ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, İsrail, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) 8.6 milyar doları aşan askeri satışları onayladığı bildirildi. Bu adım, ABD ile İran arasındaki diplomatik çabaların mevcut gerilimler nedeniyle durma noktasına geldiği bir dönemde atıldı ve bölgedeki dengeleri daha da karmaşık hale getirme potansiyeli taşıyor.

ABD yönetimi, Ortadoğu ülkelerine yönelik bu silah satışlarını Kongre incelemesini atlayarak gerçekleştirdi. Bu durum, Washington’ın bölgedeki askeri varlığını ve müdahaleci politikalarını pekiştirme arayışının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

IANS ve Xinhua haber ajanslarının Dışişleri Bakanlığı’na dayandırdığı haberlere göre, satılan kalemler arasında gelişmiş hassas vuruş silah sistemleri, hava ve füze savunma ikmal hizmetleri ile entegre bir muharebe komuta sistemi bulunuyor. Bu tür gelişmiş silahların bölgeye akışı, çatışma riskini artırabilir.

1973’te kabul edilen Savaş Yetkileri Kararı uyarınca, başkan, askeri güç kullanımını Kongre’ye bildirdikten sonra, Kongre’nin askeri eylemin devamına izin vermemesi halinde 60 gün içinde bu eylemi sonlandırmak zorundadır.

ABD Başkanı Donald Trump, milletvekillerine yaptığı açıklamada, Kongre onayı olmadan başlatılan askeri eylemin 60 günlük yasal süresine ulaşmasıyla Tahran’a karşı savaşın “sona erdiğini” belirtti. Politico’nun Kongre liderlerine yazdığı bir mektuba dayandırdığı habere göre Trump, “7 Nisan 2026’dan bu yana ABD ile İran arasında herhangi bir ateş alışverişi yaşanmadı” ifadelerini kullandı. Trump, “28 Şubat 2026’da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir” dedi.

Trump ayrıca Cuma günü yaptığı açıklamada, İranlılarla müzakerelerin belirsizliğini koruduğunu, mevcut tekliflerden “memnun olmadığını” belirterek hem diplomasiyi hem de askeri eylemi masada tuttuğunu ifade etti. Marine One’a binmeden önce gazetecilere konuşan Trump, “Bir anlaşma yapmak istiyorlar ama ben bundan memnun değilim, bu yüzden ne olacağını göreceğiz” dedi. İran liderliğini parçalanmış ve uzlaşmaya varamayan bir yapı olarak nitelendirdi. “Hepsi bir anlaşma yapmak istiyor ama hepsi karışık durumda” diyen Trump, liderliğin “çok dağınık” olduğunu ve iç bölünmelerle işaretlendiğini ekledi. Trump, iç anlaşmazlığın Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflattığını savundu. Liderlerin “birbirleriyle iyi geçinmediğini” ve “kimin lider olduğunu bilmediğini” söyleyerek görüşmeleri karmaşıklaştırdığını belirtti. Trump, görüşmelerin başarısız olması halinde askeri eylemin bir seçenek olarak kalacağını da açıkça ifade etti.

Ortadoğu’daki Gerilimler: 28 Şubat’ta ABD ve İsrail, İran’a yönelik saldırılar düzenleyerek İran’ın Yüce Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve diğer bazı üst düzey yetkilileri öldürdü. Bunun ardından İran, Ortadoğu bölgesindeki ABD varlıklarına misilleme saldırıları başlattı. Bu çatışmanın etkileri doğrudan askeri mübadelenin ötesine geçti. Dünya enerji arzının önemli bir kısmının geçtiği kritik küresel nakliye yolu olan Hürmüz Boğazı artan bir gerilim altına girdi. Durum geliştikçe, enerji piyasaları ve bölgesel istikrar üzerinde küresel çapta dalgalanma etkileri hissediliyor. Bu arka planda, ABD’nin silah satışları, devam eden gelişmelere yeni bir boyut katarak değişen stratejik önceliklere, ittifaklara ve daha geniş bölgesel güvenliğe dikkat çekiyor. Bu durum, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırma ve istikrarsızlığı derinleştirme potansiyeli taşıyor.

#ABD #Ortadoğu #SilahSatışları #İran #İsrail #Gerilim #HürmüzBoğazı #BölgeselGüvenlik #Diplomasi #AskeriHarekat

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir