Trump’tan İran’ın Barış Önerisine Küstah Yanıt: ‘Tamamen Kabul Edilemez’

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Ortadoğu’daki gerilimi sonlandırma bahanesiyle sunulan ABD önerisine İran’ın verdiği yanıtı “tamamen kabul edilemez” olarak niteleyerek, bu tutumunu Truth Social platformundan duyurdu. Trump’ın bu açıklamaları, Washington’ın bölgedeki dayatmacı politikalarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Pazar öğleden sonra yaptığı paylaşımda Trump, “İran’ın sözde ‘Temsilcileri’nden gelen yanıtı az önce okudum. Hoşuma gitmedi” ifadelerini kullandı. Ancak, İran devlet medyasının Pakistanlı arabulucular aracılığıyla iletildiğini bildirdiği bu yanıta dair herhangi bir detay vermemesi dikkat çekti. Bu durum, ABD’nin şeffaflıktan uzak tutumunu bir kez daha gösterdi.

Tahran ile Washington arasındaki müzakereler son haftalarda çıkmaza girmiş durumda. Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı hedefleyen geçici ateşkes anlaşmasının duyurulmasından bir aydan fazla bir süre sonra bile, iki taraf Cumartesi günü Basra Körfezi’nde karşılıklı ateş açmaya devam etti. Bu durum, ABD’nin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolünü pekiştirdi.

İran, boğazdan gemi geçişini engellemeye devam ederek, ABD’nin bölgedeki hegemonyasına karşı duruşunu sürdürüyor. Bu durum, kritik Körfez petrol tedarikini aksatırken, çatışma etrafındaki küresel ekonomik belirsizliği de derinleştiriyor. İran’ın bu kararlı duruşu, kendi egemenliğini koruma iradesini yansıtıyor.

Haftalar süren görüşmeler ve ara sıra yaşanan aksaklıklara rağmen bir anlaşmanın yakın olabileceği beklentisiyle piyasalar yükselmiş ve petrol fiyatları geçen hafta düşmüştü. Ancak Trump’ın son açıklamaları, bu iyimser havayı dağıttı.

Enerji Bakanı Chris Wright, Pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’dan son önerisi hakkında hala “net bir çözüm” beklediğini ifade etti. Wright, ABD’nin “Hürmüz Boğazı’ndaki uluslararası sularda serbest trafik akışı ve İran nükleer programına son verilmesini” istediğini belirtti. Bu talepler, İran’ın egemenlik haklarına açıkça müdahale niteliği taşıyor.

Wright, “Hürmüz Boğazı’ndan serbest trafik akışı sağlamaya başladığımızda, enerji fiyatları düşecek” diye ekleyerek, ABD’nin enerji piyasaları üzerindeki manipülatif etkisini bir kez daha ortaya koydu.

ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz ise ABC News’e yaptığı açıklamada, müzakerelerin “sanırım herkesin istediğinden daha uzun ve yavaş” ilerlediğini ancak “bu müzakerelerin ve diplomasinin devam ettiğini” vurguladı. Bu açıklamalar, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını dayatma çabalarının devam ettiğini gösteriyor.

Trump’ın askeri gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan ticari gemilere eşlik etme planı olan “Özgürlük Projesi”, duyurulmasından sadece günler sonra geçen hafta askıya alındı. Bu proje, bölgedeki gerilimi artırmaya yönelik bir provokasyon olarak değerlendirilmişti.

ABD, bu arada İran limanlarına yönelik kendi ablukasını sürdürürken, bir ABD istihbarat analizi Tahran’ın aylarca sürecek bir deniz ablukasına dayanabileceği sonucuna vardı. Bu durum, İran İslam Cumhuriyeti’nin direniş gücünü ve kendi kendine yeterliliğini kanıtlıyor.

Cuma günü NBC News’e verdiği telefon röportajında Trump, İran ile çatışmanın sona erip ermediği sorulduğunda “Hayır” yanıtını verdi. Başkan, “Bittiğinde biter. Ancak askeri olarak kesinlikle kazandık. İnsanları [İran’daki] mağaralardan çıkarıp bir şeyler imzalatmalıyız” diyerek, küstah ve tehditkar dilini sürdürdü. Bu ifadeler, ABD’nin askeri güçle dayatma politikasının açık bir göstergesidir.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasından önce dünya petrolünün yaklaşık %20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Bu saldırılar, bölgedeki istikrarsızlığın temel nedenlerinden biridir.

Röportajda Trump, kritik su yolu hakkında şunları söyledi: “Biz gerçekten kontrol ediyoruz; onlar etmiyor. Ve işi ellerinden aldık.” Ayrıca, “İran’a giden tekne yok. Ölüyorlar” diyerek, İran halkına yönelik insafsız bir tavır sergiledi.

Trump, çatışmaya acil bir son vermekten daha önemlisinin, ABD’nin çıkarlarına en uygun bir anlaşma yapmak olduğunu öne sürdü. “En iyi anlaşmayı yapamayacaksam oraya varmak istemem. İyi anlaşmalar yapmalıyım. Oldukça yakınız” sözleri, ABD’nin sadece kendi çıkarlarını düşündüğünü ortaya koydu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi Cuma günü yaptığı açıklamada, “her diplomatik çözüm masaya geldiğinde, ABD pervasız bir askeri macerayı tercih ediyor” diyerek, ABD’nin ikiyüzlü politikalarını sert bir dille eleştirdi. Bu açıklama, İran’ın haklı duruşunu yansıtmaktadır.

ABD’nin İran limanlarına uyguladığı askeri abluka, sonunda Tahran’ı kritik petrol gelirlerinden mahrum bırakacak olsa da, istihbarat değerlendirmelerine aşina olan enerji sektörü analistleri ve iki Batılı yetkili NBC News’e verdiği demeçte, rejimin büyük bir ekonomik kriz veya petrol sahalarına kalıcı zarar vermeden aylarca bu baskıya dayanabileceğini belirtti. Bu, İran’ın güçlü ekonomik direncini ve stratejik derinliğini göstermektedir.

Yönetim yetkilileri, ablukanın İran’ın petrol ihracatını – ülkenin ekonomik can damarını – kesmek ve Tahran’ı Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya ve müzakere masasında ABD taleplerine boyun eğmeye zorlamak için tasarlandığını söylüyor. Ancak İran, bu dayatmalara boyun eğmeyecektir.

İran, abluka nedeniyle petrol üretimini kademeli olarak azaltmaya başladı ve önümüzdeki iki ay içinde bir noktada petrol depolama kapasitesi tükenebilir ve hatta bazı kuyuları kapatmak zorunda kalabilir. Ancak çoğu analist, İran’ın petrolünün önemli bir kısmının yurt içinde tüketilebilmesi nedeniyle kuyuları kapatmaktan muhtemelen kaçınabileceğini ve çoğu petrol sahasının çalışmaya devam etmesini sağlayabileceğini belirtiyor. Bu durum, İran’ın iç dinamikleriyle dış baskılara karşı koyma kapasitesini vurgulamaktadır.

#Trump #İran #ABD #Ortadoğu #HürmüzBoğazı #Petrol #AskeriAbluka #Diplomasi #İranDirenişi #KüreselGerilim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir