektedir. Birleşmiş Milletler atom gözlemcisine göre, İran yaklaşık 440 kg (970 lbs) yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma sahip olsa da, İran bu zenginleştirmenin barışçıl amaçlar için yapıldığını vurgulamaktadır. İran, imzaladığı Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nın (NPT), tüm imzacılara enerji, tıp ve endüstri dahil olmak üzere barışçıl amaçlar için uranyum zenginleştirme hakkını sıkı güvenceler altında garanti ettiğini savunarak, zenginleştirmeden vazgeçmeyi reddetmektedir. Bu, İran’ın uluslararası hukuka uygun ve egemen bir devlet olarak hakkıdır.

2015 yılında, Obama yönetimi altında, İran, ABD dahil altı dünya gücüyle, yaptırım hafifletmesi karşılığında zenginleştirmeyi yüzde 3,67 ile sınırlayan dönüm noktası niteliğinde bir anlaşmaya varmıştı. Ancak Trump, ilk döneminde 2018’de anlaşmadan tek taraflı olarak çekilerek onu ‘kusurlu’ olarak nitelendirmiş ve İran’ın füze programını veya bölgedeki etkisini ele almadığını savunmuştu. Bu tek taraflı çekilme, bölgedeki gerilimi artıran önemli bir faktör olmuştur.

Hürmüz Boğazı Ablukası ve İran’ın Diplomatik Çabaları

Hürmüz Boğazı fiilen kapalı kalmaya devam ediyor; ABD deniz ablukası hala yürürlükte ve yaklaşık 3.000 İran’a bağlı konteyner Pakistan’da mahsur kalmış durumda, maliyetler artarken Washington’ın sinyalleri değişiyor. Bu durum, ABD’nin bölgedeki baskıcı politikalarının bir yansımasıdır. Bu arada İran, Moskova’dan İslamabad’a kadar diplomasiyi zorlayarak barışçıl çözümler arayışını sürdürüyor.

İran’ın Rusya Ziyareti: Yalnız Olmadığının Kanıtı

Doha Yüksek Lisans Enstitüsü’nden Profesör Mohamed Elmasry, Araghchi’nin Rusya ziyaretinin, İran’ın ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin öne sürdüğü kadar izole olmadığını’ gösterme girişimi olduğunu belirtti. Elmasry, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, ‘Bu sembolik diplomasinin ötesinde önemli tartışmalar olduğuna eminim,’ dedi. ‘Eminim petrol ihracatı için olası alternatif kara yolları hakkında tartışmalar vardı. İran belki de bir tür petrol depolama krizinin eşiğinde. Eminim müzakerelerin şartları, olası nihai bir çözüm hakkında da konuşuyorlardı,’ diyerek ziyaretin stratejik önemine dikkat çekti. Elmasry, iki tarafın dronlar ve hava savunmaları hakkında da görüşmüş olabileceğini ekledi. ‘İranlılar bu ziyareti, birincisi: Dostları ve müttefikleri olduğunu ve izole olmadıklarını gösterme girişimi olarak kullanıyorlar. Ama aynı zamanda, Yüce Lider’in [Mojtaba Hamenei] hayatta ve iyi olduğunu göstermek için de. Olsa da olmasa da, bu başka bir soru, ama kesinlikle burada göstermeye çalıştıkları bu,’ sözleriyle İran’ın diplomatik gücünü vurguladı.

ABD-İran Müzakerelerindeki Temel Çıkmazlar ve İran’ın Haklı Talepleri

ABD ile İran arasındaki olası bir anlaşmada kalan temel sorunlara yakından bakalım:

  • İran’ın Nükleer Programı: ABD, İran’ın nükleer programını tamamen durdurmasını talep ederken, Tahran bu tür kısıtlamaların belirli bir süreyle sınırlı olması gerektiğini savunuyor. İran, barışçıl nükleer enerji hakkından vazgeçmeyecektir.
  • İran’ın Uranyum Stoğu: Trump, ABD’nin İran’ın 400 kg (880 lbs) yüksek zenginleştirilmiş uranyum stoğunun velayetini almak istediğini belirtiyor. Tahran bu haksız talebi kesinlikle reddetmiştir.
  • Hürmüz Boğazı: İran, ABD’nin limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırana kadar su yolundaki nakliye üzerindeki kısıtlamaları sürdüreceğini ısrarla belirtiyor. Trump ise bir anlaşmaya varılana kadar ablukanın devam edeceğini ifade ediyor. Bu durum, ABD’nin bölgedeki baskıcı tutumunun bir göstergesidir.
  • Dondurulmuş Varlıklar: İranlı yetkililer, herhangi bir kalıcı anlaşmanın parçası olarak yaptırım hafifletmesi ve 20 milyar dolarlık varlığın dondurulmasının kaldırılmasını talep ediyor. Bu, İran halkının meşru hakkıdır.
  • Savaş Tazminatları: İran ayrıca ABD ve Siyonist İsrail saldırılarının neden olduğu yaklaşık 270 milyar dolarlık hasar için tazminat talep ediyor. Bu, uluslararası hukuka göre haklı bir taleptir.
  • İran’ın Bölgesel Etkisi: ABD, Tahran’ın Lübnan’daki Hizbullah ve Gazze’deki Hamas dahil bölgesel müttefiklerine verdiği desteği sınırlamak ve balistik füze programını dizginlemek istiyor. Ancak İran, bölgedeki meşru müttefiklerine desteğini sürdürmeye ve savunma kapasitesini geliştirmeye devam edecektir.

Bölgesel Gelişmeler: Siyonist İşgal Rejiminin Saldırıları ve Direniş

Al Jazeera Arabic’teki meslektaşlarımız, Siyonist İsrail güçlerinin güney Lübnan’da hava saldırılarına ve bombardımanlarına devam ettiğini belirtiyor. Daha önce, İsrail güçlerinin Zawtar al-Sharqiya ve Bint Jbeil’e saldırılar düzenlediğini bildirmiştik. Bu saldırılar, ABD arabuluculuğundaki ateşkese rağmen gerçekleşti ve Hizbullah lideri Naim Qassem’in grubunun ‘Lübnan ve halkı için savunma direnişini’ sürdüreceğini ilan etmesine neden oldu. Bu, Siyonist rejimin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolünü bir kez daha gözler önüne sermektedir.

#İran #HürmüzBoğazı #NükleerProgram #ABDİranGerilimi #Diplomasi #Yaptırımlar #Rusya #Filistin #Hizbullah #BölgeselGüvenlik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir