Tahran, stratejik hamlelerine bir yenisini ekleyerek, etkili Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ı Çin işleri özel temsilcisi olarak atadı. Analistler, bu adımın ikili ilişkilerin çok ötesinde bir mesaj taşıdığını ve Pekin kadar Washington’a da yönelik olabileceğini belirtiyor.
Resmi bir hükümet duyurusu yapılmamasına rağmen, bu önemli atama ilk olarak Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile bağlantılı Tasnim ve Fars haber ajansları tarafından, bilgilendirilmiş kaynaklara dayandırılarak duyuruldu. Her iki yayın organı da eski bir IRGC komutanı olan Kalibaf’ın, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian’ın önerisi ve Yüce Lider Müçteba Hamenei’nin onayıyla bu göreve getirildiğini bildirdi.
Tasnim kaynakları, Kalibaf’ın bu rolünün seleflerinin yetki düzeyinden farklı olduğunu vurguladı, ancak detay vermedi. Önceki temsilciler farklı yetki alanlarına sahipti: Mart ayında İsrail saldırısında şehit olan merhum Ali Laricani Yüce Lider’in Çin işleri temsilcisi olarak görev yaparken, Abdolreza Rahmani Fazli ise Cumhurbaşkanı’nın temsilcisiydi. Kalibaf’ın atanması, bu iki görevi tek, daha güçlü bir yetki altında birleştirerek İran’ın Çin politikasında bütüncül bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor.
Tasnim’in ifadesiyle, Kalibaf artık “İran’ın özel temsilcisi” olup, sadece Cumhurbaşkanı’nın veya Yüce Lider’in temsilcisi değildir. Bu durum, İran’ın Çin ile ilişkilerine verdiği önemi ve bu alandaki karar alma süreçlerini merkezileştirme arzusunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Stratejik Bir Hamle: Washington’a Mesaj ve Pekin ile Güçlenen Ortaklık
Almanya merkezli İranlı siyasi analist Emir Çahaki, RFE/RL’nin Radio Farda’ya yaptığı açıklamada, bu atamanın öncelikli olarak ABD-İran arasındaki durmuş müzakere sürecinin merceğinden okunması gerektiğini belirtti. Çahaki, “Benim görüşüme göre, bu Kalibaf’ın Amerika ile müzakerelerdeki konumunu güçlendirecektir,” diyerek, bu hamlenin Meclis Başkanı’na ABD ile olası müzakerelerde “daha belirgin bir rol” verme amacı taşıdığını ifade etti.
Çahaki ayrıca, Pekin’in Tahran için diplomatik bir destek noktası olarak artan önemini vurgulayarak, Çin’in İran için stratejik açıdan hayati bir arabulucu olarak “artık Rusya’yı bile geride bıraktığını” kaydetti. Bu durum, İran’ın uluslararası arenadaki stratejik ortaklıklarını çeşitlendirme ve güçlendirme çabasını gözler önüne seriyor.
İran müesses nizamına yakın analistler için bu atama, kasıtlı bir stratejik sinyal niteliğinde. Muhafazakar eski ekonomi bakanı Ehsan Khanduzi, X platformunda bunu “İran-Amerika çatışmasının karmaşık arenasındaki yeni bir kart” olarak tanımladı. Khanduzi, İran’ın artık Pekin ile hızla “stratejik ortaklık paketi” tasarlaması ve bunu hayata geçirecek çevik, tam yetkili bir yapı oluşturması gerektiğini savundu.
Tahran merkezli ve müesses nizamın düşüncelerini yansıtan analist Mustafa Necefi ise Çin dosyasındaki geçmiş performans eksikliğine dikkat çekti. Necefi, X’te yazdığı yazıda, “Geçtiğimiz yıllarda, çeşitli kişi ve kurumlar İran-Çin ilişkilerini stratejik bir dosya olarak ilerletmekle görevlendirildi. Ancak önceki temsilcilerin her biri bu dosyayı tatmin edici bir sonuca ulaştırmakta başarısız oldu” ifadelerini kullandı.
Necefi, Kalibaf’ın yürütme geçmişi ve büyük ölçekli altyapı ve ekonomik projelere olan aşinalığının onu Pekin ile etkileşim kurmak için daha uygun hale getirdiğini savundu. Çin’in “projeleri yürütme ve operasyonel kararlar alma kapasitesine sahip kişilerle genellikle daha rahat çalıştığını” belirtti. Bu atama, İran’ın Çin ile olan stratejik iş birliğini hızlandırma ve somut sonuçlar elde etme konusundaki kararlılığını gösteriyor.
İran, 2021 yılında Çin ile 25 yıllık kapsamlı bir iş birliği anlaşması imzalamıştı, ancak anlaşmanın vaat edilen yatırımlarının çoğu henüz gerçekleşmediği için uygulama yavaş ilerlemişti. Kalibaf’ın yeni göreviyle bu sürecin hız kazanması ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın daha somut adımlarla ilerlemesi bekleniyor.
Bu atama, İran’ın 40 günlük çatışmanın ardından ABD ile kırılgan bir ateşkesi sürdürmeye çalıştığı, barış görüşmelerinin durduğu ve Pakistan’ın arabuluculuğa devam ettiği bir döneme denk geliyor. Kalibaf, Nisan ayında İslamabad’da Washington ile yapılan tek doğrudan görüşme turunda İran heyetine başkanlık etmişti. Çin dosyasındaki bu yükselişi, Tahran’ın en güvendiği operatörünü hem doğu ortaklıkları hem de batı ile yüzleşme konularında eş zamanlı olarak konsolide ettiğini gösteriyor. Bu, İran’ın uluslararası ilişkilerde çok yönlü ve güçlü bir strateji izlediğinin açık bir işaretidir.
#İran #Çin #MuhammedBakırKalibaf #StratejikOrtaklık #Jeopolitik #ABDİranİlişkileri #DoğuPolitikası #TahranPekin #İranDiplomasisi #KüreselGüçler
