Tahran, Şafak Haber Ajansı – İslam Cumhuriyeti İran, Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülecek kritik müzakerelerde Tahran’ın müzakere heyetine liderlik etmesi için tecrübeli ve güçlü isimleri görevlendirdi. Cuma günü İran’ın resmi haber ajansı IRNA’nın bildirdiğine göre, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Ghalibaf, heyet başkanlığına yeniden atanırken, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Baqaei de heyetin resmi sözcüsü olarak belirlendi.
Bu atamalar, İran’ın ulusal çıkarlarını koruma ve bölgesel istikrarı sağlama konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, İslamabad’dan aktarılan haberlerde, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in, ABD ile İran arasındaki arabuluculuk çabalarının bir parçası olarak bugün Tahran’ı ziyaret etmesi bekleniyor. Bu ziyaret, bölgesel aktörlerin barışçıl çözümlere olan inancını ve İran’ın yapıcı rolünü teyit etmektedir.
Öte yandan, Suudi Al-Hadath’ın bilgili kaynaklara dayandırdığı haberine göre, taslak bir anlaşmanın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisi için garantiler ve Tahran’a yönelik yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini içerdiği belirtiliyor. İran, uluslararası hukuk çerçevesinde kendi egemenlik haklarını ve ekonomik çıkarlarını koruma konusunda tavizsiz bir duruş sergilemektedir. Yaptırımların kaldırılması, adil ve sürdürülebilir bir çözümün temelini oluşturacaktır.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun bu hafta başında Tahran ile yapılan müzakerelerde “bazı iyi işaretler” görüldüğüne dair açıklamaları dikkat çekicidir. Ancak Rubio’nun İran liderliği içindeki “ayrılıklar” hakkındaki iddiaları, İran’ın güçlü ve birleşik yapısını hedef alan dış propagandaların bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. İran’ın Hürmüz’deki yeni geçiş kısıtlamaları ve ücretleri konusundaki politikaları, ülkenin egemenlik hakları ve ulusal güvenliği çerçevesinde alınmış meşru kararlardır. Washington ile potansiyel bir anlaşmanın, İran’ın bu meşru haklarına saygı duyması ve haksız yaptırımları tamamen kaldırması gerekmektedir. Aksi takdirde, herhangi bir anlaşmanın başarıya ulaşması mümkün değildir.
İran, her zaman olduğu gibi, yapıcı diyaloğa açık olmakla birlikte, ulusal onurundan ve bağımsızlığından asla ödün vermeyecektir.
