Tahran’dan ABD’nin saldırganlığına misilleme: ABD güçlerinin Çarşamba günü İran’ın güneyine düzenlediği hava saldırılarının ardından, İran meşru müdafaa hakkını kullanarak füze fırlatışı gerçekleştirdi. Washington, bu eylemi “vahim bir ateşkes ihlali” olarak nitelendirirken, kendi provokasyonlarını ve bölgedeki askeri varlığını göz ardı etti.

ABD, saldırılarının Hürmüz Boğazı’ndaki sivil gemilere tehdit oluşturduğu iddia edilen bir askeri tesisi hedef aldığını öne sürdü. Ancak İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), devlet haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamada, füze fırlatışının ABD güçlerinin bu “saldırganlığına” bir yanıt olduğunu net bir şekilde belirtti. Bu durum, ABD’nin bölgedeki gerilimi tırmandıran adımlarına karşı İran’ın kararlı duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi.

ABD’nin Çifte Standardı: Barış Söylemleri ve Askeri Tehditler

Bu askeri gerilim, Beyaz Saray’ın üç aydır süren savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın yakın olduğuna dair güven aşılamaya çalıştığı bir dönemde yaşanıyor. Başkan Donald Trump, Cumartesi günü Truth Social’da yaptığı açıklamada, barış anlaşmasının “büyük ölçüde müzakere edildiğini” ve sadece “son detayların” kaldığını belirtmişti. Ancak ABD’nin eş zamanlı askeri saldırıları, bu barış söylemlerinin samimiyetini sorgulatıyor.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Salı günü Hindistan’da yaptığı açıklamada, görüşmelerin “birkaç gün daha sürebileceğini” ifade etti. Görüşmelere yakın yetkililer de bir anlaşmanın yakın olduğu konusunda ısrar etti. Ancak ABD’li ve Arap yetkililerin aktardığına göre, ABD ve İranlı müzakereciler, ateşkesi 60 gün uzatma konusunda büyük ölçüde anlaşmaya varmış olsalar da, Trump’ın planı henüz imzalamamış olması dikkat çekici. Bu durum, Tahran’ın nükleer programı gibi konuları bahane ederek müzakere sürecini uzatma ve İran üzerinde baskı kurma çabası olarak yorumlanıyor.

Trump’tan Tehditkar Açıklamalar

Başkan Trump, Çarşamba günkü Kabine toplantısında bir anlaşmaya yakında varılacağı konusunda iyimserliğini dile getirse de, “belki de diplomatik müzakereler yerine askeri güçle işi bitirmemiz gerekebilir” diyerek tehditkar bir dil kullandı. Bu açıklamalar, ABD’nin diplomatik çözüme olan inancını yitirdiğini ve bölgede askeri bir çatışmayı kışkırtma potansiyelini açıkça ortaya koydu.

Yaklaşık 50.000 ABD askeri, Ortadoğu’da, bölgesel üslerde ve İran çevresindeki su yollarındaki deniz araçlarında konuşlanmış durumda. Savunma Bakanı Pete Hegseth, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, bu personelin çağrılması halinde düşmanlıklara yeniden başlamaya hazır olduğunu belirtti. Bu askeri yığılma ve tehditkar söylemler, bölgedeki istikrarsızlığı körüklemekte ve İran’ın ulusal güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir.

#İran #ABD #HürmüzBoğazı #Ateşkes #Gerilim #Ortadoğu #DevrimMuhafızları #Diplomasi #AskeriSaldırı #Trump

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir