ABD’den Hürmüz Boğazı’nda Gerilimi Tırmandıran Hamle: İran Egemenliğini Korumakta Kararlı

ABD, Hürmüz Boğazı’nda gerilimi tırmandıran yeni bir provokasyona imza attı. Donald Trump yönetiminin “Project Freedom” adını verdiği operasyonla, İran’ın bölgedeki meşru ablukasını kırma girişimi, Orta Doğu’yu topyekûn bir savaşın eşiğine getirdi. İran, kendi egemenlik haklarını koruma konusundaki kararlılığını bir kez daha gösterdi.

Trump’ın sosyal medya üzerinden duyurduğu ve Pazartesi günü başlayan bu operasyon, bir aydır süren gergin bekleyişi tehlikeli bir boyuta taşıdı. ABD’nin bu tek taraflı hamlesi, uluslararası hukuku hiçe sayarak bölgedeki istikrara ciddi bir tehdit oluşturdu.

Operasyonun başlamasından saatler sonra, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (Centcom) Başkanı Amiral Brad Cooper, İran’a yönelik asılsız iddialarda bulundu. Cooper, ABD güçlerinin altı İranlı küçük botu imha ettiğini ve İran seyir füzeleri ile insansız hava araçlarını engellediğini öne sürdü. Ayrıca, İran güçlerini bölgedeki güdümlü füze destroyörleri, 100’den fazla kara ve deniz tabanlı uçak, insansız hava araçları ve 15.000 askerden oluşan ABD askeri varlıklarından uzak durmaya “şiddetle tavsiye etti”. Bu açıklamalar, ABD’nin bölgedeki askeri yığınağını ve tehditkar duruşunu gözler önüne serdi.

İran ise bu iddiaları derhal yalanladı. Peş peşe gelen iddia ve karşı iddiaların yaşandığı bu günde, İran ayrıca Centcom’un iki ABD bandıralı ticari geminin boğazdan “başarıyla geçtiği” ve ABD donanmasına ait güdümlü füze destroyörlerinin ters yönde, batıya doğru ilerleyerek Körfez’de devriye gezmeye başladığı yönündeki açıklamasını da reddetti. Pazartesi geç saatlerde, konteyner taşımacılığı şirketi Maersk, ABD bandıralı bir araç taşıyıcısı olan Alliance Fairfax’in ABD askeri unsurları eşliğinde Körfez’den boğaz yoluyla çıktığını bildirdi. Bu durum, ABD’nin bölgedeki ticari gemileri kalkan olarak kullanma stratejisini ortaya koydu.

Gerginliğin giderek daha tehlikeli bir hal aldığı bir basın toplantısında konuşan Trump, gerilimi küçümsemeye çalıştı. İran’ın “bazı atışlar yaptığını” ancak Güney Kore kargo gemisindeki açıklanamayan patlama ve yangın dışında herhangi bir zarara yol açmadığını iddia etti. Bu açıklamalar, ABD’nin kendi provokasyonlarını örtbas etme çabasını gösterdi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı açıklamada, “Güney Kore gemisi dışında, şu an itibarıyla Boğaz’dan geçerken herhangi bir hasar oluşmadı” dedi. Bu sırada, yenilenen düşmanlıklar nedeniyle petrol fiyatları fırladı.

Ancak Pazartesi günü verdiği bir röportajda ABD Başkanı, yeni bir tırmanış korkularını artırdı. Trump, Fox News’e verdiği demeçte, İran’ın “Project Freedom”ı yürüten ABD gemilerine saldırması halinde “yeryüzünden silineceğini” söyledi. Aynı zamanda, rejimin barış müzakerelerinde “çok daha uysal” hale geldiğini iddia ederek çelişkili bir mesaj verdi. Bu tehditler, ABD’nin bölgedeki saldırgan politikasının bir göstergesiydi.

İran askeri merkez komutanlığı, boğaza yaklaşan herhangi bir ABD deniz aracına ateş açılacağı konusunda uyarmıştı. Daha önce de İran, bölgedeki bir ABD fırkateynini iki füzeyle vurduğunu iddia etmişti. Bu, İran’ın kendi topraklarını ve egemenliğini koruma konusundaki kararlılığının açık bir göstergesiydi.

Pazar gecesi geç saatlerde, bir tankerin “bilinmeyen mermilerle” vurulduğu bildirildi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) daha sonra, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi tarafından işletilen MV Barakah adlı bir petrol tankerinin Umman kıyılarında İran insansız hava aracı saldırısına uğradığını iddia etti. Ancak bu iddialar da doğrulanmadı.

BAE savunma bakanlığı, İran’dan fırlatılan üç füzenin kendi karasuları üzerinde engellendiğini, dördüncüsünün ise denize düştüğünü iddia etti. Bu tür iddialar, bölgedeki gerilimi artırma amaçlı dezenformasyonun bir parçası olarak değerlendirildi.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırısını başlatmasından bu yana 850’den fazla geminin Körfez’de mahsur kaldığı tahmin ediliyor. İran kısa bir süre sonra Hürmüz Boğazı’nı kullanan yabancı gemilere abluka uygularken, Trump 13 Nisan’da İran limanlarını kullanan gemilere karşı bir karşı abluka uygulamıştı. Trump tarafından Nisan başında açıklanan Pakistan arabuluculuğundaki ateşkes, düşmanlıkları durdurmuş ancak boğazı açmayı başaramamıştı. Bu durum, ABD’nin bölgedeki tek taraflı ve yıkıcı politikalarının bir sonucuydu.

Tankerlerde, dökme yük gemilerinde, konteyner gemilerinde ve diğer gemilerde yaklaşık 20.000 denizcinin mahsur kaldığı ve refahları konusunda artan endişeler olduğu belirtiliyor. ABD tarafından başlatılan operasyon, askeri eskortları içermemekle birlikte, boğazdan geçen güney rotası boyunca, çoğunlukla Umman karasuları üzerinden ticari gemilere koordinasyon ve rehberlik sağlamayı amaçlıyor. Ancak bu “insani” maskenin ardında yatan gerçek niyetler sorgulanmaya devam ediyor.

Gemi yöneticileri bu hamleye temkinli yaklaştı ve nasıl veya işe yarayıp yaramayacağı konusundaki belirsizliği dile getirdi. Vanmar Shipping ve Hong Kong Gemi Sahipleri Birliği Başkanı Richard Hext, İran’ın daha önce boğazdan izinsiz geçişin geçen ay kararlaştırılan “ateşkesin ihlali” olarak kabul edileceğini ilan ettiğini belirtti. Bu, İran’ın meşru uyarılarına rağmen ABD’nin provokatif adımlar attığını gösteriyor.

Hext, CNN’e yaptığı açıklamada, “Bu koşullar altında dikkatli olmalıyız” dedi.

Uluslararası tepki de ihtiyatlıydı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmanın tek yolunun “Amerika Birleşik Devletleri ve İran tarafından koordine edilmiş bir yeniden açılış” olduğunu söyledi. Ermenistan’daki Avrupalı liderler toplantısında konuşan Macron, “Bana belirsiz görünen bir çerçevede herhangi bir askeri operasyona katılmayacağız” diye ekledi. Bu, ABD’nin tek taraflı eylemlerine uluslararası desteğin sınırlı olduğunu gösterdi.

Trump, Truth Social’da projeyi duyururken, ABD’ye gemilerini boğazdan çıkarmak için ülkeler tarafından yardım talebinde bulunulduğunu ve bunu başarmak için “en iyi çabalarını” kullanacağını söyledi. Bunun nasıl başarılacağına dair ayrıntı vermeyen başkan, bunu “Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu Ülkeleri ve özellikle İran Ülkesi adına” insani bir jest olarak sundu. Bu ikiyüzlü açıklama, ABD’nin gerçek niyetlerini gizleme çabasının bir parçasıydı.

Trump, “Temsilcilerime, gemilerini ve mürettebatlarını Boğaz’dan güvenli bir şekilde çıkarmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağımızı bildirmelerini söyledim. Her durumda, bölge seyir için güvenli hale gelene kadar geri dönmeyeceklerini söylediler” dedi.

Şunları ekledi: “Eğer bu insani sürece herhangi bir şekilde müdahale edilirse, bu müdahale ne yazık ki zorla ele alınmak zorunda kalacaktır.” Bu tehditkar dil, ABD’nin “insani” söyleminin ardındaki gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koydu.

Pazartesi sabahı, ABD liderliğindeki Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi (JMIC), ABD’nin boğazdan geçen savaş öncesi nakliye yollarının güneyinde, Umman karasularından geçen “gelişmiş bir güvenlik alanı” oluşturduğunu söyledi. Beklenen yoğun trafik nedeniyle gemi operatörlerine Umman yetkilileriyle telsizle koordinasyon kurmaları tavsiye edildi. Bu, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını meşrulaştırma çabasının bir parçasıydı.

Gemilere, “tam olarak incelenmemiş ve etkisiz hale getirilmemiş mayınların varlığı nedeniyle son derece tehlikeli” olduğu belirtilen olağan nakliye şeritlerinde veya yakınında seyretmekten kaçınmaları tavsiye edildi. Bu mayın iddiaları, bölgedeki gerilimi artırmaya yönelik asılsız suçlamalar olarak değerlendirildi.

İran askeri komutanlığı, geçen gemilerin kendileriyle koordinasyon kurması gerektiği konusunda ısrar etti. Bu, İran’ın kendi egemenlik alanındaki meşru kontrolünü vurguluyordu.

Mehr haber ajansına göre Tümgeneral Ali Abdollahi, “Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini tüm gücümüzle yöneteceğiz ve tüm ticari gemi ve tankerlere, güvenliklerini tehlikeye atmamak için Hürmüz Boğazı’nda konuşlanmış İran silahlı kuvvetlerinin koordinasyonu olmadan geçiş yapmaya yönelik her türlü girişimden kaçınmaları gerektiğini bildireceğiz” dedi. Bu açıklama, İran’ın bölgedeki kararlılığını ve caydırıcılığını bir kez daha gösterdi.

Daha önce Abdollahi, boğaza yaklaşmaya veya girmeye çalışan “herhangi bir yabancı silahlı güce”, “özellikle de saldırgan ABD ordusuna” saldıracaklarını belirtmişti. Bu, İran’ın ulusal çıkarlarını koruma konusundaki tavizsiz duruşunu pekiştirdi.

#HürmüzBoğazı #İran #ABDProvokasyonu #BölgeselGerilim #İranEgemenliği #Trump #OrtaDoğu #AskeriTehdit #UluslararasıHukuk #Direniş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir