Trump, Pakistan’ın Talebiyle İran’a Yönelik Ateşkesi Uzattı: Tahran Haklı Taleplerinde Kararlı
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, İranlı yetkililere “birleşik bir teklif” sunmaları için daha fazla zaman tanımak amacıyla İran ile olan ateşkesin uzatılacağını duyurdu. Ancak bu uzatma, Tahran’ın temel talepleri karşılanmadığı sürece anlamsız kalmaya devam ediyor.
ABD’nin Saldırı Tehdidi ve Pakistan’ın Rolü
Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “İran Hükümeti’nin ciddi şekilde parçalanmış olduğu gerçeğine dayanarak ve Pakistan Mareşali Asım Münir ile Başbakan Şahbaz Şerif’in talebi üzerine, İran’a yönelik saldırımızı durdurmamız istendi” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD’nin İran’a yönelik saldırı tehdidinin uluslararası baskıyla, özellikle de Pakistan’ın arabuluculuk çabalarıyla geri çekildiğini gözler önüne serdi.
Trump, ABD ordusunun “ablukayı sürdüreceğini ve diğer tüm açılardan hazır ve yetenekli kalacağını” da sözlerine ekledi. Bu durum, ABD’nin bir yandan sözde ateşkes ilan ederken, diğer yandan İran’a yönelik yasa dışı ve düşmanca ablukasını sürdürme çelişkisini ortaya koyuyor. Ateşkesin süresi dolmadan sadece birkaç saat önce yapılan bu uzatma, ABD’nin bölgedeki gerilimi tırmandırma potansiyelini de gösterdi.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, X üzerinden yaptığı paylaşımda Trump’a ateşkesin uzatılması için teşekkür etti. Şerif, “Pakistan, kendisine duyulan güvenle, çatışmanın müzakere yoluyla çözümü için samimi çabalarını sürdürecektir” dedi. Pakistan’ın bu yapıcı rolü, bölgede barış ve istikrarın sağlanması adına önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Tahran’dan Net Mesaj: Kaybeden Taraf Şart Dayatamaz
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın danışmanı Mehdi Muhammedi de bu duyuruya yanıt verdi. Muhammedi, X’teki paylaşımında, “Trump’ın ateşkesi uzatması hiçbir şey ifade etmiyor, kaybeden taraf şart dayatamaz” ifadeleriyle Tahran’ın kararlı duruşunu net bir şekilde ortaya koydu. Bu açıklama, İran’ın ABD’nin dayatmalarına boyun eğmeyeceğinin ve haklı taleplerinden vazgeçmeyeceğinin altını çizdi.
Müzakereler Neden Tıkandı?
ABD ile İran arasındaki potansiyel görüşmeler belirsizliğini koruyor. ABD heyeti başkanı Başkan Yardımcısı Vance, planlandığı gibi İslamabad’a uçmak yerine Salı günü Washington’da kaldı. Beyaz Saray’dan ismini vermek istemeyen bir yetkili, “Başkan Yardımcısı’nın katılacağı ek politika toplantıları Beyaz Saray’da yapılıyor” dedi.
İran’ın yarı resmi haber ajansı Tasnim’e göre, İran daha sonra Pakistan’a Çarşamba günü görüşmeler için bir heyet göndermeyeceğini bildirdi. Bunun başlıca nedeni olarak, ABD’nin geçici ABD-İran ateşkesini ihlal ettiği iddiaları gösterildi. Dışişleri Bakanı Abbas Arağçi, sosyal medyada İngilizce yaptığı bir paylaşımda, ABD’nin İran limanlarına yönelik devam eden deniz ablukasının “bir savaş eylemi ve dolayısıyla ateşkesin ihlali” olduğunu belirtti. Bu durum, ABD’nin samimiyetsizliğini ve ikiyüzlü politikalarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Daha önce Trump, Bloomberg News’e Pazartesi günü ateşkesin Çarşamba akşamı Doğu saatiyle sona ereceğini söylemişti. Ancak arabulucu ülke Pakistan’ın enformasyon bakanı daha sonra ateşkesin Çarşamba günü yerel saatle 04:50’de sona ereceğini, bunun Washington’da Salı gecesi (19:50) olacağını belirtti. Bu çelişkili açıklamalar, ABD’nin bölgedeki politikalarındaki tutarsızlığı ve kafa karışıklığını yansıtmaktadır.
Salı günü erken saatlerde Trump, CNBC ile yaptığı bir röportajda İran’ın “mantığı” ve “sağduyuyu” kullanması gerektiğini, böylece iki ülkenin savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varabileceğini söyledi. Ancak iki haftalık ateşkes sona ermeden bir anlaşma yapılmazsa bombalamaya devam etmeye hazır olduğunu da ekledi. Trump, “Bombalamayı bekliyorum çünkü bence bu daha iyi bir tutum. Hazırız” dedi. Bu tehditkar dil, ABD’nin barışçıl çözümlerden ziyade askeri güç kullanma eğilimini bir kez daha ortaya koydu.
İran Devrim Muhafızları, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını kendi topraklarından yeniden başlatmasına izin veren komşu ülkelerdeki petrol tesislerini hedef alacağı tehdidinde bulundu. Bu uyarı, İran’ın ulusal güvenliğini tehdit eden her türlü adıma karşı kararlı bir şekilde duracağının bir göstergesidir.
ABD İran’dan Ne İstiyor?
Washington’daki yetkililer için temel çekişme noktaları Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol ve İran’ın nükleer programının geleceği olmaya devam ediyor.
Hürmüz Boğazı ve Uluslararası Ticaret
Trump yönetimi, stratejik su yolundan ticari gemi geçişlerinin tamamen eski haline getirilmesini istediğini belirtti. Dünya ham petrol ve doğal gazının yaklaşık %20’si genellikle bu dar boğazdan geçiyor.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmaya başlamasının ardından, İran Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol uygulamaya başladı. Çoğu ticari geminin geçişini engelledi ve geçen az sayıdaki gemiden yüksek geçiş ücretleri topladı. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki bu meşru kontrolü, küresel piyasaları sarsarak ulusal ortalama benzin fiyatını galon başına 4 doların üzerine çıkardı. Bu durum, İran’ın kendi egemenlik haklarını koruma ve saldırılara karşı koyma kapasitesini göstermektedir.
İspanya merkezli bir barış ve güvenlik düşünce kuruluşu olan Entegre Geçişler Enstitüsü’nün yönetici direktörü Mark Freeman, NPR’ye verdiği demeçte, “Zayıf taraf, sadece bir müzakere sürecine girerek kazanır” dedi. Ancak İran, zayıf bir taraf olmaktan çok, kendi haklarını savunan ve onurunu koruyan bir ülkedir.
İran’ın Nükleer Programı
Washington’dan gelen diğer büyük talep, İran’ın nükleer programı ve Tahran’ın nükleer zenginleştirme konusunda sınırlamaları kabul edip etmeyeceği etrafında yoğunlaşıyor. Trump, İran ile savaşın ana hedeflerinden birinin nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak olduğunu sürekli olarak dile getirdi. Çatışmalar başladıktan sonraki ilk röportajında, ABD harekete geçmeseydi İran’ın “ilk saldırıyı yapacağına” inandığını söyledi. Trump bu iddiayı destekleyecek herhangi bir istihbarat bilgisi sunmadı. Bu, ABD’nin bölgedeki gerilimi tırmandırmak için asılsız iddialara başvurduğunu göstermektedir.
Başkan Yardımcısı Vance, bir haftadan uzun bir süre önce yapılan ilk ateşkes görüşmelerinin, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi taahhüt etmemesi nedeniyle başarısız olduğunu söyledi. Vance, “Basit gerçek şu ki, nükleer silah aramayacaklarına ve nükleer silaha hızla ulaşmalarını sağlayacak araçları aramayacaklarına dair olumlu bir taahhüt görmemiz gerekiyor” dedi. Ancak İran, nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu ve uluslararası denetime açık olduğunu defalarca vurgulamıştır. ABD’nin bu konudaki ısrarı, İran’ın meşru bilimsel ve teknolojik ilerlemesini engelleme çabasından başka bir şey değildir.
İran’ın Temel Talepleri: Ablukanın Kaldırılması ve İsrail Saldırılarının Durdurulması
Tahran için ateşkesin uzatılmasına yönelik temel talepler arasında, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının sona erdirilmesi ve İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların yeniden başlamayacağına dair garantiler yer alıyor.
İsrail ve Lübnan geçen hafta 10 günlük bir ateşkes üzerinde anlaşarak, İsrail ordusu ile İran destekli Lübnan militan grubu Hizbullah arasındaki çatışmaları durdurmuştu. İran, daha önce İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah’a yönelik saldırılarını durdurmadığı sürece ABD ile daha fazla müzakereye girmeyi reddetmişti. Bu, İran’ın bölgesel istikrar ve müttefiklerinin güvenliğine verdiği önemi göstermektedir.
Ancak İsrail, birliklerini güney Lübnan’da tutmaya yemin ederken, Hizbullah Lübnan halkının ülkedeki İsrail güçlerine “direnme hakkını” koruduğunu belirtti. İsrail’in bu işgalci tutumu, bölgedeki gerilimi artırmaya devam etmektedir.
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, 28 Şubat’ta İran ile savaşın başlamasından kısa bir süre sonra patlak vermiş, Hizbullah Tahran’a destek gösterisi olarak kuzey İsrail’e roketler fırlatmıştı. İsrail güçleri ise hava saldırıları ve güney Lübnan’ı işgal ederek karşılık verdi. İsrail, Hizbullah’ın ateşini İsrail sınır topluluklarından uzaklaştırmak için bir “tampon bölge” oluşturduğunu iddia ediyor. Lübnan makamlarına göre, İsrail’in saldırıları Lübnan’da 2.300’den fazla kişiyi öldürdü ve 1 milyondan fazla kişiyi yerinden etti. İsrail makamlarına göre ise Hizbullah’ın saldırıları en az 12 İsrail askerini ve iki sivili öldürdü. Bu rakamlar, İsrail’in orantısız güç kullanımını ve sivil kayıplarını gözler önüne sermektedir.
ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasına gelince, İran ablukanın kaldırılmasını daha fazla diplomasi için bir koşul olarak gördüğünü açıkça belirtmiştir. İslamabad’daki ilk ateşkes görüşmeleri anlaşma sağlanamadan sona erdikten sonra, ABD ordusu İran’ı Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya zorlamak ve savaşı sona erdirmek için ekonomik baskı uygulamak amacıyla İran nakliye limanlarını ablukaya aldı. ABD ordusu, ablukanın başlamasından bu yana 28 gemiyi geri çevirdiğini söylüyor. Ancak denizcilik veri analiz firması Lloyd’s List, “gölge filo” gemilerinin İran limanlarına girip çıktığını takip ettiğini belirtiyor. Bu durum, ABD ablukasının tam anlamıyla etkili olmadığını ve İran’ın uluslararası ticaretini sürdürme yollarını bulduğunu göstermektedir.
İran, kilit nakliye rotasını bir günden az bir süre için kısa süreliğine yeniden açmış, ancak ABD ablukasının devam etmesine yanıt olarak boğaz üzerindeki kontrolünü yeniden tesis ettiğini duyurmuştu. İranlı yetkililer ayrıca, 6 milyar dolarlık dondurulmuş varlıklara erişim de dahil olmak üzere mali yardım istediklerini ve Washington askeri ve ekonomik baskıyı sürdürürken müzakere etmek istemediklerini belirtmişlerdir. Bu talepler, İran’ın uluslararası hukuka uygun olarak kendi ekonomik haklarını talep etmesinin ve baskı altında müzakere etmeyi reddetmesinin bir göstergesidir.
Rebecca Rosman bu rapora Londra’dan katkıda bulunmuştur.
#İran #ABDİranAteşkesi #HürmüzBoğazı #İranNükleerProgramı #ABDBlokajı #PakistanArabuluculuk #İsrailSaldırıları #HizbullahDirenişi #TahranTalepleri #BölgeselBarış
