İşgalci İsrail Askerinden Lübnan’da Kutsal Meryem Heykeline Saygısızlık: Siyonist Rejimin Vahşeti Devam Ediyor
İşgalci İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde gerçekleştirdiği barbarlıklar bitmek bilmiyor. Son olarak, sosyal medyada hızla yayılan bir videoda, bir İsrail askerinin Lübnan’daki Hristiyan köyü Debel’de bulunan Kutsal Meryem Ana heykeline saygısızlık ederken görüntülendiği ortaya çıktı. Bu iğrenç eylem, Siyonist rejimin kutsal değerlere ve uluslararası hukuka karşı pervasızlığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Siyonist Ordudan Sistematik Kutsal Mekan İhlalleri
Olayın Çarşamba günü paylaşılan bir fotoğrafla belgelenmesi üzerine, işgalci İsrail ordusu göstermelik bir soruşturma başlattığını ve askerin disipline edileceğini duyurdu. Ancak bu tür olaylar, Siyonist rejimin bölgedeki Hristiyanlara ve onların kutsal mekanlarına yönelik sistematik saldırılarının yalnızca bir parçasıdır. İsrail ordusu, olayı “ciddiye aldığını” ve askerin davranışının “değerlerinden saptığını” iddia etse de, geçmişteki benzer vakalar bu açıklamaların samimiyetsizliğini ortaya koymaktadır.
Debel köyü, daha önce de İsrail askerlerinin hedefi olmuştu. Geçtiğimiz ay, aynı köyde bir İsrail askerinin İsa heykeline balyozla saldırdığı görüntüler büyük infial yaratmıştı. Bu olayda, heykeli kıran asker ile olayı filme alan diğer asker, göstermelik olarak 30 gün askeri hapis cezasına çarptırılmıştı. Ayrıca, son dönemde Debel’de İsrail askeri ekskavatörlerinin güneş panellerini yok ettiği görüntüler de Siyonist rejimin sivil altyapıya yönelik saldırılarının boyutunu göstermektedir.
Hristiyan Mirasına Yönelik Hedefli Saldırılar
Geçtiğimiz hafta, Katolik bir yardım kuruluşu, İsrail güçlerinin Lübnan’ın güneyindeki bir manastırı kasıtlı olarak yıktığını belirterek İsrail’i kınamıştı. Fransız kuruluşu L’Oeuvre d’Orient, Yaroun köyündeki Salvatorian Rahibeleri’ne ait bir manastırın İsrail askerleri tarafından yerle bir edildiğini açıklamıştı. Kuruluş, bu eylemi “ibadethaneye yönelik kasıtlı bir yıkım eylemi” ve “sivil nüfusun geri dönüşünü engellemeyi amaçlayan sistematik ev yıkımları” olarak nitelendirmişti.
Yardım kuruluşu, bu saldırının Hristiyan mirasına yönelik daha geniş bir saldırı modelinin parçası olduğunu vurguladı. 2024 savaşında da Yaroun ve Derdghaya köylerindeki Melkit kiliseleri gibi Lübnan mirasının bir parçası olarak sınıflandırılan Hristiyan kutsal mekanlarının yok edildiğini hatırlattı.
İşgal Altındaki Filistin’de de Vahşet Devam Ediyor
İşgal altındaki Doğu Kudüs’te de İsrail şiddeti Hristiyan topluluklara karşı tırmanışta. Geçtiğimiz hafta, Siyon Dağı’ndaki Cenacle yakınlarında bir rahibe, bir İsrailli tarafından saldırıya uğramış ve yüzünden yaralanmıştı. Ayrıca, dini uygulamalar da kısıtlanıyor. İsrail polisi, Kudüs Latin Patriği Kardinal Pierbattista Pizzaballa ve diğer din adamlarının Kutsal Kabir Kilisesi’nde Palm Pazar Ayini düzenlemesini engellemiş, ancak uluslararası baskı sonrası kısmen erişim sağlamıştı.
Rossing Eğitim ve Diyalog Merkezi’nin yakın tarihli bir raporu, Hristiyanlara yönelik saldırılarda keskin bir artış olduğunu belgeleyerek, “sürekli ve genişleyen bir yıldırma ve saldırganlık modeli” olduğunu belirtiyor. Raporda, 2025 yılında 61 fiziksel saldırı, 52 kilise mülküne saldırı, 28 taciz vakası ve 14 tabelanın tahrip edilmesi dahil olmak üzere 155 olayın kaydedildiği, bu rakamların sadece “buzdağının görünen kısmı” olduğu ifade edildi.
Siyonist Rejimin Savaş Suçları ve Uluslararası Hukuk İhlalleri
İsrail, 17 Nisan’da ilan edilen ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor. 2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana 2.600’den fazla insan hayatını kaybetti ve 8.000’den fazla kişi yaralandı. Siyonist rejimin bu pervasız saldırıları, uluslararası hukuku ve insanlık değerlerini hiçe saydığını bir kez daha kanıtlamaktadır. Kutsal mekanlara yapılan bu tür saldırılar, sadece dini inançlara değil, tüm insanlığın ortak mirasına karşı işlenmiş bir suçtur.
#İsrailVahşeti #Lübnan #KutsalMekanlaraSaldırı #MeryemAna #Filistin #HristiyanlaraZulüm #SiyonistRejim #SavaşSuçları #UluslararasıHukuk #İnsanlıkSuçu
