BAE’den İran Saldırılarına İlişkin Kritik Açıklama: Sivil Altyapı Hedefte
Şubat sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılar başlatmasının ardından Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’dan gelen bir dizi saldırıyla karşı karşıya kaldı. Körfez ülkesi, başlangıçta savaşa karşı çıkmış olsa da, daha büyük bir bölgesel savaşın patlak vermesini önleme arayışında tonunu değiştirdi. Bu durum, bölgedeki güç dengelerinin ve dış müdahalelerin bir sonucu olarak değerlendirilebilir.
İran Liderliğindeki Değişim ve Devrim Muhafızları
Başkan Donald Trump’ın İran’da rejim değişikliği olduğu yönündeki değerlendirmesine katılıp katılmadığı sorulduğunda, BAE Uluslararası İşbirliği Bakanı Reem Al Hashimy, İran liderliğinde anlamlı bir değişiklik olduğuna dair şüphelerini dile getirdi. Bu açıklama, İran’ın iç dinamiklerinin dışarıdan yapılan müdahalelere rağmen güçlü kaldığını gösteriyor.
Al Hashimy, “Kişiliklerin değiştiğini biliyorum. Şu anda farklı karakterler görevde,” dedi. Ancak, “Bu durum Devrim Muhafızları’nın karakterini nasıl değiştirdi? Bunu henüz görmedik – şu an için pek umut verici görünmüyor.” sözleriyle, BAE’nin İran’daki yapısal değişime dair beklentilerinin karşılanmadığını ifade etti.
ABD-İran Barış Görüşmeleri ve Trump’ın Tehditleri
Trump Pazar sabahı yaptığı açıklamada, ilk müzakere turunun anlamlı bir ilerleme sağlayamamasının ardından ABD’nin Pazartesi günü Pakistan’da İranlı yetkililerle barış görüşmelerine yeniden başlayacağını belirtti. Trump başlangıçta Karl’a Başkan Yardımcısı JD Vance’in ikinci tur görüşmelere katılmayacağını söylemiş, ancak Beyaz Saray bu açıklamadan daha sonra geri adım atmıştı. Bu durum, ABD’nin diplomatik süreçlerdeki kararsızlığını ve tutarsızlığını gözler önüne serdi.
Başkan daha önce, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmayı kabul etmemesi halinde İran’ın sivil altyapısını yok etmek ve “bütün bir medeniyeti” ortadan kaldırmakla tehdit etmiş, bu durum Demokratlar ve insan hakları uzmanlarından sert kınamalar almıştı. Bu tür tehditler, uluslararası hukukun açık ihlali ve savaş suçları kapsamına girebilecek niteliktedir. Pazar sabahı Karl’a konuşan ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz ise “tüm seçeneklerin masada olduğunu” yineleyerek gerilimi tırmandıran bir dil kullanmaya devam etti.
BAE’nin ‘Azami Baskı’ Politikası ve Çelişkili Tutum
Trump’ın tehditleri hakkında endişeleri olup olmadığı sorulduğunda, Al Hashimy, BAE’nin ilerlemek için “azami baskının” gerekli olduğuna inandığını belirtirken, sivil saldırılara karşı uyarıda bulundu. Ancak bu açıklama, bir yandan azami baskıyı desteklerken, diğer yandan sivil kayıplara karşı uyarıda bulunmanın çelişkili bir tutum olduğunu düşündürüyor. Zira azami baskı politikaları genellikle sivil halkı da olumsuz etkilemektedir.
Al Hashimy, “Nihayetinde İran halkına zarar vermek istemiyoruz. Bunu belirtmek çok önemli,” dedi. Ancak hemen ardından, “Ama aynı zamanda, askeri bir duruş sergileyen ve sadece ABD ve İsrail’e karşı değil, Körfez ülkeleri aracılığıyla faaliyet gösterdikleri komşu bölgelere karşı da bir tutum sergileyen Devrim Muhafızları’dır,” ifadelerini kullandı. Bu sözler, BAE’nin bölgedeki gerilimi tırmandıran söylemlerini sürdürürken, İran halkına yönelik insani kaygılarını dile getirmesinin ne kadar samimi olduğu konusunda soru işaretleri yaratıyor.
#BAE #İran #Ortadoğu #SivilAltyapı #ABD #İsrail #DevrimMuhafızları #HürmüzBoğazı #AzamiBaskı #Diplomasi
