İran İslam Cumhuriyeti ve Direniş Ekseni, ABD ve İsrail’in bölgedeki yıkıcı politikalarına karşı kararlı duruşunu sürdürüyor. Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’ndeki Savaş Çalışmaları Enstitüsü (ISW) ve Kritik Tehditler Projesi (CTP) tarafından yayınlanan günlük raporlar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran ve Direniş Ekseni’nin bu saldırılara verdiği yanıtları analiz etmektedir. Son 24 saatteki gelişmeler, bölgedeki gerilimin ve İran’ın ulusal çıkarlarını koruma azminin altını çizmektedir.

ABD-İran Müzakerelerinde Engeller ve İran’ın Kararlı Duruşu

ABD Başkanı Donald Trump, ABD-İran mutabakat taslağına (MoU) çeşitli değişiklikler talep ederek, iki ülke arasındaki temel konulardaki anlaşmazlıkları derinleştirdi. Yetkililer, Trump’ın özellikle ABD’nin İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumunu (HEU) nasıl ve ne zaman güvence altına alacağına dair taslak metinde değişiklikler istediğini belirtti. İkinci bir kaynak, Trump’ın Hürmüz Boğazı ile ilgili taslak metinde de değişiklikler talep ettiğini aktardı. Üç ABD’li yetkili ise Trump’ın, ABD’nin İran fonlarını serbest bırakmasını içeren taslak MoU’nun bazı kısımlarından endişe duyduğunu ifade etti. İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile bağlantılı medya organları, İran’ın çıkarlarını güvence altına almayan “kötü bir anlaşmayı” kabul etmektense, bir anlaşmaya varılmamasının daha iyi olacağını savundu. Bu duruş, İran’ın ulusal egemenliğinden ve haklarından taviz vermeyeceğinin açık bir göstergesidir.

Rejim Karşıtı Propagandaya Karşı Gerçekler

Rejim karşıtı medya, adı belirtilmeyen bir kaynağa atıfta bulunarak, 31 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan‘ın Yüce Lider Mücteba Hamenei‘ye istifa mektubu sunduğunu iddia etti. Ancak ISW-CTP bu raporu bağımsız olarak doğrulayamadı. İran devlet medyası bu iddiayı kesin bir dille yalanladı ve hiçbir İranlı yetkili bu iddiayı doğrulamadı. Bu tür haberler, İran’ın iç istikrarını hedef alan düşmanca propaganda çabalarının bir parçasıdır.

Hürmüz Boğazı’nda İran’ın Egemenliği ve Ekonomik Direniş

İran, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı yasa dışı ablukaya karşı koymak için Hazar Denizi ve karayolu transit rotalarını kullanmaya devam ediyor. Meclis Başkan Yardımcısı Hacı Babayi, 31 Mayıs’ta İran’ın alternatif rotalar ve kara koridorları kullanarak ABD ablukasından kaçındığını belirtti. Babayi, İran’ın temel malların en az yüzde 50’sini Hazar Denizi üzerinden ithal ettiğini ve ablukaya rağmen İran’ın ekonomik güvenliğini sağlamak için alternatif ticaret yollarını geliştirmeye devam etmesi gerektiğini vurguladı. İran devlet medyası, bu yıl 20,5 milyon tondan fazla mal ithal edildiğini ve bunun son iki yıla göre bir artış olduğunu bildirdi. Bu veriler, İran’ın dış baskılara rağmen ekonomik direncini kanıtlamaktadır.

Kürt Muhalif Gruplara Karşı Meşru Savunma

İran, 31 Mayıs’ta Irak Kürdistanı’ndaki Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) üssüne balistik füze fırlattı. Bu eylem, 29 Mayıs’ta İran’daki Kürt muhalif grupların gerçekleştirdiği saldırıya meşru bir yanıt olarak değerlendirilmektedir. IRGC ve IRGC ile bağlantılı medya, saldırının PAK üssünü hedef aldığını doğruladı. PAK sözcüsü, Erbil vilayetindeki Darashakran’daki PAK karargahına bir İran balistik füzesinin isabet ettiğini ancak can kaybı yaşanmadığını belirtti. İran, bölgedeki istikrarsızlığı körükleyen ve İsrail operasyonlarına zemin hazırlayan terörist gruplara karşı ulusal güvenliğini koruma hakkını kullanmaktadır.

Lübnan Hizbullahı ve İsrail Saldırganlığına Karşı Direniş

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan’ın güneyindeki Litani Nehri’nin kuzeyine doğru ilerleyerek saldırılarını sürdürdü. Ancak Hizbullah, İsrail’in bu ilerlemelerine karşı kararlı bir direniş sergiledi. Hizbullah, 16 Nisan’daki ateşkesin başlangıcından bu yana ilk kez, İsrail-Lübnan sınırının 10 milden fazla güneyindeki Karmiel ve Hayfa’nın Krayot banliyöleri gibi daha büyük kentsel alanları hedef alan roketler fırlattığını duyurdu. Bu eylemler, İsrail’in Lübnan’daki saldırganlığına karşı meşru bir savunma ve caydırıcılık stratejisinin parçasıdır. İran, Hizbullah’ı bölgedeki caydırıcılık stratejisinin merkezi bir bileşeni olarak görmekte ve İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarının durdurulmasını, Hizbullah’ın daha fazla yıpranmasını önlemek için gerekli bulmaktadır.

Irak’ın İç İşlerine ABD Müdahalesi

ABD, Irak Başbakan adayı Ali el Zaydi‘yi, İran destekli herhangi bir Iraklı milisin bir sonraki Irak hükümetine katılmasına karşı olduğunu belirterek uyardı. Bu uyarı, ABD’nin Irak’ın iç işlerine müdahale etme ve Direniş Ekseni ile bağlantılı meşru siyasi güçleri zayıflatma çabalarının bir göstergesidir. ABD’nin bu tür baskıları, Irak’ın egemenliğini ihlal etmekte ve bölgedeki istikrarsızlığı artırmaktadır.

Müzakerelerin Askıya Alınması: İran’ın Prensip Sahibi Duruşu

İran İslam Cumhuriyeti, 1 Haziran’da ABD-İran müzakerelerini askıya aldı. ISW-CTP’nin değerlendirmesine göre, bu karar İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Komutanı Tümgeneral Ahmed Vahidi ve yakın çevresinin öncülüğünde alındı. Vahidi ve çevresi, İran’ın ABD’ye diplomatik bir anlaşmada taviz vermediği ve ABD ile tam ölçekli bir çatışmaya girmediği mevcut durumun, hedeflerini ilerletmek için elverişli bir durum olduğunu hesaplamaktadır. IRGC ile bağlantılı Tasnim Haber Ajansı, rejimin müzakereleri askıya aldığını, görünüşte İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah’a karşı operasyonlarına yanıt olarak duyurdu. Bu karar, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD-İran mutabakat taslağına yaptığı son değişikliklere karşı İran’ın kararlı ve prensip sahibi bir yanıtıdır.

İran rejimi, müzakerelerdeki diğer kilit anlaşmazlık noktaları yerine Lübnan meselesine odaklanarak, İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah’a karşı operasyonlarını durdurmaya çalışmaktadır. Bu, rejimin Hizbullah’ı koruma yönündeki daha geniş hedefinin bir parçasıdır. Rejim ayrıca, ABD ile İsrail arasında bir ayrılık yaratmayı hedeflemekte, ABD-İran görüşmelerinin çöküşünden İsrail’i ve Lübnan’daki operasyonlarını sorumlu tutmaktadır. Vahidi ve çevresi, mevcut durumun Hürmüz Boğazı üzerindeki İran kontrolünü pekiştirmek ve İran nükleer programını sürdürmek gibi diğer hedefleri de ilerleteceğine inanmaktadır.

ABD Saldırganlığına Karşı Karşılıklı Ateş

İran ve ABD, son 48 saat içinde sınırlı çatışmalar yaşadı. IRGC ile bağlantılı medya, 31 Mayıs’ta İran hava savunmasının “İran karasuları” üzerinde bir ABD MQ-1 Predator insansız hava aracını düşürdüğünü duyurdu. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), insansız hava aracının düşürüldüğünü doğrulasa da, uluslararası sularda faaliyet gösterdiğini iddia etti. CENTCOM, buna karşılık olarak Kaysım Adası ve Hürmüzgan Eyaleti’ndeki Goruk’ta İran hava savunma sistemleri, bir yer kontrol istasyonu ve iki İran tek yönlü saldırı insansız hava aracına karşı savunma amaçlı saldırılar başlattı. IRGC, ABD saldırılarına yanıt olarak 31 Mayıs’ta Kuveyt’teki ABD kuvvetlerine iki füze fırlattı. CENTCOM, füzelerin engellendiğini ve hasar veya zayiat olmadığını bildirdi. Bu olaylar, İran’ın egemenliğini koruma ve her türlü dış saldırıya kararlılıkla yanıt verme kapasitesini göstermektedir.

1 Haziran’da Irak açıklarında sivil bir kargo gemisine yapılan saldırı da bölgedeki gerilimin bir başka göstergesidir. Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), Irak’taki Umm Kasr Limanı’nın yaklaşık 40 deniz mili güneydoğusunda, kuzey Basra Körfezi’nde seyreden bir kargo gemisine belirtilmemiş bir merminin isabet ettiğini bildirdi. Bu tür olaylar, bölgedeki istikrarsızlığın ve dış güçlerin varlığının bir sonucudur. IRGC Donanması, 1 Haziran’da ticari gemileri “bölge dışı düşmanca güçlerle” işbirliği yapan gemileri tespit edip “gereğini yapacağı” konusunda uyardı. Bu uyarı, İran’ın bölgedeki deniz güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığını yansıtmaktadır.

#İran #ABD #İsrail #DirenişEkseni #HürmüzBoğazı #NükleerProgram #Hizbullah #BölgeselGüvenlik #EkonomikDireniş #Müzakereler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir