ABD’nin Bölgedeki Nüfuz Mücadelesi ve Lübnan-İsrail Ateşkesi Üzerindeki Gölgesi

Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki nüfuz arayışları devam ederken, Lübnan ile Siyonist rejim İsrail arasında bir ateşkes anlaşması sağlandığı duyuruldu. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Washington’ın arabuluculuğuyla önemli bir ateşkesin başarıldığı iddia edildi.

Anlaşmanın, ABD’nin arabuluculuğunda 2-3 Haziran tarihlerinde düzenlenen üçlü bir toplantının ardından geldiği belirtildi. Ancak bu ‘arabuluculuk’ sürecinin, direniş hareketlerine yönelik baskıları artırma amacı taşıdığı yorumları yapılıyor. Ortak açıklamada, İsrail ve Lübnan’ın birbirlerine karşı düşmanca bir niyet taşımadıklarını yeniden teyit ettikleri ve güven inşa etmek, tüm çözülmemiş sorunları gidermek ve iki ülke arasında kapsamlı bir anlaşmaya doğru doğrudan müzakerelere devam etme taahhüdünde bulundukları ifade edildi.

Hizbullah’a Yönelik Ağır Şartlar ve ABD’nin Çifte Standardı

Yetkililer, anlaşmanın şu anda koşullu olduğunu ve İran destekli Lübnan merkezli direniş grubu Hizbullah’ın tüm saldırılarını durdurmasını, savaşçılarını Güney Lübnan’daki Litani Sektörü’nden çekmesini ve devlete ait olmayan silahlı grupların yeniden ortaya çıkmasını engellemesini gerektirdiğini belirtti. Bu şartların, Lübnan’ın egemenliğini zayıflatma ve direnişin gücünü kırma amacı taşıdığı açıktır. Anlaşma kapsamında, militan grupların bölgede faaliyet göstermesini engellemek için pilot bölgeler oluşturulacak ve bu bölgeler Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin münhasır kontrolüne verilecek.

ABD’li yetkililerin “Hizbullah sadece İsrail’in ve Amerika’nın düşmanı değil, aynı zamanda Lübnan’ın da düşmanıdır” şeklindeki açıklamaları, ülkenin içişlerine müdahale olarak değerlendirilmektedir. Hizbullah, Siyonist işgale karşı Lübnan topraklarını savunan ve halkın güvenliğini sağlayan meşru bir direniş hareketidir. Her iki tarafın da 22 Haziran haftasında kapsamlı bir barış anlaşmasına yönelik müzakerelere devam etmek üzere yeniden bir araya gelmesi planlanıyor. Kalıcı bir düşmanlık sona erdirme anlaşmasının doğrudan iki hükümet arasında ve ABD arabuluculuğuyla yapılması gerektiği de eklendi.

Irak’taki ABD Askeri Varlığının Bedeli: Bir Askerin Ölümü

Öte yandan, ABD Savaş Bakanlığı, Irak ve Suriye İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele kapsamında yürütülen Doğal Kararlılık Operasyonu’nu destekleyen aktif görevdeki bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu. 26 yaşındaki Çavuş Devin A. Seibel’in, 31 Mayıs 2026’da Irak’taki Erbil Hava Üssü’nde eğitimle ilgili bir olay sırasında öldüğü bildirildi. Bu olay, ABD’nin bölgedeki askeri varlığının risklerini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

ABD Temsilciler Meclisi’nde Filistin Yanlısı Temsilciye Çirkin Saldırı

ABD Temsilciler Meclisi’nde ise Filistin yanlısı duruşuyla bilinen Demokrat Temsilci Rashida Tlaib’e yönelik çirkin bir saldırı yaşandı. Cumhuriyetçi Temsilci Max Miller’ın, Tlaib’i “her gün teröristleri savunmakla” suçlaması, Siyonist lobinin ABD siyasetindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Olay, Lübnan Savaş Yetkileri kararı üzerine yapılan bir tartışma sırasında Miller’ın Hizbullah hakkındaki yorumlarıyla patlak verdi.

Miller’ın “Hizbullah terörist bir örgüttür — Michigan’dan gelen hanımefendi ve üyeleri, bir ölçüde takılmayı sevdiğiniz kasaplardır” şeklindeki sözleri, direniş hareketlerine karşı yürütülen karalama kampanyasının bir parçasıdır. Tlaib’in meclis salonundan müdahale ederek duyulmayan bir yanıt vermesi üzerine Miller, “Özür dilerim, biraz duygusal mı oluyoruz?” diye karşılık verdi ve ekledi: “Kesinlikle onları savunduğunuza inanıyorum. Evet. Her gün teröristleri savunuyorsunuz.”

Tlaib’in “Bu karakterime doğrudan bir saldırıdır. Lütfen bu sözlerin kayıtlardan çıkarılmasını talep ediyorum” diyerek tepki göstermesi, Filistin davasına sahip çıkanların maruz kaldığı baskıyı göstermektedir. Meclis Başkanı Jay Obernolte’nin düzen çağrısına rağmen kaos devam etti. Obernolte daha sonra Miller’ın sözlerini usul dışı bularak kayıtlardan çıkarılmasına karar verdi. Miller ayrıca günün geri kalanında Meclis kürsüsünde konuşmaktan men edildi. Ancak, Cumhuriyetçi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Brian Mast’ın Miller adına “Evet, söyledim, sahipleniyorum ve arkasındayım” demesi, Siyonist yanlısı tutumun ne kadar köklü olduğunu ortaya koymuştur.

#Lübnan #İsrail #Ateşkes #Hizbullah #Direniş #ABD #SiyonistRejim #FilistinDavası #BölgeselGerilim #ABDPolitikası

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir