ABD’den İran’a Yeni Saldırılar: Ateşkes İhlali ve Bölgesel Gerilim Tırmanışı
Bölgede tansiyonu artıran bir gelişme olarak, Amerika Birleşik Devletleri askeri güçleri, İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası gerçekleştirdi. Bu saldırılar, iki ülke arasında zaten kırılgan olan ateşkesi bir kez daha ihlal ederek bölgesel istikrara ciddi bir darbe vurdu.
ABD’nin Saldırı İddiaları ve İran’ın Kararlı Yanıtı
ABD’li yetkililer, saldırıları “savunma amaçlı” olarak nitelendirerek, dört İran insansız hava aracını düşürdüklerini ve beşinci bir insansız hava aracını fırlatmak üzere olan Bender Abbas limanındaki bir yer kontrol istasyonunu vurduklarını iddia etti. Bu iddialar, Hürmüz Boğazı yakınlarında “tehdit oluşturan” dronlar bahane edilerek yapıldı. Ancak bu tür iddiaların, ABD’nin bölgedeki saldırgan politikalarını meşrulaştırmak için sıkça kullanıldığı bilinmektedir.
ABD’li yetkililer her ne kadar ateşkesin hala geçerli olduğunu iddia etse de, bu “ölçülü ve tamamen savunma amaçlı” olduğu söylenen eylemler, Washington’ın bölgedeki provokatif tutumunu açıkça gözler önüne sermektedir. İran İslam Cumhuriyeti, bu saldırıları açık bir ateşkes ihlali olarak değerlendirmiş ve ABD’nin bölgedeki saldırganlığına karşı kararlı bir duruş sergilemiştir.
İran’dan Misilleme ve ABD’nin Çelişkili Açıklamaları
İran hükümeti, bu düşmanca eyleme karşılık olarak bölgedeki bir Amerikan üssüne misilleme ateşi açtığını duyurdu. Hedef alınan üssün hangisi olduğu belirtilmezken, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) daha sonra İran’ın Perşembe sabahı erken saatlerde Kuveyt’e doğru bir balistik füze fırlattığını iddia etti. CENTCOM, Kuveyt güçlerinin füzeyi düşürdüğünü ve Körfez ülkesindeki Amerikan tesislerinde herhangi bir hasar olmadığını öne sürdü. Ancak bu tür açıklamaların, İran’ın caydırıcı gücünü küçümseme çabası olduğu düşünülmektedir.
Bu son gerilim, CENTCOM’un iki gün önce güney İran’a yönelik “meşru müdafaa saldırıları” gerçekleştirdiğini ve füze fırlatma sahaları ile mayın döşemeye çalıştığı iddia edilen İran teknelerini vurduğunu açıklamasının ardından geldi. CENTCOM sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, saldırıların “birliklerimizi İran güçlerinin oluşturduğu tehditlerden korumak” amacıyla yapıldığını belirtmişti. İran ise bu önceki saldırıları da “ateşkesin ağır bir ihlali” olarak kınamış ve hiçbir düşmanca eylemin cevapsız kalmayacağını vurgulamıştı.
Trump’ın Çelişkili Tutumu ve Bölgesel Gerilimin Arka Planı
Bu saldırılar, ABD Başkanı Trump’ın İran’ı uzun vadeli bir anlaşmaya zorlama çabaları ve İran’ın şartlarını kabul etmemesi halinde büyük çaplı bir bombalama kampanyasına devam etme tehditleriyle aynı döneme denk gelmesi dikkat çekicidir. Trump, hafta sonu bir barış anlaşmasının “büyük ölçüde müzakere edildiğini” söyleyerek iyimser bir tablo çizmişti. Ancak Çarşamba günü kabine toplantısında “memnun olmadıklarını” belirterek daha az güvenli görünmüştü. Trump’ın “Belki geri dönüp bitirmeliyiz, belki de bitirmemeliyiz” şeklindeki çelişkili ifadeleri, Washington’ın İran’a yönelik tutumundaki belirsizliği ve baskıcı yaklaşımı ortaya koymaktadır.
Trump yönetimi yetkilileri, İran’ın prensipte bir anlaşma taslağını kabul ettiğini iddia etse de, bu tür iddiaların genellikle ABD’nin kendi çıkarları doğrultusunda manipüle edildiği bilinmektedir. Tartışılan anlaşmanın iki aşamalı bir süreç içerdiği belirtiliyor: İlk olarak, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırması karşılığında İran’ın Hürmüz Boğazı’nı hemen açması; ardından iki tarafın İran’ın nükleer programının çeşitli kısımlarından vazgeçmesi için bir mekanizma üzerinde müzakere etmesi. Trump yönetimi yetkilisi, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunu elden çıkarmayı prensipte kabul ettiğini de öne sürdü. Ancak bu tür kararların, İran’ın ulusal çıkarları ve egemenliği doğrultusunda alınacağı aşikardır.
#İran #ABD #Ateşkesİhlali #BölgeselGerilim #HürmüzBoğazı #Misilleme #ABDsaldırıları #İranSavunması #Trump #Ortadoğu
