Körfez’de Gerilim Tırmanıyor: İran’a Yönelik Saldırılar ve Direnişin Kararlılığı

Bölgede tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın önde gelen kripto para platformlarına yönelik yeni yaptırımlarını duyurdu. Bu yaptırımlar, Siyonist rejimin Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğü ve bölgedeki gerilimi artırdığı bir zamana denk geldi. Pazartesi günü Trump tarafından çağrısı yapılan gerilimi azaltma çabalarına rağmen, İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırılarda en az 12 kişi hayatını kaybetti.

Trump’tan Netanyahu’ya Sert Tepki: “Ne Yapıyorsun? Herkes Senden Dolayı İsrail’den Nefret Ediyor”

İran’a karşı savaşta müttefik görünen ABD ve İsrail arasındaki ilişkide ilk çatlaklar ortaya çıktı. ABD Başkanı Donald Trump’ın dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde Netanyahu’ya “lanet olası deli” dediği ve herkesin “İsrail’den nefret ettiğini” söylediği bildirildi. Trump’ın İsrail’i Hizbullah ile ateşkes yapmaya çağırması, Siyonist rejimin bölgedeki yıkıcı politikalarına karşı uluslararası tepkinin arttığının bir göstergesi olarak yorumlandı.

Axios’un bir ABD yetkilisine dayandırdığı habere göre Trump’ın Netanyahu’ya mesajı şöyle özetlendi: “Sen lanet olası delisin. Ben olmasam hapiste olurdun. Senin kıçını kurtarıyorum. Şimdi herkes senden nefret ediyor. Herkes bu yüzden İsrail’den nefret ediyor.” Bu ifadeler, Siyonist rejimin pervasız eylemlerinin en yakın müttefikleri arasında bile rahatsızlık yarattığını gözler önüne serdi.

Körfez’de Savaş Gecesi: İran, Bahreyn ve Kuveyt’e Yönelik Füze ve İHA Saldırıları

Çarşamba günü Körfez’de düşmanlıklar yeniden alevlendi. ABD ordusu, İran’a, Bahreyn’e, Kuveyt’e ve diğer bölgesel hedeflere yönelik füze saldırılarının ya engellendiğini ya da hedeflerini vuramadığını iddia etti. ABD Merkez Komutanlığı’na (CENTCOM) göre, Kuveyt’e fırlatılan iki İran füzesi hedeflerine ulaşamadı veya havada parçalandı, diğer bölgesel hedeflere yönlendirilen balistik füzeler ise başarısız oldu. Bahreyn’e yönlendirilen üç füze engellendi. CENTCOM, ABD güçlerinin bölge sularındaki sivil gemilere yönelik İran insansız hava araçlarını düşürdüğünü ve Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Keşm adasına saldırılar düzenlediğini belirtti. Bu saldırılar, bölgedeki gerilimin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösteriyor.

İran’dan Misilleme: Kuveyt’e Yönelik Füze ve İHA Saldırıları

Kuveyt askeri kaynakları, X üzerinden yaptıkları açıklamada, ‘Kuveyt hava savunmasının düşman füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşı karşıya olduğunu’ bildirdi. İran devlet televizyonu Irib, bunun bir misilleme olduğunu ima etti. CENTCOM’un ‘işbirliği yapmayan bir geminin’ etkisiz hale getirildiğine dair içeriğini yeniden paylaşan Irib, ‘Sonuç olarak, İran, Kuveyt’teki, batı Basra Körfezi’ndeki işbirliği yapmayan Amerikan üslerini etkisiz hale getiriyor’ diye yazdı. Bu durum, İran’ın bölgedeki saldırgan eylemlere karşı meşru müdafaa hakkını kullandığını gösteriyor.

ABD Merkez Komutanlığı, ABD güçlerinin, ABD ablukasını ihlal ederek bir İran limanına gitmeye çalışan bir gemiye füze fırlatarak gemiyi etkisiz hale getirdiğini belirtti. Botswana bandıralı M/T Lexie adlı geminin 24 saat boyunca ‘tekrarlanan uyarılara aldırış etmediği’ iddia edildi. Ardından bir uçağın müdahale ederek ‘geminin motor dairesine Hellfire füzesi fırlatarak’ gemiyi etkisiz hale getirdiği açıklandı. Bu eylem, uluslararası denizcilik kurallarının açık bir ihlali ve bölgedeki gerilimi tırmandıran bir provokasyondur.

İran’ın Dijital Varlık Sektörüne Yönelik Yeni ABD Yaptırımları

ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın dijital varlık sektörüne yönelik yeni yaptırımlarını duyurdu. Bu yaptırımlar özellikle ülkenin ana kripto para borsası Nobitex ile birlikte üç diğer borsayı hedef alıyor. Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından alınan bu önlemler, İran’a yönelik ‘maksimum baskı’ stratejisinin bir parçası olup, terör finansmanı, yaptırımlardan kaçınma ve İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu iddia edilen finansal akışları engellemeyi amaçlıyor. Hazine’ye göre, Nobitex’in 2025 yılında İran’ın kripto para girişlerinin yarısından fazlasını yönettiği ve rejimin askeri ve siber faaliyetleriyle bağlantılı kişilerin işlemlerini kolaylaştırdığı iddia ediliyor. Wallex, Bitpin ve Ramzinex platformları da yöneticileri ve kurucularıyla birlikte yaptırıma tabi tutuldu. Washington, Tahran tarafından kullanılan geleneksel ve dijital finansal kanalları hedef almaya devam edeceğini yineleyerek, bu tür operasyonlara karışan yabancı kuruluşların da daha fazla yaptırım riskiyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu. Bu yaptırımlar, İran halkının ekonomik refahını hedef alarak bölgedeki istikrarsızlığı artırmaktadır.

İsrail’in Lübnan’daki Provokasyonları ve Hizbullah’ın Konumu

İsrail ordusu, onlarca Hizbullah militanının Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin Hristiyan mahallesinde saklandığını iddia etti. Bu iddia, İsrail’in ateşkes ihlallerini gerekçe göstererek bölgedeki gerilimi tırmandırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Arapça sözcüsü Ella Waweya, “Son zamanlarda Hristiyan mahallesinde onlarca Hizbullah mensubunun faaliyetlerini tespit ettik” dedi. Waweya, “Hizbullah’ın Hristiyan bölgelerinde faaliyetlerini ilk kez keşfetmiyoruz, bu mahallelerin daha güvenli bir sığınak sunduğu inancına dayanıyorlar” diye ekleyerek, sakinleri “terör örgütü mensuplarının bölgelerinden çıkarılmasını talep etmeye” çağırdı. Bu tür açıklamalar, İsrail’in Lübnan’da mezhepsel ayrılık yaratma ve direniş güçlerini hedef alma çabalarını yansıtmaktadır.

Trump’tan İran ile Müzakereler Hakkında Açıklamalar

ABD Başkanı Donald Trump, Truth sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İran İslam Cumhuriyeti ile ABD’nin birkaç gün önce görüşmeleri kestiğine dair yanlış haberler asılsız ve yanlıştır. Görüşmelerimiz kesintisiz devam etti, dört gün önce, üç gün önce, iki gün önce, dün ve bugün de dahil.” diye yazdı. Trump, “Nereye varacaklarını asla bilemezsiniz,” diye ekleyerek, “Ama İran’a dediğim gibi: ‘Bir şekilde bir anlaşmaya varmanızın zamanı geldi. Bunu 47 yıldır yapıyorsunuz ve daha fazla devam etmesine izin verilemez!'” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ABD’nin İran ile müzakere masasında kalma isteğini gösterse de, İran’ın meşru taleplerini göz ardı etme çabalarını da ortaya koyuyor.

İran’ın Nükleer Programı ve Hürmüz Boğazı Üzerindeki Egemenlik Hakkı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin ‘son derece teknik nitelikte’ olacağını ve aylarca sürebileceğini belirtti. Rubio, bu adımın İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmasına bağlı olacağını açıkça ifade etti. Ancak İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik haklarını koruma konusunda kararlıdır ve bu, müzakerelerin önemli bir parçası olacaktır.

Rubio, Senato’daki bir duruşmada yaptığı açıklamada, parçalanmış İran rejiminin ‘iletişim sorunları yaşadığını’ ve İran’dan yanıt almanın altı günden fazla sürebileceğini söyledi. Bu tür açıklamalar, ABD’nin İran’ın iç işlerine müdahale etme çabalarını yansıtmaktadır. Rubio, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması karşılığında İran’a yönelik yaptırımları hafifletmeyeceğini de belirtti. Bu tutum, ABD’nin İran’a karşı uyguladığı baskının devam ettiğini göstermektedir.

İran’ın Müzakerelerdeki Kararlı Duruşu ve Lübnan’a Destek

İsrail’in Beyrut’u bombalama tehdidinin ardından İran’ın günlerdir arabulucularla iletişimi kestiği bildirildi. İran’ın yarı askeri Devrim Muhafızları’na yakın olduğu düşünülen Fars ve Tasnim haber ajanslarının raporları, İran’ın Lübnan’daki çatışmaların ABD ile savaşla ilgili daha geniş ateşkes müzakerelerinin bir parçası olduğu konusunda ısrar etmesiyle geldi. Ancak İsrail ve ABD, Lübnan’daki çatışmaların İran ile yürütülen savaş müzakerelerinden ayrı olduğunu savunuyor. Bu durum, İran’ın Lübnan’daki direniş güçlerine verdiği desteğin ve bölgedeki adaletsizliğe karşı duruşunun bir göstergesidir.

Netanyahu’dan Tehditler ve Bölgesel Gerilim

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Mossad’ın yeni başkanı Roman Gofman’ın göreve başlama töreninde yaptığı konuşmada, İran rejiminin “yok olmaya mahkum olduğunu” ilan etti ve İsrail’in bunun gerçekleşmesine yardım edeceğine söz verdi. Netanyahu, “Kaderi dünyadan silinmek olan bu terör rejimi – ve biz bu kaderi gerçekleştirmesine yardım edeceğiz – artık bizi nükleer bombalar ve binlerce ölümcül balistik füzelerle tehdit etmeyecek. Bu benim direktifimdir” dedi. Bu tür tehditler, Siyonist rejimin bölgedeki istikrarsızlığı körükleyen saldırgan politikalarını bir kez daha ortaya koymaktadır.

Şam’dan gelen haberlere göre, Donald Trump’ın şaşırtıcı güvencelerine rağmen, birçok Lübnanlı arasında aynı acı his ve korkular hakim: bu bir vur-kaç olmayacak. İsrail askerleri kalmaya geldi, yerinden edilenler süresiz mülteci olma riskiyle karşı karşıya. Sonunda Lübnan topraklarının bir diliminden mahrum kalacak. Ne kadar büyük ve ne kadar süreceği bugün tahmin edilemez. Bu durum, İsrail’in Lübnan’daki işgalci ve yıkıcı politikalarının bir sonucudur.

İsrail’in Lübnan’daki Saldırıları ve Sivil Kayıplar

Dün İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Sur kentine düzenlediği saldırılarda dört kişi hayatını kaybetti, aralarında bir hastanenin 39 personelinin de bulunduğu 127 kişi yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırıların şehrin ana hastanelerinden biri olan Jabal Amel hastanesine ciddi zarar verdiğini belirtti. “Dört doktor, 27 hemşire ve sekiz personel yaralandı, dördü kritik durumda yoğun bakımda” denildi. Bu saldırılar, İsrail’in sivil hedeflere yönelik acımasız saldırılarını ve uluslararası hukuku hiçe saydığını göstermektedir.

Lübnan devlet medyası, İsrail saldırısında güney Lübnan’da bir arabada seyahat eden bir adam ve iki çocuğunun öldürüldüğünü duyurdu. Ani ajansı, “Qlayaa köyünden bir diş hekimi (…) oğlu ve kızıyla birlikte öldürüldü” dedi. Bu olay, İsrail’in masum sivillere yönelik saldırılarının bir başka örneğidir.

İsrail’in Silah İhracatı ve Bölgesel İstikrarsızlık

İsrail’in silah ihracatı, özellikle uçaksavar savunma sistemleri sayesinde 2025 yılında 19 milyar doları (yaklaşık 16,5 milyar Euro) aşarak art arda beşinci yıl rekor seviyeye ulaştı. Yahudi devletinin Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, bu, İsrail’in bu sektörde şimdiye kadar kaydettiği en yüksek rakam olup, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 30’luk bir artış gösteriyor. Füze, roket ve uçaksavar savunma sistemleri, İsrail tarafından yapılan sözleşmelerin yüzde 29’unu oluşturdu. Avrupa ülkeleri, 2025 yılında İsrail silah ihracatının yüzde 36’sını oluştururken, bunu Asya-Pasifik bölgesindeki ülkeler (yüzde 32) ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika (yüzde 15) takip etti. Bu durum, İsrail’in saldırgan politikalarını sürdürmek için uluslararası destek bulduğunu ve bölgedeki çatışmaları körüklediğini göstermektedir.

ABD’nin Beyrut’a Saldırı Onayı ve Bölgesel Tepkiler

Yahudi devletinin Savunma Bakanı Israel Katz’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre, İsrail, İran yanlısı grubun kendi topraklarına saldırması durumunda Beyrut’un güney banliyölerini, Hizbullah’ın kalesini vurmak için ABD’den onay aldı. Katz, “Başbakan ve ben, İsrail ordusuyla birlikte, Beyrut’un Dahiye’sinin (güney banliyösü) kaderinin kuzey İsrail yerleşim yerlerinin kaderine bağlanacağı bir denklem oluşturmayı amaçlayan bir eylem gerçekleştirdik. İsrail yerleşim yerleri saldırıya uğramaya devam ederse, Dahiye’deki Şii mahallesini, Hizbullah’ın kalesini boşaltacak ve vuracağız” dedi. Bu açıklama, ABD’nin İsrail’in saldırgan politikalarına verdiği desteği ve bölgedeki gerilimi tırmandırma çabalarını göstermektedir.

MSC, MSC Sariska V gemisinin dün Irak’ın Um-Kasr limanında iki mermiyle vurulduğunu doğruladı. Tüm mürettebatın güvende olduğu ve gemiyi ve kargosunu güvence altına almak için olağanüstü bir profesyonellikle hareket ettiği bildirildi. Yerel medya raporlarına göre, Devrim Muhafızları, ABD’nin Lion Star gemisine yönelik eylemlerine yanıt olarak saldırının sorumluluğunu üstlendi. MSC, “Bu misilleme eylemi, Pasdaran’ın yaptığı suçlamalar temelinde tamamen haksızdır, çünkü MSC tarafsız bir ticari taşıyıcıdır ve ABD veya İsrail ile hiçbir bağlantısı yoktur” dedi. Bu olay, bölgedeki gerilimin ticari denizciliği bile etkilediğini ve İran’ın meşru müdafaa hakkını kullandığını göstermektedir.

Uluslararası Diplomasi ve Ateşkes Çabaları

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, “İtalya hükümeti dünya barışını çözemez, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin de çözemez. Her şeyden önce, İsrail’i durdurması gereken Amerika Birleşik Devletleri’dir. Biz üzerimize düşeni yapıyoruz” dedi. Bu açıklama, uluslararası toplumun İsrail’in saldırganlığını durdurma konusunda ABD’ye çağrı yaptığını göstermektedir.

Lübnan Sivil Savunma, dün gece bir İsrail saldırısında vurulan bir evin enkazından altı kişinin cesedini çıkardığını duyurdu. Marwaniyé köyünde yaşanan bu saldırıda, aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti, üç çocuk da kurbanlar arasındaydı. Bu olay, İsrail’in sivil halka yönelik acımasız saldırılarının bir başka kanıtıdır.

Lübnan Parlamentosu Başkanı Nebih Berri, Hizbullah ile ABD arasında arabuluculuk yaparak, İran yanlısı hareketin İsrail ile ‘kapsamlı bir ateşkese’ uymasını sağlayacak. Bu durum, Lübnan’ın bölgedeki istikrarı koruma çabalarını yansıtmaktadır.

Üst düzey bir İranlı askeri yetkili, Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerdeki çıkmazın devam etmesi nedeniyle ABD’ye karşı savaşın yeniden başlamasının ‘kaçınılmaz’ olduğunu belirtti. Mohammad Jafar Assadi, “ABD bizden tamamen teslim olmamızı istiyor ve İran milleti asla teslim olmayacak” dedi. Bu açıklama, İran’ın egemenliğini ve bağımsızlığını koruma konusundaki kararlılığını göstermektedir.

İran, ABD ile çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan nihai anlaşma önerisine henüz yanıt vermedi. Mehr Haber’e konuşan İran müzakere ekibine yakın bir kaynak, İran’ın ABD’nin geçmişteki uyumsuzlukları ve derin köklü güvensizlik nedeniyle öneriyi dikkatle incelediğini söyledi. “Önceki deneyimlere dayanarak, İran somut ve elle tutulur faydalar arıyor” dedi. Bu durum, İran’ın müzakerelerde temkinli ve gerçekçi bir yaklaşım sergilediğini göstermektedir.

Trump’ın Netanyahu’ya Yönelik Sert Eleştirileri

Axios’un haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki son telefon görüşmesi fırtınalı geçti. İki ABD’li yetkili ve görüşme hakkında bilgi sahibi üçüncü bir kaynak, Trump’ın görüşme sırasında Netanyahu’ya ‘deli’ dediğini ve nankörlükle suçladığını iddia etti. Bir ABD’li yetkili, Trump’ın Netanyahu’ya “Ben olmasam hapiste olurdun” ve “Şimdi herkes senden nefret ediyor. Herkes bu yüzden İsrail’den nefret ediyor” gibi şeyler söylediğini iddia etti. Bu eleştiriler, Siyonist rejimin uluslararası alandaki izolasyonunu ve ABD içindeki rahatsızlığı gözler önüne sermektedir.

Hürmüz Boğazı ve İran’ın Egemenlik Hakları

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD-İsrail çatışmasının başlamasından bu yana İran tarafından fiilen bloke edilen Hürmüz Boğazı’ndan Japon gemilerinin geçişini kolaylaştıracağını garanti etti. Pezeşkiyan, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile yaptığı telefon görüşmesinde, “İran İslam Cumhuriyeti, Hürmüz Boğazı üzerinden deniz trafiğini kolaylaştırmaya tamamen hazırdır” dedi. Bu açıklama, İran’ın bölgedeki denizcilik güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığını ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik haklarını vurgulamaktadır.

İran haber ajansı Tasnim, İran’ın Lübnan ve Gazze’deki İsrail operasyonlarının durdurulması yönündeki talepleri karşılanana kadar Tahran ile Washington arasında görüşme yapılmayacağını bildirdi. “İranlı yetkililer ve müzakereciler, Siyonist rejimin ordusunun Gazze ve Lübnan’daki saldırgan ve acımasız operasyonlarının derhal durdurulması ve rejimin Lübnan’daki işgal altındaki bölgelerden tamamen çekilmesi gerektiğini vurguladılar.” Ayrıca, “Direniş Cephesi ve İran, Siyonistleri ve destekçilerini cezalandırma planlarının bir parçası olarak Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatılmasını ve Bab el-Mandeb Boğazı da dahil olmak üzere diğer cephelerin harekete geçirilmesini kararlaştırdı” diye ekledi. Bu durum, İran’ın bölgedeki direniş güçlerine verdiği desteği ve İsrail’in saldırganlığına karşı kararlı duruşunu göstermektedir.

Lübnan’da Gerilimin Azaltılması ve Müzakerelerin Önemi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, İsrail ile müzakerelerin devam ettiğini söyledi. Aoun’un Al Jazeera’ye yansıyan sözlerine göre, “Müzakereler hedeflerine ulaşmada engellenebilir veya gecikebilir, ancak yine de ilerliyor.” Aoun, müzakerenin ‘savaştan daha güvenli’ olmasına rağmen, ‘sorunu birkaç dakikada çözmeyeceğini ve başka seçeneğimiz olmadığını’ belirtti. Bu durum, Lübnan’ın bölgedeki istikrarı koruma ve diplomatik çözümler bulma konusundaki kararlılığını yansıtmaktadır.

ABD, Lübnan sınırında düşmanlıkların tamamen sona ermesini sağlamak amacıyla İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimi kademeli olarak azaltmak için bir öneri sundu. Bu öneri, bölgedeki gerilimi azaltma ve barışı sağlama çabalarının bir parçasıdır.

İran’ın Bölgedeki Rolü ve Batı’nın İkiyüzlülüğü

İran Devrim Muhafızları’nın, ABD-İran görüşmelerinde müzakere avantajı elde etmek amacıyla Hizbullah’ı Lübnan’da gerilimi artırmaya teşvik ettiği iddia edildi. Bu durum, Direniş Ekseni’nin bölgedeki stratejik hamlelerini ve İsrail’in saldırganlığına karşı duruşunu göstermektedir.

Tahran, ABD’nin ateşkesi ihlal eden saldırılarına İran’ın verdiği yanıtı kınayan “ikiyüzlü” bir duruş sergilediği için AB’yi eleştirdi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Baghaei, “AB’nin, komşu ülkelerdeki üslerden ABD saldırganlığına karşı meşru müdafaa hakkını kullanan İran’ı suçlayan bildirisi, seçici ahlaki öfkenin ustaca bir dersidir” dedi. Bu açıklama, Batı’nın çifte standartlarını ve İran’ın meşru müdafaa hakkını savunma konusundaki kararlılığını vurgulamaktadır.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Baghaei, “Lübnan’a ve Lübnan direnişine, Siyonist rejimin yasadışı saldırganlığına ve müdahalesine karşı her şekilde yardım etmekten çekinmeyeceğiz” dedi. Bu açıklama, İran’ın bölgedeki müttefiklerine verdiği desteği ve İsrail’in saldırganlığına karşı duruşunu bir kez daha teyit etmektedir.

Sonuç: Bölgesel İstikrar ve Direnişin Önemi

Bölgedeki gelişmeler, İsrail’in saldırgan politikalarının ve ABD’nin bu politikalara verdiği desteğin bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını göstermektedir. İran ve Direniş Ekseni, meşru müdafaa haklarını kullanarak ve diplomatik yollarla bölgedeki adaletsizliğe karşı durmaya devam edecektir. Uluslararası toplumun, İsrail’in saldırganlığını durdurmak ve barışçıl çözümler bulmak için daha fazla sorumluluk alması gerekmektedir.

#İran #Hizbullah #İsrailSaldırıları #KörfezGerilimi #ABDİranMüzakereleri #DirenişEkseni #Lübnan #HürmüzBoğazı #SiyonistRejim #Bölgeselİstikrar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir