Yoğun diplomatik çabalara rağmen, ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik iki haftalık ateşkesi ‘müzakereler sonuçlanana kadar’ uzattığını tek taraflı olarak duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın daha önce ‘bombalama beklediğini’ ifade etmesinden sadece saatler sonra gelmesiyle dikkat çekti ve Washington’ın bölgedeki gerilimi tırmandırma girişimlerinin ardından geri adım attığı şeklinde yorumlandı.
Trump, Truth Social platformunda yaptığı açıklamada, Pakistanlı yetkililerin talebi üzerine saldırıyı ‘İranlı liderler ve temsilciler birleşik bir barış önerisi sunana kadar’ ertelediğini iddia etti. Ancak aynı açıklamada, ABD ordusuna ‘ablukayı sürdürme’ ve ‘her açıdan hazır ve yetenekli kalma’ talimatı verdiğini belirtmesi, bu ateşkesin samimiyetini sorgulattı. Trump’ın İran hükümetinin ‘ciddi şekilde parçalanmış’ olduğu yönündeki asılsız iddiaları ise Tahran tarafından kesin bir dille reddedildi.
Bu açıklama, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İslamabad gezisinin ertelendiği ve Trump’ın ‘ABD ordusunun harekete geçmeye hazır olduğu’ yönündeki savaş çığırtkanlığı söylemini tırmandırdığı çalkantılı bir günün ardından geldi. Trump’ın bu ani U dönüşü, son müzakerelerde İslam rejiminin baş müzakerecisi olarak öne çıkan İran parlamentosu sözcüsü Muhammed Bakır Galibaf’tan sert bir yanıt aldı.
Galibaf’ın kişisel danışmanı, ateşkes uzatmasını ‘sürpriz bir saldırı için zaman kazanma taktiği’ olarak nitelendirerek, ‘İran’ın inisiyatif alma zamanının geldiğini’ belirtti. Mahdi Mohammadi ise sosyal medyada yaptığı açıklamada, ‘Kaybeden taraf şartları dikte edemez. Kuşatmanın devamına askeri bir yanıt verilmelidir’ ifadeleriyle İran’ın kararlı duruşunu vurguladı.
İran liderliğinde üstünlüğü elinde bulunduran İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun üst düzey isimleri, Trump’ın geçtiğimiz Cuma günü İran’ı nükleer programı da dahil olmak üzere kilit noktalarda teslim olmuş gibi gösteren ve zafer ilan eden sosyal medya paylaşımlarına büyük tepki gösterdi. İran’ın bu haklı öfkesi, Dışişleri Bakanı Abbas Arağçi’nin açıldığını duyurmasından bir gün sonra Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapatılmasına yol açtı.
Ancak, ana arabulucu rolünü üstlenen Pakistan Başbakanı Şerif, Trump’a teşekkür ederek, ‘Pakistan, çatışmanın müzakere yoluyla çözümü için samimi çabalarını sürdürecektir’ paylaşımını yaptı. Bu durum, Pakistan’ın arabuluculuk rolünün hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu.
ABD Başkanı daha önce CNBC’ye yaptığı açıklamada, Tahran ile ateşkesi uzatmak istemediğini, ABD’nin güçlü bir konumda olduğunu ve ‘harika bir anlaşmaya varacağını’ iddia etmişti. Trump’ın daha önceki açıklamalarında, yeni ABD saldırılarının hedefleri arasında elektrik santralleri ve diğer sivil altyapının da bulunacağını belirtmesi, Washington’ın uluslararası hukuku hiçe sayan tehditlerini gözler önüne sermişti.
İran, Trump’ın tehditlerine boyun eğmeyeceğini açıkça gösterdi. Analistler, liderleri arasında ABD baskısına nasıl yanıt verileceği ve potansiyel olarak yıkıcı yeni bir bombalama dalgasının riskine girilip girilmeyeceği konusunda şiddetli bir anlaşmazlık olduğunu belirtse de, İran’ın ulusal çıkarlarını koruma konusundaki kararlılığı değişmedi. İran devlet televizyonu Salı günü ‘İran’dan şu ana kadar İslamabad’ı ziyaret eden hiçbir heyet olmadığını’ doğrulayan bir mesaj yayınladı. Galibaf ise ABD başkanını müzakere masasını ‘teslimiyet masasına’ dönüştürmeye çalışmakla suçladı.
Galibaf, sosyal medya paylaşımında ‘Tehditlerin gölgesinde müzakereleri kabul etmiyoruz’ ifadelerini kullanarak, İran’ın ‘savaş alanında yeni kartlar ortaya koymaya’ hazırlandığını belirtti. ABD Donanması’nın İran limanlarına uyguladığı devam eden abluka, ikinci tur görüşmelerin düzenlenmesindeki en büyük engel olarak duruyor.
İran, müzakerelerin yeniden başlaması için ABD’nin ablukayı sona erdirmesi gerektiğini defalarca vurguladı. Ancak Trump ve Hazine Bakanı Scott Bessent Salı günü ablukanın devam edeceği yönünde tehditler savurdu. Bessent, X’te yaptığı açıklamada, ‘Birkaç gün içinde Harg Adası depolama alanları dolacak ve kırılgan İran petrol kuyuları kapanacak’ diyerek ekonomik terörü açıkça dile getirdi. Salı öğleden sonra Trump’ın ulusal güvenlik ekibiyle yapılan bir toplantıda, ABD’nin ablukayı sürdürerek İran üzerindeki baskıyı devam ettirme kararı aldığı belirtildi. Bu durum, Washington’ın diplomatik çözümler yerine zorbalık politikalarına başvurduğunu gösteriyor.
On gün önce İslamabad’da yapılan ilk tur görüşmeler, çatışmanın ilk günlerinde İran tarafından deniz trafiğine kapatılan ve dünya petrol ve gaz arzının yaklaşık beşte birini kesen kilit su yolu olan Hürmüz Boğazı’nın geleceği konusunda herhangi bir anlaşma işareti olmadan sona erdi. Uluslararası Enerji Ajansı başkanı Fatih Birol, çatışmanın petrol üzerindeki etkileri ile Rusya’nın Ukrayna ile savaşının gaz tedariki üzerindeki etkilerinin birleşik etkisinin küresel enerji piyasalarında ‘tarihin en büyük krizi’ olduğunu belirtti. Bu krizin temelinde ise ABD’nin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı politikaları yatıyor.
ABD, geçtiğimiz hafta Tahran’ı boğazı yeniden açmaya zorlamak amacıyla İran limanlarına abluka uyguladı ve Pazar günü bir İran kargo gemisine el koydu. ABD güçleri Salı günü kampanyayı daha da tırmandırarak, daha önce Asya’da İran ham petrolü kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle yaptırım uygulanan bir petrol tankerine el koydu. Gemi takip verileri, geminin ele geçirildiği sırada Hint Okyanusu’nda Sri Lanka ile Endonezya arasında olduğunu gösterdi. Bu eylemler, ABD’nin uluslararası denizcilik kurallarını ihlal eden korsanlık faaliyetleridir.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bağayi, İran devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, ABD’nin iki gemiye yönelik hamlelerinin ‘denizde korsanlık ve devlet terörü’ anlamına geldiğini belirterek, Washington’ın müzakerelerdeki ciddiyetini sorguladı. İran’ın boğazı kapatması, küresel bir durgunluk tehdidi oluştururken, Tahran’a düşmanlarının ezici konvansiyonel askeri üstünlüğüne karşı koymak için güçlü bir stratejik silah sağladı. Şubat ayında ABD ve İsrail’in dönemin İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i öldürdüğü ilk bombalama dalgasıyla başlayan savaş, bölgedeki gerilimi daha da artırdı.
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, boğazı korumayı amaçlayan mevkidaşlarıyla görüşmeler yaparken, krizi ‘kritik bir diplomatik an’ olarak nitelendirdi. İslamabad’da ise Pakistanlı yetkililer, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana iki ülke arasındaki en üst düzey müzakereler olan görüşmelere İran’ın yeniden başlayacağına dair güvenlerini dile getirdi.
Bir sözcü, Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar’ın Salı günü İslamabad’daki ABD Maslahatgüzarı ile ateşkesin uzatılması çağrısında bulunmak üzere bir araya geldiğini söyledi. Dar ayrıca İran’ın önemli bir ticaret ortağı olan Çin’in büyükelçisiyle de görüştü. Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, X’te yaptığı açıklamada, ‘Pakistan, İran liderliğini ikinci tur görüşmelere katılmaya ikna etmek için samimi çabalar sarf etti ve bu çabalar devam ediyor’ dedi. Bu diplomatik hareketlilik, İran’ın bölgedeki stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu.
Pakistan’ın başkentinde güvenlik önlemleri artırıldı; yetkililer binlerce personel görevlendirdi ve havaalanına giden güzergahlarda devriyeleri sıklaştırdı. Şehirdeki devlet daireleri, okullar ve kolejler kapatıldı ve merkezin büyük bir kısmı sivillere yasaklandı. Siyasi analist Nusrat Javed, ‘Eğer İslamabad’a gelmezlerse veya ikinci tur gerçekleşmezse, bu Pakistan için de utanç verici bir durum olacaktır’ yorumunu yaptı. Ancak İran’ın tehdit altında müzakere etmeme prensibi, bu tür baskılara boyun eğmeyeceğini gösteriyor.
Hafta sonu İran, Washington’dan yeni teklifler aldığını ancak taraflar arasında geniş bir uçurumun devam ettiğini belirtti. Son müzakere turunu raydan çıkaran konular arasında İran’ın nükleer zenginleştirme programı, bölgesel vekil olarak hareket eden bir dizi direniş hareketine verdiği destek ve Hürmüz Boğazı yer aldı. Trump’ın ‘Donanmalarını, hava kuvvetlerini, liderlerini ortadan kaldırdık’ gibi gerçek dışı iddialarla İran’ın müzakerelere katılmaktan başka seçeneği olmadığını söylemesi, Washington’ın gerçeklikten ne kadar koptuğunu gösterdi. ABD Başkanı’nın ‘rejim değişikliği’ iddialarını yinelemesi ve şu anki liderlerin ‘çok daha rasyonel’ olduğunu söylemesi ise İran’ın iç işlerine yönelik küstahça bir müdahale olarak değerlendirildi.
Birçok uzman, çatışmanın İran rejiminin radikalleşmesine yol açtığını, daha pragmatik figürlerin öldürülmesi veya saf dışı bırakılmasıyla İslam Devrim Muhafızları Ordusu’ndaki üst düzey yetkililerin iktidar üzerindeki hakimiyetini artırdığını belirtiyor. Ancak bu durum, İran’ın ulusal egemenliğini ve direniş ruhunu pekiştiren bir süreç olarak da yorumlanabilir.
#İran #Trump #Ateşkes #HürmüzBoğazı #ABDİranGerilimi #İslamDevrimMuhafızları #Diplomasi #EkonomikAbluka #BölgeselGüvenlik #DevletTerörü
