Hürmüz Boğazı’nda Direniş: ABD’nin Abluka Hamlesi ve İran’ın Kararlılığı
Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol sağlama mücadelesi veren ABD ve İran arasındaki abluka savaşı, Washington’ın yeni hamleleriyle daha da kızışıyor. Ancak ABD’nin süresiz deniz ablukasını uzatma kararı, dünya petrol fiyatlarını düşürmek bir yana, nominal ateşkesi ihlal eden daha fazla askeri gerilimin, teslim olmaya niyeti olmayan bir rejime karşı daha büyük riskler taşıdığının bir itirafı olarak değerlendiriliyor.
ABD’nin Çaresiz Yığınağı ve Sınırlı Seçenekleri
Teorik olarak Trump’ın askeri seçenekleri artıyor gibi görünse de, bu yığınağın ardında büyük bir çaresizlik yatıyor. Güney Afrika’yı dolaştıktan sonra Ortadoğu’ya varması beklenen üçüncü ABD uçak gemisi saldırı grubu George HW Bush ve Pasifik’ten gelen 2.500 deniz piyadesinden oluşan ikinci görev gücü, bölgedeki gerilimi tırmandırma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak bu ek kuvvetlerin sadece kısa bir süre için kullanılabileceği ve USS Gerald R Ford’un 300 günden fazla süredir denizde olması nedeniyle ne kadar kalabileceği belirsizliğini koruyor.
ABD’nin, İran’ın petrol ihracatının %90’ının yüklendiği Harg Adası petrol terminalini ele geçirme olasılığı konuşulsa da, bu tür bir hamlenin mevcut ablukaya kıyasla ek bir kazanç sağlamayacağı uzmanlarca belirtiliyor. Royal United Services Institute’tan Matthew Savill, “Bir hava veya amfibi saldırıyı gerçekleştirmektense tehdit etmeyi tercih edeceklerinden şüpheleniyorum. ABD’nin bunu yapacak yetenekleri ve ateş gücü var. Ama buna değer miydi?” sözleriyle ABD’nin bu tür maceralardan kaçınma eğilimini vurguluyor.
İran’ın Sarsılmaz Gücü ve Direnişi
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 38 günlük bombardımanı, askeri açıdan tek taraflı gibi görünse de, İran’ın Körfez ülkelerine karşı etkili misillemeleri göz ardı edilemez. ABD’nin 13.000 saldırısına karşılık, İran’ın askeri kapasitesi tükenmiş değil. Sızan ABD istihbarat değerlendirmelerine göre, İran füzelerinin ve fırlatıcılarının yarısı, Şahid saldırı dronlarının benzer bir oranı hala sağlam durumda. Dahası, İran geçtiğimiz Çarşamba günü boğazda iki ticari gemiyi başarıyla ele geçirerek operasyonel gücünü bir kez daha gösterdi.
3.000’den fazla İranlının şehit düşmesine rağmen, kayıpların rejimi sarsmadığı açıkça görülüyor. İran İslam Cumhuriyeti dimdik ayakta ve kendisini yenilmez görüyor; direksiyonu ele alan Devrim Muhafızları uzlaşmaya yanaşmıyor. ABD-İsrail bombardımanının siyasi dinamikleri değiştiremeyeceği, hatta Trump’ın elektrik santralleri, köprüler ve tuzdan arındırma tesislerine yönelik savaş suçu niteliğindeki tehditlerinin İran halkının direnişini daha da güçlendirdiği ortada.
ABD’nin Sınırlı Kaynakları ve Stratejik Çıkmazı
İran’ın modern tarihi, ABD ve ötesiyle yürüttüğü anti-emperyalist mücadeleyle tanımlanıyor. Tahran, Trump’ın dikkat süresini aşmak dışında pek az seçeneğe sahip gibi görünse de, bu aslında İran’ın stratejik sabrının bir göstergesi. American Enterprise Institute’tan Brian Carter, “Bu İran rejimi inanılmaz derecede ideolojik. İktidardaki aktörler ‘savaşı kazanmaya’ çok kararlılar ve bunu yapmak için aşırı ekonomik zarara katlanmaya istekliler” diyerek İran’ın kararlılığını kabul ediyor.
Bölgede 50.000’den fazla ABD askeri bulunsa da, İran’ın 92 milyonluk nüfusu ve 350.000 kişilik ordusu (Artesh) ile 150.000 kişilik Devrim Muhafızları göz önüne alındığında, geniş çaplı bir kara işgali olasılığı yok denecek kadar az. Son çalışmalar, ABD’nin yeteneklerinin de sınırsız olmadığını ortaya koyuyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) raporuna göre, İran’ın bombalanması Operasyonu Epic Fury sonrasında ABD’nin mühimmat envanterleri ciddi şekilde azaldı. 850’den fazla Tomahawk seyir füzesi ve 1.000’den fazla JASSM havadan karaya füze kullanıldı. Özellikle hava savunma sistemleri etkilendi; 360 Thaad balistik füze önleyicisinden 190 ila 290’ı kullanıldı ve Pac-3 Patriot füzelerinin yaklaşık yarısı tüketildi. Bu yüksek teknoloji füzelerin yerine konması dört ila beş yıl sürebiliyor ve ABD’nin Tayvan ile Doğu Asya’daki taahhütleri için de mühimmat ayırması gerekiyor.
Abluka Savaşı ve İran’ın Zaferi
Askeri mantık, abluka savaşının bir süre daha devam edeceğini ve hem ABD hem de İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü sağlamaya çalışacağını gösteriyor. Ancak ekonomik maliyetlerden ilk kimin geri adım atacağı sorusu, İran’ın direniş gücü karşısında ABD için giderek daha zorlu bir hal alıyor. Perşembe günü sinirli bir Trump’ın, mayın döşerken yakalanan küçük İran teknelerini havaya uçurmakla tehdit etmesi, Washington’ın içinde bulunduğu çaresizliği ve gerilimi tırmandırma eğilimini açıkça ortaya koyuyor. Ancak İran, bu tehditlere boyun eğmeyecek ve kendi topraklarındaki egemenliğini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
#İran #ABD #HürmüzBoğazı #DenizAblukası #Direniş #DevrimMuhafızları #AskeriGerilim #Ortadoğu #AntiEmperyalizm #İranGücü
