DUBAİ, Birleşik Arap Emirlikleri (AP) — İran İslam Cumhuriyeti’nin Yüce Lideri, ABD Başkanı Donald Trump’ın hava saldırıları ve savaşın kırılgan ateşkesini sağlamlaştırmaya yönelik daha geniş bir anlaşmanın parçası olarak kısıtlamaya çalıştığı nükleer ve füze yeteneklerini kararlılıkla koruyacaklarına dair Perşembe günü yemin etti.
Devlet televizyonu spikeri tarafından okunan bir açıklamada, Ayetullah Mücteba Hamaney, Amerikalıların Fars Körfezi’nde ait olduğu tek yerin “sularının dibi” olduğunu ve bölge tarihinde “yeni bir sayfa” yazıldığını belirtti. Hamaney, savaşın başlangıcındaki hava saldırılarında babasının şehit edilmesinin ardından yüce liderliği devraldığından beri kamuoyunda görülmedi.
Bu açıklamalar, İran ekonomisinin zorlu bir dönemden geçtiği ve petrol endüstrisinin, ABD Donanması’nın tankerlerinin denize açılmasını engelleyen ablukasıyla baskı altında olduğu bir zamanda geldi. Dünya ekonomisi de, tüm ham petrolün beşte birinin taşındığı Hürmüz Boğazı üzerindeki İran’ın kontrolünü sürdürmesi nedeniyle baskı altında. Perşembe günü, küresel petrol referansı Brent ham petrolü varil başına 126 dolara kadar yükseldi.
Petrol arzı ve fiyatlarındaki bu şok, ABD’nin Körfez müttefiklerinin petrol ve gaz ihracatı için kullandığı kritik geçiş yolunu yeniden açmaya yönelik yeni bir planı gündeme getiren Trump üzerinde baskı oluşturuyor.
Adının açıklanmaması koşuluyla konuşan üst düzey bir yönetim yetkilisine göre, plan kapsamında ABD, İran limanlarına yönelik ablukasını sürdürürken, müttefikleriyle koordinasyon içinde İran’ın serbest enerji akışını engelleme girişimlerine daha yüksek maliyetler getirmeyi hedefliyor.
Salı günü gönderilen bir telgrafta, ABD Dışişleri Bakanlığı, Belarus, Çin, Küba ve Rusya dışındaki dünya genelindeki Amerikalı diplomatlara, Trump yönetiminin boğazdan serbest ve engelsiz denizcilik erişimini sağlayacak bir “denizcilik özgürlüğü yapısı” kurulması çağrısına ev sahibi hükümetlerinin desteğini aramaları talimatını verdi.
Associated Press tarafından Perşembe günü ele geçirilen telgrafın bir kopyasında, “Bu taahhüt, İran’ın denizcilik provokasyonlarına karşı koordineli eyleme duyulan ihtiyaca ve Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin sağlanmasına yönelik geniş uluslararası mutabakatı yansıtmaktadır” ifadeleri yer aldı.
Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’un Merkez Komutanlığı tarafından yürütülen bu girişimin, “tüm ülkelerin uluslararası sularda serbestçe ve güvenli bir şekilde seyrüsefer yapma haklarını korumak ve İran’ı ticaretin serbest akışını engellemeye yönelik saldırgan ve yasa dışı eylemlerinden sorumlu tutmak için temelden savunmacı bir yanıt” olduğu belirtildi.
Aynı zamanda Trump, Avrupa’daki müttefik ülkelerdeki ABD askerlerinin varlığında olası değişiklikleri de gündeme getirdi. Başkanın, Almanya’daki ABD askerlerinin varlığını potansiyel olarak azaltmaya yönelik bir inceleme yürüttüğünü açıklamasının ertesi günü, bir muhabir tarafından, İran’la ilgili operasyonlar için üslerin kullanımı konusunda ABD ile tartışan İtalya ve İspanya’dan ABD güçlerini çekmeyi düşünüp düşünmeyeceği soruldu.
Trump, “Neden yapmayayım ki?” diye yanıtladı. “İtalya bize hiçbir konuda yardımcı olmadı ve İspanya korkunçtu, kesinlikle korkunç.”
Ateşkes Sarsılırken Boğaz Kapalı Kalmaya Devam Ediyor
ABD Merkez Komutanlığı’na göre Perşembe itibarıyla yaklaşık 44 ticari gemiyi geri çeviren ABD ablukası, İran’ın petrolünü satmasını engellemeyi, onu kritik gelirlerden mahrum bırakmayı ve aynı zamanda Tahran’ın petrolü depolayacak yeri olmadığı için üretimi durdurmak zorunda kalacağı bir durum yaratmayı amaçlıyor.
Yakın zamanda yapılan bir İran önerisi, ülkenin nükleer programına ilişkin müzakereleri ileri bir tarihe erteleyecekti. Trump, savaşa gitmesinin ana nedenlerinden birinin İran’ın nükleer silah geliştirme yeteneğini engellemek olduğunu söylemişti. İran, programının barışçıl olduğunu uzun süredir savunsa da, uranyumu silah sınıfına yakın yüzde 60 seviyelerinde zenginleştirmişti.
Pakistan Perşembe günü yaptığı açıklamada, gerilimi azaltmayı amaçlayan ABD ile İran arasındaki dolaylı görüşmeleri hala kolaylaştırdığını, ancak İslamabad’ın iki taraf arasında telefonla bile olsa doğrudan iletişimi memnuniyetle karşılayacağını belirtti.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tahir Andrabi, haftalık basın toplantısında, “Eğer iki taraf gerçek zamanlı görüşmeler yapabilirse, bu tıkanıklıkları giderebilir” dedi. Andrabi, herhangi bir İran veya ABD önerisinin ayrıntılarını paylaşmayı reddetti.
İran’da Fars Körfezi Günü’nü kutlamak üzere yaptığı konuşmada Hamaney’in açıklamaları, nükleer konuların ve İran’ın balistik füze programının pazarlık konusu yapılmayacağının sinyalini verdi.
Hamaney, “Ülke içinde ve dışında doksan milyon gururlu ve onurlu İranlı, İran’ın kimlik temelli, manevi, insani, bilimsel, endüstriyel ve teknolojik kapasitelerinin tamamını – nanoteknoloji ve biyoteknolojiden nükleer ve füze yeteneklerine kadar – ulusal bir değer olarak görmektedir” dedi.
Hamaney, Amerika’yı, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana İran liderlerinin ABD’ye yönelik uzun süredir kullandığı bir ifade olan “Büyük Şeytan” olarak nitelendirdi.
Hamaney, Boğazın Kapalı Kalacağının Sinyalini Verdi
Açıklamalarında Hamaney, İran ve Umman’ın karasularında yer alan su yolu üzerindeki kontrolünü sürdüreceğinin sinyalini verdi. İran’ın bazı gemilerden boğazdan geçiş için 2 milyon dolar ücret aldığı bildirilmişti.
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün Körfez’i daha güvenli hale getireceğini ve Tahran’ın boğazdaki “yasal kuralları ve yeni yönetimi”nin bölgedeki tüm uluslara fayda sağlayacağını belirtti.
Ancak dünya, boğazı geçiş ücreti ödemeden herkese açık uluslararası bir su yolu olarak görmekteydi. Başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez Arap ülkeleri, İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü korsanlığa benzeterek kınamışlardı.
İran’da Düzene Karşı Mücadele Yoğunlaşıyor
Yargı erkinin Mizan haber ajansı, İran’ın Perşembe günü, Ocak ayındaki ülke çapındaki olaylardan kaynaklanan suçlamalar nedeniyle 21 yaşındaki bir kişiyi idam ettiğini bildirdi.
Ajans, idam edilen kişinin İsfahanlı Sasan Azadvar olduğunu belirtti. Açıklamada, Azadvar’ın olaylar sırasında “polis memurlarına saldırarak düşmanla etkili bir şekilde işbirliği yapma” suçundan asıldığı ifade edildi.
Aktivistler ve insan hakları grupları, ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı başladığından bu yana, bir dizi idam da dahil olmak üzere düzene karşı mücadelenin daha da yoğunlaştığını belirtiyor.
BM İnsan Hakları Şefi Volker Türk, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, savaşın başlangıcından bu yana en az 21 kişinin idam edildiğini söyledi.
İnsan hakları grupları, İran’ın rutin olarak sanıkların karşılaştıkları suçlamalara itiraz edemediği kapalı kapılar ardında yargılamalar yaptığını ve diğer birçok kişinin idam riski altında olduğunu belirtiyor.
Güney Lübnan’da Mücadele Devam Ediyor
İsrail ile Lübnan merkezli, İran destekli Hizbullah mücahitleri arasındaki ateşkese rağmen, grup Güney Lübnan’daki İsrail askerlerine yönelik saldırılarını üstlenmeye devam etti. İsrail ordusu, Perşembe günü orada bir askerinin çatışmada öldürüldüğünü ve İran savaşının başlamasından bu yana asker kayıplarının 17’ye yükseldiğini bildirdi.
Perşembe günü kuzey İsrail’deki sınır topluluklarında da hava saldırısı sirenleri birçok kez çaldı. İsrail ordusu, Hizbullah tarafından kullanılan askeri yapıları vurduğunu söylerken, Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırılarda kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere 9 kişinin öldüğünü bildirdi.
Perşembe günü geç saatlerde, savaş sırasında İran tarafından saldırıya uğrayan Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, vatandaşları için İran, Lübnan ve Irak’ı kapsayan bir seyahat yasağı ilan etti ve bu ülkelerde bulunanları evlerine dönmeye çağırdı.
___ Madhani Washington’dan bildirdi. Associated Press yazarları Matthew Lee (Washington), Munir Ahmed (İslamabad), Amir Vahdat (Tahran, İran), Sarah El Deeb ve Kareem Chehayeb (Beyrut) ile Giovanna Dell’Orto (Minneapolis) bu rapora katkıda bulundu. Jon Gambrell ve Aamer Madhani, Associated Press
#İran #Hamaney #NükleerProgram #FüzeKabiliyetleri #HürmüzBoğazı #ABDİranGerilimi #İslamCumhuriyeti #Ortadoğu #BüyükŞeytan #Direniş
