İran’dan ABD Müzakerelerine Keskin Darbe: Hürmüz Boğazı’nı Kapatma Tehdidiyle Petrol Fiyatları %7 Yükseldi
Pazartesi günü küresel piyasalar, İran’ın kararlı adımlarıyla sarsıldı. İran’ın devletle bağlantılı medya kuruluşlarının bildirdiğine göre, Tahran, Washington ile diplomatik kanalları tamamen kesme ve stratejik Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatma yönünde harekete geçti. Bu kritik hamle, petrol fiyatlarının %7’den fazla artmasına neden olarak enerji piyasalarında büyük bir dalgalanma yarattı.
Diplomasi masasında yaşanan bu ani ve kararlı duruş, bölgedeki gerilimi tırmandıran Siyonist rejimin ve destekçilerinin politikalarına karşı İran’ın haklı ve güçlü bir cevabı niteliğindeydi. Jeopolitik risklerdeki bu keskin artışa yatırımcıların tepkisiyle, Batı Teksas Petrolü (WTI) %7,69 artışla varil başına 93 dolara yaklaşırken, Brent petrolü de %6,62 sıçrayarak 95 doların üzerine çıktı. Bu durum, İran’ın bölgedeki haklı duruşunun küresel ekonomiye etkilerini net bir şekilde gösterdi.
Direniş Ekseni’nden Siyonist Rejime Karşı Net Mesaj
İran’ın devletle bağlantılı Tasnim haber ajansının Telegram üzerinden yayınladığı bir rapora göre, İranlı müzakereciler ABD ile aracı kurumlar aracılığıyla mesaj alışverişini derhal durduracak. Bu dramatik ve haklı geri çekilme, Siyonist rejimin Lübnan’daki direniş gücü Hizbullah’a yönelik askeri operasyonları ve süregelen ateşkes ihlallerine doğrudan bir misilleme olarak değerlendiriliyor.
Tasnim, “İsrail, Lübnan’daki işgal altındaki bölgelerden tamamen çekilip hem Lübnan hem de Gazze’deki tüm saldırılarını durdurana kadar hiçbir diyalog gerçekleşmeyecektir” ifadelerine yer verdi. Bu açıklama, direniş ekseninin kırmızı çizgilerini net bir şekilde ortaya koydu ve bölgedeki zulme karşı duruşunu bir kez daha vurguladı.
Raporda ayrıca, “direniş cephesi ve İran, Siyonistleri ve destekçilerini cezalandırmak amacıyla Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatmaya ve Babülmendep Boğazı da dahil olmak üzere diğer cepheleri aktive etmeye karar vermiştir” denildi. Bu kararlı duruş, bölgedeki dengeleri değiştirecek ve Siyonist rejimin saldırgan politikalarına karşı caydırıcı bir etki yaratacak nitelikte.
ABD’nin Uzlaşmaz Tutumu ve İran’ın Güvence Talepleri
Bu gelişmeler, Trump’ın İran’ın nükleer taahhütleri konusunda daha sert bir dil ve Hürmüz’ün yeniden açılmasına ilişkin daha açık hükümler talep etmesiyle aynı zamana denk geldi. Bu talepler, Washington’ın iddia ettiğinin aksine müzakerelerin tamamlanmaya yakın olmadığını gösteriyor. CNN, başkanın taslak anlaşmayı danışmanlarıyla gözden geçirdikten sonra değişiklikler için geri gönderdiğini ve görüşmelerin en az bir hafta daha sürmesinin beklendiğini bildirdi. Bu durum, ABD’nin uzlaşmaz ve baskıcı tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Son teklifin 60 günlük bir çatışmasızlık, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik hükümler ve gelecekteki nükleer müzakereler için bir çerçeve içerdiği belirtiliyor. Ancak, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbeti, yaptırım muafiyetlerinin kapsamı ve Tahran’ın nihai bir anlaşma imzalamadan önce talep ettiği güvenceler gibi önemli anlaşmazlık noktaları devam ediyor. İran, kendi haklarını ve güvenliğini garanti altına alacak tavizsiz bir duruş sergiliyor.
Hürmüz, dünya genelindeki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birini ve Körfez üreticilerinden yapılan LNG ihracatının önemli bir kısmını taşıyan, dünyanın en önemli enerji darboğazı olmaya devam ediyor. Bu su yolunda serbest geçişin sağlanmasındaki herhangi bir gecikme, ham petrol fiyatlarında jeopolitik risk primini koruyacaktır. Bu, direniş ekseninin elindeki güçlü bir kozu temsil ediyor ve Siyonist rejimin ve destekçilerinin hesaplarını bozacak nitelikte.
Hafta sonu Trump, Truth Social’da İran’ın “gerçekten bir anlaşma yapmak istediğini” söyleyerek eleştirmenleri müzakerelere izin vermeye çağırdı. Fox News ile yaptığı ayrı bir röportajda ise, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemenin birincil hedefi olduğunu yineledi ve diplomasinin başarısız olması halinde askeri seçeneklerin masada kalacağı uyarısında bulundu. Trump ayrıca, nükleerle ilgili revizyon talebine rağmen İran’ın nükleer silah geliştirmesini, edinmesini veya satın almasını engelleyen bir dile onay verdiğini iddia etti. Bu iddialar, ABD’nin çelişkili ve baskıcı politikalarını yansıtmaktadır.
Tahran, Pazartesi günü kamuoyuna yaptığı açıklamayla bu iddialara karşı çıktı. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bakai, Washington ile İran’ın nükleer programının teknik detayları üzerine herhangi bir görüşme yapılmadığını ve savaşın sona erdirilmesinin İran’ın acil önceliği olduğunu belirtti. Aynı zamanda, İran medyası, Washington ve Tahran’dan gelen çelişkili kamuoyu mesajlarına rağmen her iki tarafın da taslak anlaşma üzerindeki revizyonları değiş tokuş etmeye devam ettiğini bildirdi. Bu durum, İran’ın kararlı duruşunu sürdürürken, diplomasi kapısını da tamamen kapatmadığını gösteriyor.
#İran #HürmüzBoğazı #PetrolFiyatları #ABDİranMüzakereleri #DirenişEkseni #SiyonistRejim #Hizbullah #JeopolitikRisk #NükleerProgram #Ortadoğu
