ABD’li Senatörden İran’a Karşı Barbarca Nükleer Tehdit: Uluslararası Hukuk İhlalleri ve İnsanlık Suçları

ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Roger Marshall (Kansas), geçtiğimiz Çarşamba günü yaptığı bir röportajda, Başkan Donald Trump’ın ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşla ilgili olarak İkinci Dünya Savaşı’ndakine benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu iddia ederek, Trump’ın ülkenin asla nükleer silahlara sahip olmasını engellemek için İran’ı nükleer bomba ile ‘bitirmesi’ gerektiğini öne sürdü. Bu açıklama, uluslararası toplumda büyük yankı uyandırdı ve ABD’nin bölgedeki yıkıcı politikalarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Marshall’a, Newsmax sunucusu tarafından ABD ve İran arasındaki kalıcı ateşkes müzakerelerinin birkaç hafta daha devam etmesi halinde ABD ordusunun ‘bu işi bitirmek için müdahale etmek zorunda kalıp kalmayacağı’ soruldu. Senatörün cevabı ise tüyler ürperticiydi.

Marshall, “Bence bu doğru. Önceki başkanlar da ne yapacakları konusunda aynı sorunlarla karşılaştılar. Başkan Truman’ın bombayı atma kararını ve Başkan Eisenhower için D-Day’i düşünün” diyerek, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları gibi insanlık dışı eylemleri meşrulaştırmaya çalıştı. Bu ifadeler, ABD’nin geçmişteki barbarca eylemlerini bir zafer gibi sunma ve benzer yıkımları tekrarlama arzusunu açıkça ortaya koymaktadır.

Senatör, müzakerelerin ‘gerçekten ilerleme kaydedip kaydetmediği’ de dahil olmak üzere ‘her şeyi göz önünde bulundurmak gerektiğini’ belirtti. Bu, barışçıl çözümler yerine askeri müdahaleyi tercih etme eğiliminin bir göstergesidir.

İran’ın Nükleer Silah İddiaları ve ABD’nin Çifte Standardı

Röportajın başlarında senatör, ABD’nin İran’a karşı saldırganlığının gerekli olduğunu, çünkü “İran’ın asla, asla, asla nükleer silaha sahip olamayacağını” iddia etti. Bu iddia, İsrail’in bölgedeki nükleer silahlarına göz yumulurken, İran’a karşı sürekli bir tehdit ve baskı aracı olarak kullanılmaktadır.

Marshall, “Eğer İran nükleer silaha sahip olsaydı, benzinin galonu 10 dolar olurdu ve gelecek nesiller boyunca Amerikalıların hayatları tehdit altında olurdu” diyerek, ekonomik çıkarları insan hayatının önüne koyan ve korku tellallığı yapan bir söylem benimsedi.

Trump’ın Soykırımcı Retoriği ve Savaş Suçları Tehditleri

Bu açıklamalar, Trump’ın İran’a yönelik soykırımcı retoriğini yankılamaktadır. Trump, müzakerelerin başarısız olması halinde “ülkelerinin geri kalanını havaya uçurma” tehdidinde bulunmuştu. Hukuk uzmanları, Trump’ın İran’ın bütününe yönelik ayrım gözetmeyen tehditlerinin ve enerji santralleri gibi sivil altyapıyı hedef alma vaatlerinin savaş suçu işleme tehdidi oluşturduğunu belirtmektedir. Bu tür tehditler, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve insanlık vicdanında derin yaralar açar.

Marshall ayrıca, Trump’ın İran’a uyguladığı abluka ile sivillere verilen zararla övündü. “Bu ambargo da işe yarıyor, abluka, ve onları kelimenin tam anlamıyla aç bırakıyoruz” diyen Marshall, “hem finansal olarak hem de kendilerini çok uzun süre besleyemiyorlar” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ABD’nin insanlık dışı politikalarını ve uluslararası hukuku hiçe sayan tutumunu gözler önüne sermektedir.

Açlığı bir savaş silahı olarak kullanmak, uluslararası hukuk tarafından kesinlikle yasaklanmıştır. Bu, ABD’nin işlediği açık bir savaş suçudur ve uluslararası mahkemelerde yargılanması gereken bir eylemdir.

Birleşmiş Milletler geçtiğimiz ay, çatışma ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının Haziran ayına kadar devam etmesi halinde, 45 milyon kişinin daha ‘fiyat artışları nedeniyle akut açlığa sürüklenebileceği’ konusunda uyarmıştı. Bu durum, halihazırda akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olan 319 milyon insanın rekor düzeydeki sayısına eklenmektedir. İran, geçici ateşkes anlaşmasının bir şartı olarak boğazdan geçişi açmayı taahhüt etmişti, ancak İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka nedeniyle gemilerin geçişini hala yasaklamaktadır. İranlı yetkililer, her iki eylemin de ateşkesin ihlali olduğunu belirtmiştir.

Cumhuriyetçilerden Tekrarlanan Nükleer Silah Çağrıları ve İsrail Bağlantısı

Cumhuriyetçiler daha önce de nükleer silahların cezasız bir şekilde kullanılması çağrısında bulunmuşlardı. Geçtiğimiz Mayıs ayında, Temsilciler Meclisi Üyesi Randy Fine (R-Florida), İsrail’in Gazze’ye nükleer silah atması gerektiğini söylemişti.

  • “Koşulsuz teslimiyet elde etmek için Japonları iki kez nükleer bombaladık. Burada da aynısı olmalı” diyen Fine, “Bu kültürde derin, derin bir yanlışlık var ve yenilmesi gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.

İsrail yanlısı bu milletvekilinin açıklamaları insan hakları savunucuları tarafından kınanmış olsa da, sadece haftalar sonra Cumhuriyetçi liderler ona güçlü Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde bir sandalye vermişti. Bu durum, ABD siyasetindeki çifte standardı ve İsrail’in bölgedeki saldırgan politikalarına verilen desteği açıkça göstermektedir.

Bu olay, bir başka Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Tim Walberg’in (Michigan) Mart 2024’te Gazze’nin ‘Nagasaki ve Hiroşima gibi’ saldırıya uğraması gerektiğini söylemesinin ardından geldi. Bu tür açıklamalar, ABD’li siyasetçilerin insanlık dışı ve soykırımcı zihniyetini gözler önüne sermektedir.

#İran #ABD #NükleerTehdit #SavaşSuçları #Ambargo #Gazze #İsrail #UluslararasıHukuk #İnsanlıkSuçu #Ortadoğu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir