ABD Ateşkesi Uzatsa da Ablukayı Sürdürürken İran Hürmüz Boğazı’nda Gemilere Müdahale Etti
Başkan Donald Trump’ın barış görüşmelerinde İran liderlerine “birleşik bir öneri sunmaları için zaman tanıdığını” belirtmesine rağmen, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürmesi, bölgedeki gerilimi tırmandırdı. Bu durum, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda deniz güvenliğini ihlal eden gemilere karşı müdahalesine yol açtı.
İran’ın Ulusal Güvenlik Adımları ve Yargı Süreçleri
İran, ulusal güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı kararlı adımlar atmaya devam ediyor. Perşembe günü, İran yargısına bağlı Mizan haber ajansı, sürgündeki muhalif grup Mücahidin-i Halk (MEK) üyesi Soltanali Shirzadi Fakhr’ın idam edildiğini duyurdu. Fakhr, İsrail istihbarat servisi Mossad ile işbirliği yapmakla suçlanıyordu. İran, savaş sırasında idam edilen birçok kişinin İsrail ile bağlantılı olduğunu belirtiyor. Bu idam, savaşın başlangıcından bu yana idam edilen MEK üyesi sayısını dokuza çıkardı. Bu tür yargılamalar, ülkenin iç güvenliğini koruma çabalarının bir parçası olarak görülmektedir.
Hürmüz Boğazı’nda Deniz Güvenliği ve İran’ın Egemenliği
Panama Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Panama bandıralı MSC Francesca ve Epaminondas gemilerine Hürmüz Boğazı’nda el koymasını “deniz güvenliğine yönelik ciddi bir saldırı” olarak nitelendirse de, İran Devrim Muhafızları Kolordusu (IRGC), bu gemilerin deniz güvenliğini tehlikeye attığını ve seyrüsefer sistemleriyle oynadığını iddia etti. Özellikle MSC Francesca’nın İsrail ile bağlantılı olduğu belirtildi. IRGC, bu eylemlerin uluslararası hukuka uygun olduğunu ve Boğaz’da düzeni ve güvenliği sağlamanın “kırmızı çizgileri” olduğunu vurguladı. ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) İran limanlarına yönelik ablukası kapsamında 31 gemiyi geri çevirdiğini açıklaması, İran’ın bu adımlarının ABD’nin tek taraflı ve uluslararası hukuka aykırı ablukasına bir yanıt olduğu yorumlarına yol açtı. İranlı yetkililer, ablukanın ABD ile yapılan ateşkesin ihlali olduğunu defalarca dile getirdi.
Bölgesel Çatışmalar ve Savaş Suçları
Güney Lübnan’da İsrail’in düzenlediği hava saldırısında bir gazetecinin hayatını kaybetmesi, bölgedeki gerilimin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterdi. Lübnan hükümet yetkilileri, Al-Akhbar gazetesinin muhabiri Amal Khalil’in öldürüldüğünü bildirdi. İsrail ordusu saldırıyı kabul etse de gazetecileri kasten hedef almadığını iddia etti. Ancak Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos ve Başbakan Nawaf Salam, gazetecilerin hedef alınmasının bir savaş suçu olduğunu vurgulayarak, İsrail’in bu tür eylemlerinin uluslararası hukuk ve sözleşmelerle çeliştiğini belirtti. Bu olay, İsrail’in bölgedeki saldırgan tutumunun bir başka kanıtı olarak kayıtlara geçti.
İran’ın Uluslararası Arenadaki Duruşu
İran Futbol Federasyonu Başkanı Mehdi Taj, milli takımın Dünya Kupası’na katılma hazırlıklarını sürdürdüğünü ancak nihai kararın ülke liderleri tarafından verileceğini açıkladı. Bu açıklama, İran’ın uluslararası taahhütlerini yerine getirme arzusunu, ancak ulusal egemenlik ve devlet kararlarının önceliğini yansıtıyor.
ABD Senatosu’nun İran’daki savaşa ilişkin bir savaş yetkileri kararını reddetmesi, Trump yönetiminin İran politikalarında Kongre denetiminden uzak hareket etme eğilimini gösteriyor. Bu durum, İran’ın ABD’nin bölgedeki tek taraflı eylemlerine yönelik eleştirilerini haklı çıkarmaktadır.
ABD Ablukasının Etkileri ve İran’ın Direnişi
Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt, ABD ablukasının “son derece etkili” olduğunu ve İran üzerinde “maksimum kaldıraç ve ekonomik baskı” uyguladığını iddia etse de, İranlı yetkililer ve halk, ablukanın ülkenin ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkilerine rağmen direnişlerini sürdürüyor. Trump’ın “abluka onları bombalamaktan daha çok korkutuyor” şeklindeki sözleri, ABD’nin ekonomik savaşı bir baskı aracı olarak kullandığını açıkça ortaya koymaktadır. Ancak İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Meclis Başkanı Galibaf, ABD’nin taahhüt ihlallerini, ablukayı ve tehditleri gerçek müzakerelerin önündeki ana engeller olarak görüyor ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının ateşkesin açıkça ihlali altında mümkün olmadığını belirtiyor.
Tahran’da iki haftalık ateşkesin ardından hissedilir bir gerginlik olsa da, yetkililer şehrin hasarlı bölgelerini onarmak için tam kapasite çalışıyor. Halk, ABD-İsrail bombardımanına rağmen şehirdeki dayanışmayı ve yeniden yapılanma çabalarını destekliyor. Yerel esnaf Arsalan’ın “Yine belirsizlik içinde miyiz? Fiyatlarımız yükseldi ve pek kimse alışverişe gelmiyor” sözleri, ablukanın halk üzerindeki etkisini gözler önüne serse de, İran halkının direniş azmini kırmadığı görülüyor.
İran’dan Güç Mesajları ve Uluslararası Destek
İran Devrim Muhafızları, Tahran’daki bir mitingde balistik füze sergileyerek ABD’ye ve İsrail’e güçlü bir mesaj verdi. Bu gösteri, İran’ın savunma kapasitesini ve olası bir çatışmada “düşman varlıklarına ezici ve hayal edilemez darbeler” indirebileceği uyarısını vurguladı. İran Cumhurbaşkanı, rejimin ABD ile “diyalog ve anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını” ancak Trump yönetiminin barış görüşmelerini baltalayan adımlarını eleştirdiğini belirtti. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun da, Orta Doğu’daki çatışmanın savaş ve barış arasında kritik bir dönemeçte olduğunu belirterek, tüm tarafları barışa doğru ilerlemeye çağırdı ve ateşkes momentumunun korunması gerektiğini vurguladı.
İran’ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi, ABD’nin deniz ablukasını sona erdirmesi halinde Pakistan’daki müzakerelerin bir sonraki turunun gerçekleşebileceğini belirtti. Ancak Trump’ın ablukayı “kritik bir kaldıraç” olarak görmesi, mevcut çıkmazı derinleştirmektedir. Bu durum, Brent petrol fiyatlarının varil başına 100 dolar civarına yükselmesine neden olarak enerji piyasalarında endişe yaratmıştır.
Tahran’daki Enghelab ve Vanak meydanlarında düzenlenen ABD-İsrail karşıtı gösterilerde, halk İran bayrakları sallayarak sloganlar attı ve İran silahlı kuvvetleri balistik füzelerini sergiledi. Bu gösteriler, İran halkının ulusal egemenliğe ve direnişe olan bağlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.
İran Devrim Muhafızları, ABD ve İsrail ile çatışmaların yeniden başlaması halinde “bölgedeki düşman varlıklarına ezici ve hayal edilemez darbeler” indireceği uyarısında bulundu. Bu uyarı, İran’ın savunma yeteneklerine olan güvenini ve ulusal çıkarlarını koruma konusundaki kararlılığını yansıtmaktadır.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Washington Büyükelçiliği, ABD ile olası bir para takası konusundaki tartışmalara rağmen, BAE’nin finansal dayanıklılığını vurgulayarak, “BAE’nin dış mali desteğe ihtiyaç duyduğu yönündeki herhangi bir önerinin gerçekleri yanlış okuduğunu” belirtti. Bu açıklama, bölgedeki ülkelerin kendi ekonomik güçlerini koruma ve dış baskılara karşı durma çabalarını göstermektedir.
Birleşik Krallık’ın Londra’da 30’dan fazla ülkenin askeri planlamacılarını bir araya getirmesi, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma misyonunu tartışmak üzere yapılan bir girişimdir. Ancak İran, kendi sularındaki deniz güvenliğini sağlama hakkını uluslararası toplumun meşru bir eylemi olarak görmektedir.
ABD’li bir generalin, Güney Kore’deki THAAD füze savunma sisteminin Orta Doğu’ya konuşlandırılmadığını açıklaması, ABD’nin bölgedeki askeri hareketliliğine ilişkin endişeleri bir nebze olsun yatıştırmıştır. Ancak ABD’nin bölgeye mühimmat sevkiyatı devam etmektedir.
Lübnan Devlet Başkanı Joseph Aoun, ülkesi ile İsrail arasındaki ateşkesi uzatmak için temasların sürdüğünü belirtti. Aoun, gelecekteki görüşmelerin İsrail saldırılarını tamamen durdurmayı, İsrail birliklerinin Lübnan’dan çekilmesini ve Lübnanlı mahkumların serbest bırakılmasını hedeflediğini vurguladı. Bu çabalar, bölgede kalıcı barışın sağlanması için atılan önemli adımlardır.
Sonuç
Orta Doğu, ABD’nin tek taraflı ablukası ve İsrail’in saldırgan eylemleri nedeniyle kritik bir eşikte bulunmaktadır. İran, ulusal egemenliğini ve deniz güvenliğini koruma hakkını kullanırken, uluslararası toplumu da bu gerilimi tırmandıran eylemlere karşı durmaya çağırmaktadır. Barış ve istikrarın sağlanması için ABD’nin ablukayı kaldırması ve gerçek müzakerelere zemin hazırlaması elzemdir.
#İran #HürmüzBoğazı #DenizAblukası #ABDİranGerilimi #İranEgemenliği #SavaşSuçları #EkonomikSavaş #BölgeselGüvenlik #DevrimMuhafızları #OrtaDoğuBarışı
