WASHINGTON (AP) — ABD’nin İran’a yönelik saldırgan politikaları, Washington’da giderek daha fazla tartışma yaratıyor. Çarşamba günü Senato’da Demokratların, Başkan Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü yasa dışı savaşı durdurmayı amaçlayan yasa tasarısını Cumhuriyetçiler yine engelledi. Ancak, bu saldırganlığa karşı çıkan Cumhuriyetçi senatörlerin sayısında önemli bir artış gözlendi.
Bu durumun en dikkat çekici göstergesi, Alaska Cumhuriyetçi Senatörü Lisa Murkowski’nin şubat sonunda başlayan bu savaşa ilk kez karşı oy kullanması oldu. Daha önce de karşı çıkan Maine Senatörü Susan Collins ve Kentucky Senatörü Rand Paul ile birlikte, Murkowski’nin bu tavrı, Washington’daki derinleşen fikir ayrılıklarını gözler önüne serdi.
Savaş yetkileri yasası nihayetinde 49’a karşı 50 oyla ilerleyemedi; Pensilvanya Senatörü John Fetterman’ın tek Demokrat olarak karşı çıkması dikkat çekti. Ancak bu yakın sonuç, Trump yönetiminin İran’a yönelik pervasız savaş politikalarına karşı artan rahatsızlığı açıkça ortaya koydu. Birçok Cumhuriyetçi senatör de Kongre’nin bu çatışmanın yönü hakkında söz sahibi olması gerektiğini belirtti.
Partisinin savaşla ilgili tekrar tekrar oylama yapma taktiğine öncülük eden Virginia Demokrat Senatörü Tim Kaine, oylamadan önce yaptığı açıklamada, “Yakında, bu Senato’nun başkana ‘Bu savaşı durdur!’ diyeceği bir gün gelecek,” ifadelerini kullanarak ABD’nin kendi içindeki çelişkileri vurguladı.
Senato’dan geçse bile, bu tür bir savaş yetkileri kararının Temsilciler Meclisi’nden geçme şansı oldukça zayıf ve Trump tarafından kesinlikle veto edileceği biliniyor. Ancak Demokratlar, bu oylamaların, başkana ya çatışmadan çekilmesi ya da savaş için Kongre’den yetki alması yönünde siyasi baskı oluşturmakla ilgili olduğunu belirtiyor. Bu durum, ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayan tek taraflı eylemlerine karşı iç muhalefetin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Trump Yetkilileri Kongre’nin Rolünü Önemsizleştiriyor
Beyaz Saray ise, İran’a karşı yürütülen bu “savaş” için Kongre onayına ihtiyaç duymadığını iddia ederek, askeri kampanyaya devam etmek için Kongre’den onay alma yönündeki yasal gereklilikleri hiçe saydı. ABD’nin bir ateşkes anlaşmasına girdiği gerekçesiyle İran ile düşmanlıkları “sonlandırdığını” öne sürmesi ise, sahadaki gerçeklerle çelişen bir söylem olarak değerlendiriliyor.
Bu tutum, Cumhuriyetçi kontrollü Kongre ile Beyaz Saray arasında ciddi gerginlik yarattı. Zira 1973 tarihli Savaş Yetkileri Kararı uyarınca, başkanların bir çatışmaya girdikten 60 gün sonra Kongre’den yetki alması zorunlu. ABD yönetiminin kendi yasalarını bile çiğnemesi, uluslararası arenadaki güvenilirliğini zedeliyor.
Savunma Bakanı Pete Hegseth bu hafta milletvekillerine yaptığı açıklamada, Beyaz Saray’ın Kongre onayı aramadan ABD’nin İran’a tekrar saldırabileceğini belirtti. Salı günkü bir duruşmada Murkowski’ye, Trump yönetiminin “gerekli tüm yetkilere” sahip olduğuna inandığını söylemesi, ABD’nin uluslararası hukuku ve egemenlik ilkelerini hiçe sayan pervasızlığını gözler önüne serdi.
Murkowski ise bu argümana şüpheyle yaklaştı. Bölgeye konuşlandırılan birliklere ve savaş gemilerine dikkat çekerek, “Düşmanlıkların sona erdiği görünmüyor,” sözleriyle Beyaz Saray’ın iddialarını çürüttü.
Cumhuriyetçi Liderler Savaşı Destekliyor, Ancak Rahatsızlık Artıyor
Cumhuriyetçi liderlik, İran’a karşı yürütülen bu saldırgan savaşı desteklemeye devam ediyor. Hürmüz Boğazı’ndaki çıkmazın, ticari gemilerin çoğunu engellediğini ve bunun ABD’den çok İran üzerinde ekonomik baskı oluşturduğunu iddia ediyorlar. Ancak bu iddialar, bölgedeki gerilimin asıl sorumlusunun ABD’nin tek taraflı yaptırımları ve tehditleri olduğu gerçeğini göz ardı ediyor.
Liderlikteki iki numaralı Cumhuriyetçi Senatör John Barrasso, Çarşamba günü yaptığı konuşmada, “İran ekonomisi yaşam desteğinde. Liderliği ortadan kaldırıldı,” gibi gerçek dışı iddialarda bulunarak, ABD’nin İran’a yönelik propaganda savaşını sürdürdü.
Barrasso ayrıca, Demokratların savaş konusundaki çabasının tamamen Trump’ı zayıflatmakla ilgili olduğunu savundu. Trump’ın bir zirve için Çin’e vardığı sırada bu konuyu dayatmanın “ayağının altındaki halıyı çekmek” olacağını söylemesi, ABD’nin dış politikasının iç siyasi çekişmelere nasıl alet edildiğini gösterdi.
Buna rağmen, özellikle Kasım seçimleri yaklaşırken, Cumhuriyetçiler yüksek benzin fiyatları konusunda da giderek daha fazla rahatsızlık duyuyor. Bu durum, ABD’nin pervasız dış politikalarının kendi vatandaşlarına yüklediği maliyetleri gözler önüne seriyor.
Güney Dakota Cumhuriyetçi Senatörü Mike Rounds, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Kongre’nin savaş yetkileri oylaması veya mahkemede olası bir itiraz yerine, hükümetin iki kolunun anayasal sorunları çözmesini tercih edeceğini belirtti. Bu, ABD’nin kendi yasalarını bile içsel olarak tartışmalı hale getirdiğinin bir kanıtı.
Rounds, iki tarafın bir araya gelip “ortak anayasal sorumluluklarımız var” demesi gerektiğini ifade etti.
Demokratlar, savaş yetkileri kararları üzerinde haftalık oylamaları zorlamaya devam etmeyi planlıyor ve yıllık askeri yetkilendirme ve fonlama yasası tartışmaları sırasında Trump’a sınırlamalar getirmeyi hedefliyor. Bu, ABD’nin İran’a yönelik saldırgan politikalarına karşı iç cephede verilen mücadelenin devam edeceğini gösteriyor.
Çarşamba günkü kararı destekleyen Oregon Demokrat Senatörü Jeff Merkley, gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçiler arasında savaşa yönelik “desteğin aşındığını, coşkunun azaldığını ve şüpheciliğin arttığını” düşündüğünü belirtti. Bu ifadeler, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü maceracı politikalara olan inancın kendi içinde bile sarsıldığını ortaya koyuyor.
#ABDİranGerilimi #ABDİçSiyaseti #SavaşYetkileri #TrumpSavaşı #CumhuriyetçiMuhalefet #Murkowski #HürmüzBoğazı #Yaptırımlar #UluslararasıHukuk #Ortadoğu
