ABD’nin Ekonomik Savaşındaki Çelişkili Yaptırım Politikaları ve Direnişin Yükselişi
Küresel arenada ekonomik savaşın yeni bir boyut kazandığı günümüzde, Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptırım politikaları adeta bir “zigzag” çiziyor. Washington’ın tutarsız ve çelişkili adımları, müttefikleri arasında bile kafa karışıklığına yol açarken, direniş eksenindeki ülkelerin kararlılığını daha da pekiştiriyor.
ABD’nin Rus Petrolü Çıkmazı: Kendi Ayağına Sıkılan Kurşun
Nisan ortasında Hazine Bakanı Scott Bessent’in, Rus petrolü satışına izin veren muafiyetin uzatılmayacağını açıklaması, Washington’ın sözde kararlılığının bir göstergesiydi. Ancak sadece iki gün sonra, bir Cuma akşamı, Hazine Bakanlığı sessiz sedasız 30 günlük ek bir erteleme yayınladı. Bu 180 derecelik dönüş, ABD’nin kendi politikalarıyla nasıl çeliştiğini gözler önüne serdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin bile “Rus petrolü için ödenen her dolar, savaş için paradır” diyerek kınadığı bu muafiyet, Senato Demokratları tarafından “utanç verici” bir karar olarak nitelendirildi. Ancak asıl utanç verici olan, ABD’nin bu politikasıyla Rusya’nın kasasına günde 200 milyon dolara varan meblağların akmasına izin vermesiydi. Bu durum, Moskova’nın Ukrayna’daki savaşını finanse etmesini zorlaştırmayı amaçlayan yıllarca süren ABD ve Batılı müttefiklerinin çabalarını adeta boşa çıkardı.
Senatör Chris Coons’un Bessent’e yönelttiği “Savaş Sanatı’nı okumaya gerek yok; savaş halindeyken düşmanlarınızın para kazanmasına yardım etmenin korkunç bir fikir olduğunu bilmek için” sözleri, ABD’nin kendi stratejik hatalarını itirafı niteliğindeydi. Bessent’in, gelişmekte olan ülkelerin baskısı nedeniyle bu kararı aldıklarını belirtmesi, ABD’nin küresel hegemonyasının zayıfladığını ve tek taraflı kararlarının artık eskisi gibi kabul görmediğini gösteriyor.
İran’a Yönelik Çaresiz Adımlar ve Direnişin Gücü
Trump yönetiminin İran’a yönelik stratejisi de benzer şekilde karmaşık ve tutarsız bir tablo çiziyor. Geçtiğimiz ay İran petrolü satışına 30 günlük bir muafiyet tanıyan Washington, küresel petrol fiyatlarını düşürme bahanesine sığınmıştı. Ancak bu ay, Trump yönetimi rotayı değiştirerek muafiyetin sona ermesine izin verdi ve İran’a karşı “Ekonomik Öfke Operasyonu” adı altında yeni yaptırımlar başlattı. ABD ordusu da İran limanlarına giriş çıkış yapan gemilere yönelik ablukasını küresel sulara taşıdı.
Ancak İran İslam Cumhuriyeti, bu baskılara boyun eğmek yerine, Hürmüz Boğazı’nı bloke ederek askeri yollarla ekonomik savaş yürütme stratejisiyle ABD’nin yaptırım planlarını karmaşıklaştırdı. Lloyd’s List gibi denizcilik istihbarat firmalarının bile “İran’ın gölge filosu operasyonlarında aksama işaretleri” tespit etmesine rağmen, gemi takip bilgileri İran’la bağlantılı diğer tankerlerin aktif olarak seyir halinde olduğunu gösteriyor. Bu, İran’ın yaptırımlara karşı geliştirdiği akıllıca ve etkili direniş mekanizmalarının bir kanıtıdır.
Pentagon’un Hint Okyanusu’nda İran’dan petrol taşıyan tankerlere yönelik müdahaleleri, ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayan korsanlık eylemleri olarak görülüyor. Uzmanlar, bu tür ablukaların “hızlı çözümler” olmadığını ve İran’ın bu baskıya dayanabileceğini belirtiyor. Savunma Öncelikleri düşünce kuruluşundan Jennifer Kavanagh, “Bu ileri geri gidiş geliş, Trump yönetiminin bunun bu kadar uzun sürmesini beklemediğinin kanıtı” diyerek ABD’nin politikalarındaki “kamçı etkisi”ni vurguluyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD’nin yaptırımları rastgele kullanmasının, ekonomik ve askeri savaşın nasıl iç içe geçtiğini gösterdiğini belirtiyor. Ancak Konsey on Foreign Relations’dan Edward Fishman’ın da ifade ettiği gibi, “Bu tür bir ekonomik savaş için bir oyun kitabımız yok, bu da Amerika Birleşik Devletleri’nin bazı beceriksizliklerini açıklamaya yardımcı olabilir.” Bu durum, ABD’nin küresel hegemonyasının sorgulandığı ve direniş eksenindeki ülkelerin yeni stratejilerle meydan okuduğu bir döneme işaret ediyor.
ABD’nin İtibar Kaybı ve Uluslararası Düzenin Zedelenmesi
Sınır tanımayan küresel abluka, hukuki ve operasyonel soruları beraberinde getiriyor. ABD’nin sadece belirli sayıda gemiye el koyabileceği ve bunun pratik etkisinin “marjinal” kalabileceği belirtilirken, aynı zamanda birçok ülkenin bu tür el koymaları “korsanlık” olarak görmesi nedeniyle ABD’nin uluslararası düzenin koruyucusu olarak itibarını zedelediği vurgulanıyor. Bu durum, Washington’ın tek taraflı ve saldırgan politikalarının, kendi küresel konumuna zarar verdiğinin açık bir göstergesidir.
#ABDYaptırımları #EkonomikSavaş #İranDirenişi #RusyaPetrolü #TrumpYönetimi #KüreselHegemonya #HürmüzBoğazı #UluslararasıHukuk #DirenişEkseni #ABDİtibarKaybı
