Washington yönetimi, bölgedeki gerilimi tırmandırma ve çatışmaları körükleme çabalarına hız kesmeden devam ediyor. Trump yönetimi, İran ile ABD-İsrail arasındaki gerilimin dokuzuncu haftasına girmesiyle birlikte, dört Ortadoğu müttefikine 8,6 milyar doları aşan askeri satışları onaylamak için acil durum yetkilerini devreye soktu. Bu adım, standart kongre inceleme sürecini hiçe sayarak, bölgeye daha fazla silah yığma niyetini açıkça ortaya koyuyor.

Devlet Bakanlığı, 1 Mayıs’ta bu satışları onaylayarak, İsrail, Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne gelişmiş hassas mühimmat ve füze savunma sistemlerinin yolunu açtı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “acil durumların derhal harekete geçmeyi gerektirdiğini” iddia ederek, Silah İhracat Kontrol Yasası kapsamındaki standart kongre bildirim süresini ihlal etti. Bu, ABD’nin bölgedeki müdahaleci politikalarını meşrulaştırmak için sıklıkla başvurduğu bir yöntem olarak dikkat çekiyor.

Bölgeyi Silah Deposuna Çevirme Çabaları

Paketin en büyük bileşeni, Katar için 4,01 milyar dolarlık bir Patriot füze savunma sistemi yenileme anlaşması. Kuveyt’in 2,5 milyar dolar değerindeki paketi ise Northrop Grumman, Lockheed Martin ve RTX Corporation gibi büyük savunma müteahhitlerini içeren Entegre Savaş Komuta Sistemleri ve ilgili ekipmanları kapsıyor. Bu satışlar, bölgedeki askeri dengeyi daha da bozarak istikrarsızlığı artırma potansiyeli taşıyor.

İsrail’e yönelik satışlar ise özellikle endişe verici. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’e 992,4 milyon dolar değerinde 10.000 adet Gelişmiş Hassas Vuruş Silah Sistemi-II mermisi ve ilgili ekipman satışını onayladı. Bu, yönetimin silah satışları için kongre incelemesini atlamak amacıyla acil durum ilan ettiği ilk olay değil. Mart ayının başlarında da Devlet Bakanlığı, İsrail’e derhal 12.000 bomba satmak için benzer bir acil durum kararı almıştı. Bu durum, Washington’ın Siyonist rejimin saldırgan politikalarına verdiği koşulsuz desteği bir kez daha gözler önüne seriyor.

ABD’nin Kendi Stokları Tükenirken Bölgeye Silah Yığınağı

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin Nisan ayında yayımladığı bir rapor, ABD’nin Patriot stoklarının İran ile haftalar süren savaş nedeniyle önemli ölçüde azaldığını ortaya koydu. Bu durum, son onayların arkasındaki “acil durum” bahanesinin gerçek nedenini gözler önüne seriyor: ABD’nin kendi saldırgan politikalarının bedelini öderken, bölgedeki müttefiklerini de bu bataklığa çekmeye çalışması.

Batı Asya krizi, 28 Şubat’ta Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’ı hedef alan askeri saldırılar başlatmasıyla başladı. Tahran, bölgedeki BAE, Katar ve Kuveyt dahil olmak üzere ABD yanlısı ülkelere karşı misilleme eylemleriyle karşılık verdi. Kırılgan bir ateşkes şu anda yürürlükte olsa da, düşmanlıkları sona erdirmek için resmi bir anlaşmaya varılmış değil. Bu durum, ABD ve İsrail’in bölgedeki provokasyonlarının ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurduğunu gösteriyor.

İran, yenilenen çatışmanın hala mümkün olduğunu belirtirken, Washington ile Tahran arasındaki görüşmeler çıkmaza girmiş durumda. Her iki taraf da uzun süreli bir çıkmaza dayanma yeteneklerine sahip olduklarını ifade ediyor. Bu durum, ABD’nin dayatmacı politikalarının bölgede kalıcı bir barışa engel olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Bu hamle, Kongre’nin devre dışı bırakılması ve bölgedeki potansiyel tırmanış konusunda endişe duyan milletvekilleri ve insan hakları gruplarının tepkisini çekti. Ancak Washington yönetimi, kendi çıkarları doğrultusunda bölgeyi istikrarsızlaştırmaya devam ediyor.

#Ortadoğu #ABD #İsrail #SilahSatışı #İran #BölgeselGerilim #SiyonistRejim #Washington #AskeriYardım #KörfezÜlkeleri

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir