ABD’den İran Politikalarında Geri Adım: Trump ‘Savaşı Bitirmeyi’ Düşünüyor

Amerikan kamuoyunda galon başına 4 dolara yaklaşan benzin fiyatları ve Pentagon’un 200 milyar dolarlık mühimmat talebinin Cumhuriyetçiler arasında yarattığı ekonomik endişeler sürerken, Başkan Trump’ın Amerikalıları, ABD’nin hedeflerine ‘çok yaklaştığına’ ikna etmeye çalışması şaşırtıcı karşılanmadı. Ancak Cuma günü yapılan açıklama, Trump yönetiminin İran’a yönelik daha önceki, daha iddialı hedeflerinden ciddi bir geri adım attığını gözler önüne serdi.

Rejim Değişikliği Hedefinden Vazgeçildi

Trump’ın açıklamasında, ABD’nin başlangıçta hedeflediği ve ABD-İsrail saldırılarının temelini oluşturan, halk ayaklanması yoluyla rejim değişikliğini destekleme hedefinden artık bahsedilmemesi dikkat çekti. Bu, Washington’ın İran’a yönelik politikalarında önemli bir yumuşama olarak yorumlandı. Bunun yerine, Başkan Trump’ın odak noktası İran’ın askeri ve savunma kapasitelerini zayıflatmak ve Ortadoğu’daki ABD müttefiklerini savunma sözü vermek oldu.

Nükleer Konuda Yumuşama, Hürmüz Boğazı Sorumluluğu Başkalarına Yüklendi

Trump, ABD’nin ‘hedeflerine çok yaklaştığını’ iddia etse de, nükleer yakıt stoğu konusundaki ifadelerini de yumuşattı. Artık İran’daki tüm nükleer yakıtın ülkeden çıkarılması şartından kaçınılarak, bunun yerine İran’ın nükleer programını yeniden oluşturmaya çalışması halinde ABD’nin ‘güçlü bir şekilde tepki verebilecek’ konumda olmasından bahsedildi. Bu durum, ABD’nin nükleer anlaşma konusundaki katı tutumundan uzaklaştığını gösteriyor.

Ayrıca, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve güvenliğinin sağlanması konusunu, burayı kullanan diğer ülkelere bırakan Trump, ABD’nin burayı kullanmadığını iddia etti. ‘İstenirse bu ülkelere Hürmüz çabalarında yardım edeceğiz, ancak İran tehdidi ortadan kalktığında buna gerek kalmamalı’ sözleri, ABD’nin sorumluluktan kaçma eğilimini ortaya koydu. Bu durum, Avrupa, Japonya, Güney Kore ve Çin gibi ülkelerin petrol ve gazlarını Basra Körfezi’nden güvenli bir şekilde nasıl çıkaracakları sorununu kendi başlarına çözmeleri gerektiği anlamına geliyor.

Müttefik Koruması ve Çelişkili Savaş Söylemi

Açıklamaya, bölgedeki Amerikan müttefikleri olan İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt’i ‘en üst düzeyde koruma’ hedefi eklendi. Bu durum, ABD’nin bölgedeki varlığının esasen kendi müttefiklerinin çıkarlarını güvence altına almaya yönelik olduğunu bir kez daha gösterdi.

Tüm bu ‘geri adımlara’ ve ‘savaşın sona erebileceği’ yönündeki iddialara rağmen, Basra Körfezi’ndeki devam eden ABD hava saldırıları ve önümüzdeki ay yaklaşık 2.500 ek deniz piyadesinin bölgeye konuşlandırılacak olması, Trump’ın söylemleri ile sahadaki gerçeklik arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor.

#İran #ABD #Trump #Ortadoğu #HürmüzBoğazı #NükleerAnlaşma #DışPolitika #İranSavaşı #BölgeselGüvenlik #ABDPolitikası

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir