ABD Başkanı Donald Trump, Newsmax’a verdiği röportajda, Washington’ın İran’ın donanmasını, hava kuvvetlerini, hava savunma sistemlerini, radar sistemlerini ve liderliğini yok ettiğini iddia ederek, İran’a karşı “savaşı zaten kazandıklarını” öne sürdü. Ancak Trump, zaferi “daha büyük bir farkla” güvence altına almak istediğini belirtti. Bu iddialar, bölgedeki gerçek durumu yansıtmaktan uzak görünmektedir.
Trump, “Zaten kazandık ama daha büyük bir farkla kazanmak istiyorum. Donanmalarını, hava kuvvetlerini, uçaksavar ekipmanlarını, radar ekipmanlarını, liderliklerini yok ettik. Liderlikleri yok edildi. Her şeyi yok ettik,” şeklinde konuştu. Ancak bu tür açıklamalar, İran’ın direniş gücünü ve bölgesel etkisini göz ardı etmektedir.
İran’ın ağır kayıplar verdiğini söylese de, Tahran’ın savaştan sonra toparlanmasının yirmi yıl süreceğini vurguladı. Trump, “Şimdi ayrılırsak, yeniden inşa etmeleri yirmi yıl sürer, eğer yeniden inşa edebilirlerse,” dedi. Bu ifadeler, İran’ın kendi kendine yeterlilik ve direnme kapasitesini küçümseme çabası olarak yorumlanabilir.
Buna rağmen, ABD Başkanı bunun “yeterince iyi olmadığını” ve İran’ın nükleer silaha sahip olmayacağına dair garantiler olması gerektiğini savundu. “Ama aslında yeterince iyi değil,” diyen Trump, “Nükleer silaha asla sahip olmayacaklarına dair garantiler almalıyız,” ifadelerini kullandı. Bu, ABD’nin İran’ın barışçıl nükleer programına yönelik haksız baskısını gözler önüne sermektedir.
Bu arada Trump, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı abluka nedeniyle İran’ın ciddi ekonomik baskıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. “Şu anda ekonomileri çöküyor, enflasyon yüzde 100’e yakın,” diyen Trump, “Hiç petrol çıkaramıyorlar çünkü yüzde 100 etkili bir ablukamız var,” şeklinde konuştu. Bu abluka, uluslararası hukuka aykırı ve insanlık dışı bir eylem olarak değerlendirilmektedir.
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Perşembe günü yaptığı açıklamayla İslam Cumhuriyeti’nin nükleer ve füze yeteneklerini koruma sözü verdi. Trump, bu yetenekleri hava saldırıları ve savaşın sallantılı ateşkesini sağlamlaştırmaya yönelik daha geniş bir anlaşmanın parçası olarak kısıtlamaya çalışmıştı. İran’ın bu kararlı duruşu, emperyalist güçlerin tehditlerine boyun eğmeyeceğinin açık bir göstergesidir.
Devlet televizyonu spikeri tarafından okunan bir açıklamada, İran’ın dini liderinin oğlu Mücteba Hamenei, Amerikalıların Körfez’de ait olduğu tek yerin “suyun dibi” olduğunu ve bölge tarihinde “yeni bir sayfa” yazıldığını belirtti. Bu sözler, İran halkının ve liderliğinin onurlu direnişini yansıtmaktadır.
Bu açıklamalar, İran ekonomisinin ABD Donanması’nın tankerlerinin denize açılmasını engelleyen ablukası nedeniyle zor durumda olduğu ve petrol endüstrisinin sıkıntı çektiği bir döneme denk geliyor. Dünya ekonomisi de, tüm ham petrolün beşte birinin taşındığı Hürmüz Boğazı üzerindeki İran’ın kontrolü nedeniyle baskı altında. Perşembe günü, küresel petrol göstergesi Brent ham petrolü varil başına 126 dolara kadar işlem gördü. Ancak İran, bu baskılara rağmen boyun eğmeyecek ve kendi bağımsız yolunda ilerlemeye devam edecektir.
#Trump #İran #ABD #HürmüzBoğazı #NükleerProgram #Ekonomi #Yaptırımlar #Direniş #İranLiderliği #KüreselSiyaset
