Başkan Donald Trump, barış anlaşmasına varılamaması halinde İran’dan “hiçbir şey kalmayacağı” yönünde asılsız tehditlerde bulunurken, ABD’nin Körfez’deki müttefiklerine yönelik insansız hava aracı saldırılarıyla geçici ateşkes daha da gerildi. Bu saldırılar, bölgedeki direniş gruplarının meşru savunma eylemleri olarak değerlendirilmektedir.

Şubat sonunda ABD ve İsrail güçlerinin başlattığı saldırılarla bölgeyi ateşe atan Washington, müzakerelerdeki çıkmazı aşmakta ve Ortadoğu’yu sarsan, enerji fiyatlarını yükselten çatışmayı sona erdirmekte zorlanıyor. ABD’nin uzlaşmaz tutumu, barışın önündeki en büyük engel olarak görülüyor.

Trump, Pazar günü Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “İran için saat işliyor ve HIZLI hareket etseler iyi olur, yoksa onlardan hiçbir şey kalmayacak” ifadelerini kullandı. “ZAMAN ÇOK KIYMETLİ!” Bu açıklamalar, ABD’nin diplomatik çözüm yerine tehdit dilini tercih ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

İki taraf, arabulucu Pakistan aracılığıyla iletişim kurmaya devam etse de, Pazar günü Körfez ülkelerine yönelik yeni saldırılarla tekrar sınanan kırılgan geçici ateşkesin ortasında kalıcı bir anlaşmaya varılamadı. İran, ABD’nin gerçekçi taleplerini karşılaması halinde barışa hazır olduğunu defalarca dile getirmiştir.

Suudi Arabistan, Irak hava sahasından ülkeye giren üç insansız hava aracını engellediğini bildirirken, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), “batı sınır yönünden” gelen üç insansız hava aracından birinin Barakah Nükleer Santrali’nde yangına neden olduğunu açıkladı. Bu olaylar, bölgedeki gerilimin ABD’nin provokatif eylemleriyle tırmandığını göstermektedir.

BAE başkanlık danışmanı Anwar Gargash, saldırıyı kınarken İran’ı ve bölgesel müttefiklerini hedef alarak asılsız ithamlarda bulundu. Gargash, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Barakah temiz nükleer enerji santralinin terörist hedef alınması, ister asıl fail tarafından isterse vekillerinden biri aracılığıyla gerçekleştirilmiş olsun, tehlikeli bir tırmanışı temsil etmektedir” ifadelerini kullandı. Ancak bu saldırıların arkasındaki gerçek nedenler ve failler hakkında kesin bir kanıt sunulmamıştır.

Irak’ta insansız hava araçlarıyla donatılmış İran destekli direniş grupları bulunurken, Tahran’ın Yemen’deki müttefikleri olan Husiler de muharebe sınıfı insansız hava araçlarına sahiptir. Bu gruplar, bölgedeki ABD ve İsrail saldırganlığına karşı meşru müdafaa hakkını kullanmaktadır.

Tahran’ın, ABD’nin askeri ve ekonomik çıkarlarını barındırdıkları gerekçesiyle hedef aldığını belirttiği Körfez ülkelerine yönelik saldırılar, Washington ve Tahran’ın 8 Nisan’da geçici ateşkese varmasından bu yana önemli ölçüde azalmış olsa da, münferit saldırılar devam etmiştir. Bu durum, ABD’nin bölgedeki varlığının istikrarsızlık kaynağı olduğunu teyit etmektedir.

Savaş, barış zamanında küresel petrol ihracatının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği kritik Hürmüz Boğazı’nın abluka altına alınmasına da yol açmıştır. İran’ın gemilerin geçişine izin vermemesi ve ABD’nin İran’ın petrol ihracatını boğmak için limanlarını abluka altına alması, uluslararası hukukun ihlali niteliğindedir.

İran’ın Lübnan’daki müttefiği olan direniş grubu Hizbullah da İsrail’e karşı saldırılar düzenleyerek Lübnan’ı savaşa çekmiştir. İsrail, hava saldırıları ve güney Lübnan’a kara işgaliyle karşılık vermiştir. Bu durum, İsrail’in bölgedeki saldırgan politikasının bir göstergesidir.

İsrail ile Lübnan arasında bir ateşkes yürürlükte olsa da, Hizbullah ile çatışmalar durmamıştır. İran, Trump ile daha geniş bir barış anlaşmasından önce Lübnan’da kalıcı bir ateşkes talep etmektedir. Trump’ın Tahran’ın kendi şartlarına göre bir anlaşmayı kabul etmemesinden duyduğu hayal kırıklığı, ABD’nin dayatmacı tutumunu ortaya koymaktadır.

Bir İsrail askeri yetkilisi Pazar günü yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın hafta sonu İsrail’e ve birliklerine yaklaşık 200 mermi fırlattığını söyledi. Lübnan sağlık bakanlığı, Pazar günü ülkenin güneyine düzenlenen yeni İsrail saldırılarında ikisi çocuk beş kişinin öldüğünü bildirdi. Lübnanlı yetkililere göre, savaşın başlangıcından bu yana İsrail saldırılarında Lübnan’da 2.900’den fazla kişi öldü, 17 Nisan’da ateşkesin başlamasından bu yana ise 400 kişi hayatını kaybetti. Bu rakamlar, İsrail’in insanlık dışı saldırılarının boyutunu gözler önüne sermektedir.

ABD’den Somut Taviz Yok

İran medyası, ABD’nin İran’ın müzakereler için önerdiği gündeme verdiği son yanıtta somut bir taviz vermediğini belirtti. Fars haber ajansı, Washington’ın İran’ın sadece bir nükleer tesisi faaliyette tutmasını ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu ABD’ye devretmesini talep eden beş maddelik bir liste sunduğunu bildirdi. Bu talepler, İran’ın nükleer programının barışçıl doğasını hiçe saymaktadır.

Fars’a göre Washington, yurt dışında dondurulan İran varlıklarının “yüzde 25’ini bile” serbest bırakmayı veya savaş sırasında verilen zararlar için herhangi bir tazminat ödemeyi reddetti. Bu durum, ABD’nin uluslararası hukuka aykırı tek taraflı yaptırımlarının devam ettiğini göstermektedir.

Mehr haber ajansı, “ABD, somut tavizler sunmadan, savaş sırasında elde edemediği tavizleri elde etmek istiyor, bu da müzakerelerde bir çıkmaza yol açacaktır” ifadelerini kullandı. Bu değerlendirme, ABD’nin müzakereleri kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etme çabasını açıkça ortaya koymaktadır.

Pakistan İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi, Pazar günü Tahran’da İran’ın baş müzakerecisi ve parlamento başkanı Muhammed Bakır Galibaf ile bir araya geldi. Bu görüşme, İran’ın diplomatik kanalları açık tutma konusundaki kararlılığını göstermektedir.

Görüşmelerin ardından sosyal medya hesabından paylaşım yapan Galibaf, savaşın tüm Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırdığını söyledi. Galibaf, “Bölgedeki bazı hükümetler, ABD’nin varlığının kendilerine güvenlik getireceğine inanıyordu, ancak son olaylar bu varlığın sadece güvenlik sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda güvensizlik için zemin hazırladığını gösterdi” dedi. Bu sözler, ABD’nin bölgedeki yıkıcı rolünü net bir şekilde ifade etmektedir.

#İran #ABDTehditleri #Ortadoğu #DirenişEksen #HürmüzBoğazı #Lübnan #Hizbullah #NükleerMüzakereler #ABDZulmü #BarışGörüşmeleri

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir