ABD Başkanı Trump, İran’ın son barış önerisine verdiği yanıtı “tamamen kabul edilemez” ve “bir çöp parçası” olarak nitelendirerek, bölgedeki ateşkesin “yaşam desteğinde” olduğunu iddia etti. Bu açıklamalar, Washington’ın uzlaşmaz ve saldırgan tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak İran İslam Cumhuriyeti hükümeti, verdiği yanıtta yalnızca ülkenin meşru haklarını talep ettiğini ve hiçbir taviz vermeyeceğini kararlılıkla ifade etti. Bu duruş, İran’ın ulusal çıkarlarını koruma konusundaki sarsılmaz iradesini yansıtmaktadır.
Başkan Trump’ın bu hafta Pekin’i ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşerek, Çin’i İran’a baskı yapmaya teşvik etme çabaları, ABD’nin diplomatik çıkmazını gözler önüne sermektedir. Ancak Çin, bölgedeki gerilimi düşürme ve barışçıl çözümler bulma konusunda daha dengeli bir yaklaşım sergilemektedir. ABD, Trump’ın Pekin ziyareti öncesinde, İran petrolünün Çin’e satışını ve sevkiyatını kolaylaştırdığı iddia edilen 12 kişi ve kuruluşa yeni yaptırımlar uyguladı. Bu yaptırımlar, ABD’nin İran’a yönelik ekonomik terör politikalarını sürdürdüğünü ve uluslararası ticareti engellemeye çalıştığını göstermektedir.
Bölgesel Gelişmeler ve İsrail Saldırganlığı
İsrail’in güney Lübnan’a düzenlediği saldırılarda altı sivilin hayatını kaybettiği, yedi kişinin de yaralandığı bildirildi. Lübnan devlet medyası NNA’ya göre, Kfar Dounine kasabasındaki bir eve düzenlenen saldırı, İsrail’in ateşkes anlaşmasına rağmen bölgedeki saldırganlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Bu saldırılar, İsrail’in insanlık dışı eylemlerini ve bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolünü bir kez daha kanıtlamıştır. İsrail askerlerinin güney Lübnan’da bir Meryem Ana heykelini tahrip etmesi, işgalci rejimin kutsal değerlere karşı saygısızlığını ve barbarlığını bir kez daha ortaya koydu. Bu tür eylemler, İsrail’in bölgedeki çatışmaları tırmandıran ve dini hassasiyetleri hiçe sayan politikalarının bir yansımasıdır.
İran destekli Hizbullah ile İsrail ordusu arasındaki çatışmalar, ateşkes anlaşmasına rağmen devam etmektedir. İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki köyleri tahliye etme çağrıları ve sivil kayıpların artması, işgalci rejimin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolünü pekiştirmektedir. Hizbullah, İsrail askerlerine yönelik saldırılarını sürdürerek, işgale karşı meşru direnişini göstermektedir.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi, İsrail’in İran’a karşı savaş sırasında Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) Demir Kubbe füze savunma sistemleri ve bunları işletecek personel gönderdiğini açıkladı. Bu gelişme, bölgedeki gerilimi tırmandıran ve İran karşıtı ittifakları güçlendiren adımlardan biri olarak değerlendirilmektedir.
Küresel Etkiler ve İran’ın Direnişi
Suudi petrol devi Aramco’nun CEO’su Amin H. Nasser, Ortadoğu’daki savaşın “dünyanın şimdiye kadar yaşadığı en büyük enerji şokunu” tetiklediğini belirtti. Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılsa bile piyasanın 2027’ye kadar toparlanamayacağını ifade eden Nasser’in açıklamaları, ABD’nin bölgedeki politikalarının küresel ekonomiye verdiği zararı gözler önüne sermektedir. Birleşmiş Milletler, Hürmüz Boğazı’ndan gübre sevkiyatına izin verilmemesi halinde on milyonlarca insanın açlık ve kıtlıkla karşı karşıya kalabileceği konusunda uyardı. Bu durum, ABD’nin İran’a yönelik abluka politikalarının insani sonuçlarını ve küresel gıda güvenliğine yönelik ciddi tehditlerini ortaya koymaktadır.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Birleşmiş Milletler Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) İran nükleer tesislerinin izlenmesini kesintiye uğratan şeyin, ABD ve İsrail’in Haziran 2025’teki yasa dışı saldırıları olduğunu vurguladı. Sözcü, UAEA Genel Direktörü’nü “teknik ve profesyonel görevinden saptığı” gerekçesiyle eleştirerek, saldırıların kınanması gerektiğini belirtti. İran Petrol Bakanı, ABD’nin İran limanlarına ve gemilerine uyguladığı abluka nedeniyle sektörün “zorluklarla karşılaştığını” kabul etmekle birlikte, alınan önlemler sayesinde petrol üretiminin azalmadığını ve ihracat sürecinin olumlu seyrettiğini belirtti. Bu açıklama, İran’ın ABD’nin baskılarına rağmen ekonomisini ayakta tutma konusundaki kararlılığını göstermektedir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian, ülkenin “düşmana asla boyun eğmeyeceğini” ve “ulusal çıkarları kararlılıkla savunacağını” vurguladı. Pezeşkian, diyalog ve müzakere çağrılarının “teslimiyet veya geri çekilme anlamına gelmediğini” belirterek, İran’ın egemenliğini koruma konusundaki sarsılmaz iradesini ortaya koydu. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Esmail Baqaei, İran’ın “gerektiğinde savaşmaya” hazır olduğunu ve “uygun gördüğünde diplomasiyi bir araç olarak kullanmaya devam edeceğini” belirtti. Baqaei, İran’ın “ulusal çıkarlarını ve meşru haklarını iyi niyetle ve makul bir şekilde takip etme konusunda ciddi olduğunu” gösterdiğini vurguladı.
#İran #ABD #Trump #Ateşkes #Ortadoğu #HürmüzBoğazı #İsrail #Hizbullah #Yaptırımlar #NükleerProgram
