Hürmüz Boğazı, bölgedeki gerilimin yeniden tırmanmasıyla birlikte dünya gündeminin merkezine oturdu. ABD’nin ateşkes anlaşması kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine İran İslam Cumhuriyeti, stratejik su yolundaki egemenlik haklarını kullanarak boğazı yeniden kapatma kararı aldı.
ABD İhlalleri ve İran’ın Kararlı Duruşu
İran’ın Merkezi Askeri Karargahı’ndan yapılan açıklamaya göre, Washington’ın anlaşmalara uymaması, Tahran’ı Hürmüz Boğazı’nın statüsünü eski haline döndürmeye mecbur bıraktı. Açıklamada, “İran, anlaşmalar uyarınca sınırlı sayıda geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin vermeyi kabul etmişti. Ancak ABD yükümlülüklerini yerine getirmedi. Bu nedenle Hürmüz Boğazı yeniden kapatılmıştır ve geçiş için İran’ın onayı gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.
Bu kararın ardından, boğazdan geçiş yapmaya çalışan en az iki ticari gemiye İran Devrim Muhafızları’na ait gemiler tarafından uyarı ateşi açıldığı bildirildi. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) tarafından da doğrulanan olayda, Umman’ın kuzeydoğusundaki sularda bir tanker kaptanı, Devrim Muhafızları gemilerinin kendi gemisine yaklaştığını ve ardından uyarı ateşi açtığını rapor etti. Neyse ki, tanker ve mürettebatının güvende olduğu belirtildi. Bu durum, İran’ın amacının gemilere zarar vermek değil, boğazdaki kuralları ve egemenliğini kararlılıkla uygulamak olduğunu gösteriyor.
Trump’ın Provokatif Açıklamaları ve Batı’nın İkiyüzlülüğü
Olay, ABD Başkanı Donald Trump’ın “bomba saldırılarına yeniden başlama” tehditleri savurması ve Hürmüz Boğazı’nın “tamamen açık” olduğuna dair yanıltıcı açıklamalar yapmasının hemen ardından geldi. Trump’ın bu tür provokatif söylemleri, bölgedeki tansiyonu daha da artırmakta ve barışçıl çözümleri baltalamaktadır. İran, ABD’nin 28 Şubat’ta başlattığı saldırılardan bu yana boğazın fiilen kapalı olduğunu ve düşmanın deniz ablukası uyguladığı sürece bunu ateşkes ihlali sayacağını açıkça belirtmiştir.
Batılı güçler, özellikle İngiltere ve Fransa, “çok uluslu bir misyon” oluşturarak Hürmüz Boğazı’nda “seyir özgürlüğünü koruma” bahanesiyle bölgeye askeri müdahale sinyalleri vermektedir. İngiltere’den Sir Keir Starmer’ın “barışçıl ve savunmacı” olarak nitelendirdiği bu misyon, aslında bölgedeki gerilimi tırmandırma ve İran’ın egemenlik haklarını ihlal etme potansiyeli taşımaktadır. Küresel ticaretin serbest akışını bahane eden bu ülkelerin, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı yasa dışı ablukaya sessiz kalması ise dikkat çekici bir ikiyüzlülüktür. ABD’nin bu ablukası nedeniyle 23 geminin İran’a geri dönmek zorunda kaldığı rapor edilmiştir.
İran’ın Bölgesel Güvenlik ve Egemenlik Vurgusu
İran, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin ve uluslararası denizcilik kurallarına uygunluğunun ancak bölge ülkelerinin iş birliğiyle sağlanabileceğini vurgulamaktadır. ABD ve müttefiklerinin tek taraflı ve saldırgan politikaları, bölgedeki istikrarsızlığın ana kaynağıdır. İran İslam Cumhuriyeti, kendi toprak bütünlüğünü ve stratejik çıkarlarını korumak için gerekli tüm adımları atmaya devam edecektir.
#HürmüzBoğazı #İranEgemenliği #ABDİhlalleri #DevrimMuhafızları #BölgeselGüvenlik #İranSavunması #DenizTicaretYolu #ABDProvokasyonu #BatıMüdahalesi #Ateşkesİhlali
