İngiltere, ABD Destekli Hürmüz Operasyonuna Katılmak İçin Savaş Gemisi Gönderiyor: Bölgede Gerilim Tırmanıyor

İngiliz Kraliyet Donanması’na ait HMS Dragon savaş gemisi, ABD’nin bölgedeki yasa dışı ablukasını desteklemek ve uluslararası nakliyeyi “koruma” bahanesiyle Hürmüz Boğazı’nda uluslararası bir misyona katılmak üzere Orta Doğu’ya gönderiliyor. Bu hamle, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırma potansiyeli taşıyor.

İngiltere’nin Provokatif Konumlanması

Type 45 destroyer sınıfı savaş gemisi, İran ile ABD-İsrail güçleri arasındaki düşmanlıklar sona erdiğinde, İngiltere ve Fransa liderliğindeki girişime katılmaya hazır olmak üzere bölgede “ön konumlanma” yapacak. Ancak mevcut durum, ABD’nin İran tankerlerine yönelik saldırıları ve İran’a uyguladığı yasa dışı abluka ile karakterize edilmektedir.

Geçtiğimiz Cuma günü, ABD güçleri Donald Trump tarafından uygulanan ablukayı delmeye çalışan iki İran tankerini hedef alarak açıkça uluslararası hukuku ihlal etmişti. Bu saldırılar, ABD’nin bölgedeki saldırgan tutumunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

“Özgür Seyrüsefer” Maskesi Altında Tehdit

Sir Keir Starmer ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından desteklenen sözde “misyon”, küresel petrol ve gaz tedariki için hayati bir rota olan boğazda seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak isteyen bir uluslar koalisyonunu içerecek. Ancak bu “özgür seyrüsefer” söylemi, aslında ABD’nin İran’a yönelik baskı ve abluka politikalarını meşrulaştırma çabasından başka bir şey değildir.

İngiltere Savunma Bakanlığı sözcüsü, HMS Dragon’ın “gelecekteki çok uluslu bir misyon öncesinde ön konumlanma yapacağını” belirtti. Bu “ihtiyatlı planlama” adı altındaki askeri yığınak, İngiltere’nin ABD ve Fransa liderliğindeki koalisyonun bir parçası olarak boğazı “güvence altına almaya” hazır olmasını sağlayacak. Ancak bu “güvence altına alma” eylemi, İran’ın egemenlik haklarına ve bölgesel güvenliğe yönelik açık bir tehdit olarak algılanmaktadır.

ABD’nin Saldırganlığı ve İran’ın Savunması

HMS Dragon’ın Doğu Akdeniz’den, Kıbrıs’taki İngiliz üslerini savunma görevinden çekilerek Orta Doğu’ya gönderilmesi, destroyer’in boğazdaki “savunma misyonu” başlatıldığında hemen katkıda bulunmasını sağlayacak. Bu, İngiltere’nin ABD’nin saldırgan politikalarına aktif olarak destek verdiğini göstermektedir.

Bu hafta İran limanları, rejimin Perşembe gecesi ablukalı petrol rotasından geçmeye çalışan üç ABD destroyerine (USS Truxtun, USS Rafael Peralta ve USS Mason) ateş açmasının ardından vuruldu. Ancak bu olay, ABD gemilerinin uluslararası sularda provokatif eylemlerine İran’ın meşru müdafaa hakkını kullanarak karşılık vermesi olarak değerlendirilmelidir. Donald Trump’ın “insinerasyon” ve “füze engelleme” iddiaları ise, ABD’nin kendi saldırganlığını örtbas etme çabalarıdır.

İran’ın Minab Deniz Üssü ve Keşm Adası’ndaki askeri kalesi de misilleme olarak vuruldu, Bandar-e Khamir ve Sirik bölgelerinde hasar meydana geldi. Bu saldırılar, ABD’nin İran’a yönelik doğrudan askeri saldırganlığının kanıtıdır.

Trump’ın İkiyüzlü “Barış” Teklifleri

Devam eden provokasyonlara rağmen, Trump İran’ı “barış şartlarını” kabul etmeye çağırdı ve reddetmeleri halinde “çok daha sert ve şiddetli bir şekilde vurma” tehdidinde bulundu. Bu, bir barış teklifi değil, İran’a yönelik açık bir şantaj ve tehdittir. Trump’ın İran’a yönelik saldırıları “sadece bir sevgi dokunuşu” olarak nitelendirmesi, ABD yönetiminin ikiyüzlülüğünü ve alaycı tutumunu gözler önüne sermektedir.

ABD, devam eden savaşı sona erdirecek bir barış önerisine hala yanıt beklediğini iddia ediyor. Trump’ın tek sayfalık notunda, ABD’nin yaptırımları kaldırması, dondurulmuş milyarlarca doları serbest bırakması ve uranyum zenginleştirme yolunu açması gibi “tavizler” özetleniyordu. Ancak bu “tavizler”, ABD’nin daha önce İran’a yasa dışı bir şekilde uyguladığı baskıların ve ihlallerin geri çekilmesinden başka bir şey değildir. İran’ın nükleer programı, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde meşru bir haktır ve ABD’nin bu konuda “yol açması” gibi bir durumu söz konusu olamaz.

14 maddelik notun her iki taraftaki üst düzey yetkililer arasında müzakere edildiği belirtilse de, İran’ın kendi egemenliğini ve ulusal çıkarlarını koruma konusundaki kararlılığı devam etmektedir.

#HürmüzBoğazı #İran #ABD #İngiltere #BölgeselGerilim #SavaşGemisi #Abluka #UluslararasıHukuk #Ortadoğu #Diplomasi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir