Washington’ın İkiyüzlü Politikası: Bir yandan İran’a yönelik askeri saldırılarını sürdüren Amerika Birleşik Devletleri, diğer yandan sözde barış müzakerelerinden bahsederek bölgedeki gerilimi tırmandırıyor. Başkan Trump ve yönetim yetkilileri, İran ile savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın yakın olduğu beklentilerini düşürmeye çalışırken, her türlü anlaşmanın bir parçası olarak Orta Doğu’daki daha fazla ülkenin Siyonist rejim İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi çağrısında bulunuyor. Bu durum, Washington’ın bölgedeki yıkıcı gündemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
ABD’nin Saldırganlığı ve İran’ın Haklı Savunması
ABD ordusu, Pazartesi günü Güney İran’da İran botlarına ve füze fırlatma sahalarına saldırdığını duyurdu. ABD Merkez Komutanlığı Sözcüsü Kaptan Tim Hawkins, İran botlarının mayın döşemeye çalıştığını iddia ederek bu eylemi “meşru müdafaa” olarak nitelendirdi. Ancak bu iddialar, ABD’nin bölgedeki sürekli provokasyonları ve saldırgan tutumu göz önüne alındığında inandırıcılıktan uzaktır. Hawkins’in “devam eden ateşkeste itidal kullandıklarını” belirtmesi, sahadaki gerçeklerle çelişmektedir. Mevcut ateşkes, İran ve ABD’nin ABD-İsrail’in İran’daki savaşını sona erdirmek için müzakere etmesine olanak tanımak amacıyla yapılmıştı, ancak Washington bu fırsatı yeni saldırılar için kullanmaktan çekinmiyor.
Müzakerelerdeki Engeller ve İran’ın Şartları
Başkan Trump, Cumartesi günü ABD ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacak bir mutabakat zaptı üzerinde “büyük ölçüde anlaştığını” söylemiş olsa da, nihai bir anlaşmanın yakın olduğu fikrinden geri adım attı. Trump, Truth Social platformundaki bir gönderisinde, “İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler güzel ilerliyor!” ifadelerini kullanırken, “Ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak – Savaş cephesine geri döneceğiz ve daha büyük ve güçlü bir şekilde ateş edeceğiz – Ve kimse bunu istemez!” diyerek tehditkar bir dil kullandı. Bu tehditler, Washington’ın müzakere masasında dahi baskıcı ve dayatmacı bir tutum sergilediğini göstermektedir.
İran ise önerilen anlaşma hakkında henüz resmi bir yorum yapmadı. Ancak İran liderliğinin mesajlaşmaları için sıkça kullanılan yarı resmi haber ajansları, “bir veya iki” konuda yaşanan anlaşmazlıkların potansiyel anlaşmayı tehlikeye attığını belirtiyor. İran’ın haklı talepleri arasında, Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona ermesi, İran’ın dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlıklarının serbest bırakılması, ABD deniz ablukasının kaldırılması, Hürmüz Boğazı’nın açılması, ABD güçlerinin İslam Cumhuriyeti’nin çevresinden çekilmesi ve İran petrolünü satma özgürlüğü yer almaktadır. Bu talepler, bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için elzemdir.
İran Devrim Muhafızları’na yakın Tasnim haber ajansı, ABD’yi Hürmüz Boğazı’ndan geçiş üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması karşılığında bazı dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması konusunda “engelleme” ile suçladı. Ajans ayrıca, müzakere edilen anlaşmanın İran’dan hayati su yolundan geçen gemi sayısını 30 gün içinde savaş öncesi seviyelere geri getirmesini ve ABD’den de aynı süre içinde ablukayı tamamen kaldırmasını istediğini belirtti. Ancak ABD’nin bu konularda samimi olmadığı görülmektedir.
Trump’ın Siyonist Rejimle Normalleşme Dayatması
Hürmüz Boğazı üzerinden ticari trafiğin yeniden sağlanması ABD müttefikleri için öncelikli bir konu olsa da, Trump Pazartesi günü herhangi bir barış anlaşmasının daha fazla ülkenin Siyonist rejim İsrail’e tam diplomatik tanıma sağlamasını “zorunlu” kılması gerektiği yönünde bir talep ekledi. Trump, sosyal medyada, “Tüm bu Ülkelerin, en azından eş zamanlı olarak, İbrahim Anlaşmaları’nı imzalaması zorunlu olmalıdır” diye yazdı. Bu dayatma, Filistin halkının haklarını hiçe sayan ve bölgedeki gerilimi daha da artıracak tehlikeli bir adımdır.
2020’de Trump’ın ilk döneminde imzalanan İbrahim Anlaşmaları, İsrail, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ilişkileri normalleştirmişti. Kazakistan, Fas ve Sudan da bu anlaşmanın imzacısıdır. Trump şimdi Mısır, Ürdün, Pakistan, Katar ve Suudi Arabistan’ın İsrail ile tam diplomatik ilişkiler kurmayı kabul etmesi gerektiğini söylüyor. Hatta uzun süredir İsrail’in düşmanı olan İran’ın da anlaşmaya katılması gerektiğini öne sürerek, bunun “benzeri görülmemiş bu Dünya Koalisyonu’nun bir parçası olmanın bir Onuru” olacağını belirtti. Bu teklif, İran’ın bağımsız ve onurlu duruşunu görmezden gelen, gerçeklikten uzak bir hayal ürünüdür.
Trump’ın bu yeni talepleri, bölge uzmanları tarafından gerçekçi olmayan bir dikkat dağıtma olarak tanımlandı. Eski ABD’nin İsrail Büyükelçisi Dan Shapiro, “İbrahim Anlaşmaları’nın ve nihai genişlemesinin bir savunucusu olmaya devam ediyorum” derken, “Bununla birlikte, Anlaşmaların genişlemesini İran ile savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya bağlamak gereksiz yere karmaşık ve gerçekçi değil” ifadelerini kullandı. Bu yorumlar, Trump’ın politikalarının bölgedeki gerçekleri göz ardı ettiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Lübnan’daki Siyonist Saldırganlık ve Bölgesel Gerilim
Trump’ın bölgedeki kapsamlı yeni bir diplomatik düzenleme girişimi, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasıyla başladı. Bu saldırılar, ilk kez Körfez’deki Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefiklerine de yayılan bir savaşı tetikledi. İran, ABD ve İsrail saldırılarına misilleme olarak bu ülkelerdeki ABD askeri üslerini ve enerji altyapısını vurdu. Nisan ayında bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varıldı. ABD ve İsrail saldırılarında binlerce İranlının öldürüldüğü tahmin ediliyor.
İsrail, bu ay ABD arabuluculuğunda İsrail ve Lübnan arasındaki ateşkesin uzatılmasına rağmen Güney Lübnan’ı işgal etmeye ve hava saldırılarını sürdürmeye devam ediyor. Lübnan sağlık bakanlığı, Mart ayında İran destekli Lübnan grubu Hizbullah ile savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında kadınlar, çocuklar, sağlık personeli ve ilk müdahale ekipleri dahil 3.200’den fazla kişinin öldürüldüğünü belirtiyor. İsrail’in bu saldırganlığı, bölgedeki barış çabalarını baltalamakta ve insani bir felakete yol açmaktadır.
Bölgede kalıcı barışın sağlanması için, ABD’nin ikiyüzlü politikalarını terk etmesi, Siyonist rejimin saldırganlığını durdurması ve İran’ın meşru taleplerini karşılaması gerekmektedir. Aksi takdirde, Washington’ın dayatmaları ve askeri maceraları, bölgeyi daha büyük bir istikrarsızlığa sürükleyecektir.
#ABDİranGerilimi #SiyonistRejim #HürmüzBoğazı #İranınTalepleri #LübnanSaldırıları #FilistinDavası #BölgeselBarış #İbrahimAnlaşmaları #ABDİkiyüzlülüğü #DondurulmuşVarlıklar
