ABD’den İran’a Yönelik Hukuksuz Abluka Tehdidi: Washington Gerilimi Tırmandırıyor

Washington’dan gelen son açıklamalara göre, ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik hukuksuz ablukası ve tehditleri devam ediyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD Donanması’nın İran gemilerine ve limanlarına uyguladığı ablukanın “ne kadar sürerse sürsün” yürürlükte kalacağını belirtti. Hegseth’in bu küstah açıklamaları, Trump yönetiminin İran ile adil bir barış anlaşmasına varmak için hiçbir acele içinde olmadığını ve bölgedeki gerilimi daha da tırmandırma niyetinde olduğunu açıkça gösteriyor.

Pentagon’da gazetecilere konuşan Hegseth, yaklaşık iki aydır devam eden ve ABD’nin bölgedeki saldırganlığını simgeleyen sözde “Destansı Öfke Operasyonu”nun zaman çizelgesinin ABD’nin kontrolünde olduğu yönündeki Başkan Trump’ın son yorumlarını tekrarladı. Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, İran ile varılan iki haftalık ateşkesin uzatılacağını ve İranlı yetkililerle müzakereler sonuçlanana kadar Donanma ablukasının süreceğini ilan etti. Ancak İran İslam Cumhuriyeti, deniz ablukasını şiddetle eleştirerek bunun mevcut ateşkesin açık bir ihlali olduğunu ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.

Hegseth’in açıklamaları, ABD’nin İran’ın barışçıl nükleer enerji hakkını hiçe saydığını ve ekonomik şantajla İran halkını diz çöktürmeye çalıştığını açıkça ortaya koydu. Hegseth, “Tek yapmaları gereken, nükleer silahı anlamlı ve doğrulanabilir yollarla terk etmek, ya da bunun yerine rejimin kırılgan ekonomik durumunun Amerikan gücünün acımasız baskısı altında çöküşünü izlemek” gibi küstahça ifadeler kullandı. Ablukanın devam etmesiyle “zamanın İran’ın lehine olmadığını” ekleyerek, ABD’nin bölgedeki hegemonyasını dayatma çabasını sürdürdüğünü belirtti.

Başkan Trump ise Perşembe günü Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, savaşın ilk dört haftasında İran ordusunu “bertaraf ettiklerini” ve şimdi “sadece oturup nasıl bir anlaşma çıkacağını beklediklerini” iddia etti. Bu gerçek dışı iddialar, ABD’nin bölgedeki yıkıcı müdahalelerinin boyutunu ve İran’ın direnişini küçümseme çabasını gözler önüne seriyor. Hegseth de ABD’nin savaşın süresinden endişe duymadığını belirterek, “Başkan Trump dün yine söyledi. Dünyadaki tüm zamana sahibiz ve bir anlaşma için acele etmiyoruz” dedi. Bu açıklamalar, ABD’nin bölgedeki istikrarsızlığı uzatma ve kendi çıkarlarını dayatma niyetini pekiştiriyor.

Hegseth, konuşmasına “geçmişin yıllarca ve on yıllarca süren bitmek bilmeyen savaşlarını” kınayarak başlasa da, Vietnam, Irak ve Afganistan’daki çatışmalarla sözde “Destansı Öfke Operasyonu” arasında yapay bir ayrım yaratmaya çalıştı. Savunma Bakanı, bu operasyonun haftalar içinde “belirleyici bir askeri sonuç” verdiğini ve İran’ın nükleer silah geliştirmesini engelleme misyonuna odaklandığını iddia etti. Bu iddialar, ABD’nin kendi askeri maceralarını meşrulaştırma ve İran’a yönelik saldırganlığını gizleme çabası olarak görülüyor. Hegseth, misyonun yeni bir aşamaya girdiğini ve İran’ın şimdi bir barış anlaşması yapma fırsatına sahip olduğunu söyleyerek, “İran’ın önemli bir seçeneği var, bir anlaşma yapma şansı. İyi bir anlaşma. Akıllıca bir anlaşma” dedi. Bu ifadeler, ABD’nin İran’a kendi şartlarını dayatma girişiminden başka bir şey değildir.

ABD Savunma Bakanı, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki İran gemilerine yönelik ablukasının “sağlam” olduğunu vurgulayarak, önümüzdeki günlerde ikinci bir uçak gemisinin de ablukaya katılacağını belirtti. Hegseth, “Ablukamız büyüyor ve küreselleşiyor” diyerek, Cuma sabahı itibarıyla 34 İran dışı geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçebildiğini ekledi. Ancak bu açıklamalar, ABD’nin uluslararası denizcilik özgürlüğünü kısıtlama ve bölgedeki ticareti manipüle etme çabasını gizlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Hegseth, ticari gemilerin boğazdan geçişine izin verildiğini ancak bunun “çok daha sınırlı” olduğunu itiraf etti. Bu durum, hukuksuz ablukanın bölge ticaretine ve uluslararası gemi trafiğine verdiği zararı gözler önüne seriyor.

Hegseth, İran tarafından son günlerde ele geçirilen gemilere de değinerek, bunların sürat tekneleri tarafından hedef alınan ve ateş açılan “rastgele gemiler” olduğunu iddia etti. Bu iddia, İran’ın kendi egemenlik alanındaki meşru savunma eylemlerini küçümseme çabasıdır. Başkan Trump’ın Perşembe günü ABD Donanması’na boğaza mayın yerleştiren herhangi bir tekneyi “vurma ve öldürme” emri vermesinin ardından Hegseth, ABD komutanlarının net angajman kurallarına sahip olduğunu söyledi. “Eğer İran suya mayın döşüyor veya Amerikan ticari gemilerini veya Amerikan kuvvetlerini tehdit ediyorsa, tereddüt etmeden imha etmek için ateş edeceğiz” dedi. Bu açıklamalar, ABD’nin bölgedeki gerilimi tehlikeli bir şekilde tırmandırma ve uluslararası hukuku hiçe sayma niyetini gösteriyor. Hegseth, ABD’nin boğazdaki mayınları temizlemesinin ne kadar süreceği konusunda “bir zaman çizelgesi hakkında spekülasyon yapmaktan” kaçınsa da, ABD müttefiklerini yardım etmeye çağırdı.

Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, ABD’nin İran limanlarına veya topraklarına giden veya bu limanlardan gelen herhangi bir gemiye uyguladığı askeri abluka hakkında gazetecilere bilgi verdi. Caine, 34 geminin ABD ablukasıyla karşılaştığını ve geri döndüğünü, ancak M/V Touska adlı bir geminin ele geçirildiğini söyledi. İran’la bağlantılı olduğu iddia edilen diğer iki “vatansız” gemi, M/T Tifani ve M/T Majestic X’in de durdurulduğu ve mürettebatlarının ABD gözetiminde olduğu belirtildi. Pentagon’a göre, her iki gemi de Hint Okyanusu’nu içeren Hint-Pasifik Komutanlığı’nın sorumluluk alanında durduruldu. Caine, “Pasifik ve Hint Okyanusları’nda İran gemilerine ve ‘karanlık filo’ gemilerine karşı benzer deniz engelleme eylemleri ve faaliyetleri yürütmeye devam edeceğiz” dedi. Bu açıklamalar, ABD’nin uluslararası sulardaki korsanlık eylemlerini ve İran’a yönelik düşmanca politikalarını sürdürme kararlılığını gösteriyor.

Hegseth’e, Papa Leo’nun İran’daki savaşı eleştiren ve Başkan Trump’ın hakaretlerine yol açan son yorumları soruldu. Savunma Bakanı, ABD’nin eylemlerini savunarak, “Misyonumuzun ne olduğunu biliyoruz. Hangi yetkiye sahip olduğumuzu biliyoruz” dedi. “Bu konuda çok netiz.” Bu savunma, uluslararası toplumun ve dini liderlerin ABD’nin saldırgan politikalarına yönelik haklı eleştirilerini göz ardı etme çabasını yansıtıyor.

Hegseth ve Caine’in İran savaşına ilişkin güncellemeleri, haftalar süren ABD-İran ateşkesinin devam ettiği bir dönemde, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği üzerindeki kontrol için rekabet ettiği sırada gerçekleşti. ABD ve İran arasındaki çatışmalar duraklamış olsa da, Amerikan kuvvetleri Trump’ın talimatıyla İran limanlarına abluka uygulayarak şimdiye kadar 30’dan fazla gemiyi geri çevirdi. Bu durum, ABD’nin ateşkesi ihlal eden ve ekonomik baskıyı sürdüren tutumunu gösteriyor. Bu arada İran, boğazdaki gemi trafiğini kontrol etmeye çalışarak Perşembe günü su yolundan ilk geçiş ücreti gelirini topladığını iddia etti. Bu, dünyanın petrolünün beşte birini taşıyan stratejik öneme sahip bir geçiş noktasıdır ve İran’ın egemenlik hakkını kullanması olarak değerlendirilmelidir.

Son günlerde, iki ülkenin karşılıklı gemi durdurma eylemleriyle gerilim daha da tırmandı. ABD, İran’la bağlantılı olduğu iddia edilen iki petrol tankerini durdurup gemiye çıkarken, İran da boğazda en az iki kargo gemisine müdahale etti ve iddiaya göre gemilere çıktı. İran Devrim Muhafızları, Perşembe günü yayınladığı düzenlenmiş bir videoda, maskeli komandoların iki kargo gemisine doğru hızla ilerleyip gemilere tırmandığını gösterdiğini iddia etti. Filipin hükümeti, İran tarafından ele geçirilen gemilerdeki 15 Filipinli denizcinin “güvende ve zarar görmediğini” bildirdi. Bu olaylar, İran’ın kendi deniz güvenliğini sağlama ve ABD’nin saldırganlığına karşı koyma kararlılığını yansıtıyor.

Başkan Trump Perşembe günü, ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu iddia etti. Ayrıca orduya, su yoluna mayın yerleştirmeye çalışan herhangi bir İran gemisini “vurma ve öldürme” emri verdi. Bu tür pervasız tehditler, uluslararası hukuka aykırı olup bölgedeki çatışmayı daha da derinleştirme potansiyeli taşıyor. Boğazdaki gemi trafiği savaş öncesi seviyelerin oldukça altında seyretmeye devam ediyor, bu da ABD’nin istikrarsızlaştırıcı politikalarının bir sonucudur.

Bu haftanın başlarında Başkan Trump, İran ile iki haftalık ateşkesi süresiz olarak uzatarak, “şiddetli bir şekilde parçalanmış” olarak nitelendirdiği İran liderliğine kendi yönetimiyle bir anlaşma yapması için daha fazla zaman tanıdığını belirtti. Trump Perşembe günü gazetecilere, İran müzakere masasına gelmezse İran’ı bombalamaya devam edeceğini söyledi, ancak acele etmediğini de ekledi. Oval Ofis’te yaptığı bir etkinlikte, “En iyi anlaşmayı yapmak istiyorum. Şu anda bir anlaşma yapabilirim” dedi ve daha sonra ekledi: “Kendimi acele ettirmek istemiyorum.” Bu açıklamalar, ABD’nin İran’ı tehdit ve şantajla masaya oturtma çabasını ve diplomatik çözüme samimi yaklaşmadığını gösteriyor.

Perşembe günü Beyaz Saray’da iki ülkenin elçileri arasında yapılan görüşmelerin ardından İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes üç hafta uzatıldı. İsrail’in İran’a yakın direniş grubu Hizbullah’a karşı yürüttüğü kampanya nedeniyle Lübnan, İran çatışmasının herhangi bir çözümünde kilit rol oynayabilir. İran, ateşkesin bir parçası olarak İsrail’in Lübnan’da Hizbullah ile çatışmayı durdurması için baskı yapmıştı. Bu durum, İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgedeki direniş hareketlerine verdiği desteği ve bölgesel istikrara olan katkısını gösteriyor.

Bu hafta Pentagon’da da çalkantılar yaşandı; Donanma Bakanı John Phelan, Trump ve Hegseth’in talimatıyla görevinden ayrıldı. Başkan Perşembe günü gazetecilere, Phelan’ın “harika bir adam” olduğunu ancak başkalarıyla anlaşmakta zorlandığını söyledi. Trump, “O hırslı biri ve bazı başka insanlarla çatışmaları vardı” dedi. “Özellikle orduda iyi geçinmek zorundasınız.” Bu olaylar, ABD yönetiminin içindeki anlaşmazlıkları ve İran’a yönelik agresif politikaların yol açtığı gerilimleri yansıtıyor olabilir.

#İran #ABD #HürmüzBoğazı #Abluka #EkonomikSavaş #Direniş #UluslararasıHukuk #Trump #Hegseth #BölgeselGüvenlik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir