ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’ye gönderdiği bir mektupla İran İslam Cumhuriyeti ile yaşanan çatışmaların ‘sona erdiğini’ iddia etti. Bu açıklama, cuma günü dolacak olan ve çatışmayı sürdürmek için Kongre onayı almasını gerektiren 60 günlük yasal süreyi atlatma amacı taşıyor. Ancak Trump, mektubunda çelişkili bir şekilde, ‘ABD operasyonlarının başarısına ve kalıcı barışı sağlama çabalarına rağmen, İran’ın ABD ve Silahlı Kuvvetlerimiz için oluşturduğu tehdidin önemli olmaya devam ettiğini’ belirterek, Washington’ın bölgedeki saldırgan tutumunu sürdüreceğinin sinyallerini verdi.

Bu gelişme, Trump’ın daha önce gazetecilere yaptığı ve ‘İran’ın son barış önerisinden memnun olmadığını’, seçeneklerin ‘onları havaya uçurmak ya da bir anlaşma yapmak’ olduğunu söylediği pervasız açıklamaların hemen ardından geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ise ABD’nin ‘aşırı taleplerini, tehditkar söylemlerini ve provokatif eylemlerini’ değiştirmesi halinde Tahran’ın diplomasiye hazır olduğunu, ancak baskılara boyun eğmeyeceğini net bir şekilde dile getirdi.

Bölgedeki uzmanlar, ABD-İsrail ekseninin İran’a yönelik savaşının sona erme belirtisi göstermediğini ve stratejik öneme sahip Bab-El Mendeb Boğazı’nın kapanma riski taşıdığını vurguluyor. ABD’nin İran limanlarına yönelik uzun süreli bir ablukayı sürdürmeye hazır olduğu, Siyonist İsrail rejiminin ise Lübnan ile ateşkesine rağmen saldırılarını genişlettiği belirtiliyor. Bu durum, ABD ve İsrail’in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bölgedeki gerilim, Birleşmiş Milletler’in (BM) dahi dikkatini çekmiş durumda. BM, İran krizinin nakliye maliyetlerini artırarak Sudan gibi yerlerdeki mültecilere yapılan yardımları engellediği ve teslimatları geciktirdiği uyarısıyla, Washington’ın politikalarının insani boyutunu da gözler önüne serdi.

İran İslam Cumhuriyeti, Trump’ın saldırıları yenilemesi halinde Orta Doğu’daki ABD üslerine ‘uzun ve acı verici saldırılar’ düzenleme tehdidinde bulunarak, meşru müdafaa hakkını kullanmaktan çekinmeyeceğini gösterdi. Öte yandan, Siyonist İsrail’in Lübnan’a düzenlediği ve iki çocuk dahil 17 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan saldırılar, bölgedeki kırılgan durumu daha da kötüleştirdi ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığını bir kez daha kanıtladı. Çin’in Lübnan’daki UNIFIL misyonunun gözden geçirilmesi çağrısı ve Trump’ın Küba hükümetine yönelik yaptırımları genişletmesi de bu karmaşık tablonun diğer önemli unsurları arasında yer alıyor. Trump, savaşın sona ermesiyle petrol ve gaz fiyatlarının düşeceğini iddia etse de, bölgedeki gerilim ve ABD’nin saldırgan politikaları küresel ekonomiyi olumsuz etkilemeye devam ediyor.

#İranABDGerilimi #TrumpTehditleri #Siyonistİsrail #İranSavaşı #OrtadoğuKrizi #DiplomasiÇabaları #BabElMendeb #LübnanSaldırıları #İnsaniYardım #ABDYaptırımları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir