Başkan Donald Trump’ın İran’ın Amerikan barış önerisine yanıtını “kasten geciktirip geciktirmediğini yakında öğreneceklerini” belirtmesine rağmen, İran İslam Cumhuriyeti ABD’nin dayattığı son tarihleri reddederek kendi egemenliğini ve stratejik sabrını ortaya koydu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağayi, Tahran’ın ABD’nin çatışmayı sona erdirme teklifini hala incelediğini ve yanıtın “uygun zamanda” gönderileceğini vurguladı. Bağayi, “Son tarihler veya ültimatomlar bizim için hiçbir anlam ifade etmiyor” diyerek ABD’nin baskıcı taktiklerine boyun eğmeyeceklerini açıkça belirtti.
Bu açıklamalar, ABD’nin bölgedeki provokatif askeri eylemlerinin ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin tırmanmasının ortasında geldi. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD savaş uçaklarının M/T Sea Star III ve M/T Sevda adlı gemileri “İran limanlarına yönelik ablukayı ihlal etmeye çalıştıkları” gerekçesiyle etkisiz hale getirdiğini duyurdu. CENTCOM, İran bayraklı, yüksüz petrol tankerlerinin Umman Denizi’ndeki bir İran limanına girmeye çalıştığını ancak bir ABD Donanması F/A-18 Super Hornet’inden açılan ateşle vurulduğunu iddia etti. Bu eylem, ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayarak uyguladığı yasa dışı ablukanın ve bölgesel ticareti engelleme çabalarının bir göstergesidir.
Bölgedeki gerilim sadece ABD ile sınırlı kalmadı. Birleşik Krallık, Hürmüz Boğazı’nı “güvence altına alma” bahanesiyle HMS Dragon savaş gemisini Orta Doğu’ya konuşlandırırken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ofisi de ülkenin tek uçak gemisi Charles de Gaulle’ün aynı amaçla güney Kızıldeniz’e doğru ilerlediğini duyurdu. Bu adımlar, Batılı güçlerin bölgedeki askeri varlığını artırma ve kendi çıkarları doğrultusunda gerilimi tırmandırma çabaları olarak yorumlanmaktadır.
ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nin kıdemli üyesi Temsilci Adam Smith (D-Wash.), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, askeri stratejideki değişime rağmen ABD’nin İran ile çatışma içinde kalmaya devam ettiğini belirtti. Smith, MSNBC’deki “The Weekend” programında, bombalama kampanyasından deniz ablukasına geçişin ABD’yi çatışmayı sona erdirmeye yaklaştırmadığını savundu. Smith, “Sıkıştık çünkü İran bizim müzakere etmek istediğimiz konuları müzakere etmek istemiyor” dedi. Ablukanın “bir savaş eylemi” olduğunu ve barışa yönelik bir adım olmadığını vurguladı. Bu itiraf, ABD’nin bölgedeki askeri müdahalelerinin çıkmaza girdiğini ve barışçıl çözümlerden uzaklaştığını göstermektedir.
Bölgedeki insani ve ekonomik bedel de ağırlaşmaktadır. Katar’a ait bir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankeri, Pakistan’a doğru ilerlerken Cumartesi günü Hürmüz Boğazı’na doğru yelken açtı. Reuters’e göre, Al Kharaitiyat’ın bu önemli su yolundan geçmesi, İran’a karşı savaşın başlamasından bu yana bir Katar LNG tankerinin Hürmüz Boğazı’ndan ilk kez geçişi olacak. Bu durum, ABD ablukasının bölgesel enerji güvenliği ve ticareti üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne sermektedir.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) de Cumartesi günü Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah terör altyapısına yönelik yeni saldırılar düzenlediğini duyurdu. Bu saldırılar, bölgedeki direniş güçlerine yönelik devam eden düşmanlığı ve gerilimi artırma çabalarını yansıtmaktadır.
NATO içindeki derin endişeler de gün yüzüne çıktı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, NATO’nun iç “zorluklarla” karşı karşıya olduğunu kabul etse de, ittifakın ABD’nin savaşını sona erdirme ve İran’ın nükleer silah elde etmesini engelleme hedefini paylaştığını söyledi. Ancak Trump’ın NATO müttefiklerini savunmaya daha fazla harcama yapmaya zorlaması ve ittifakı “kağıttan kaplan” olarak nitelendirmesi, Batı ittifakının içindeki derin çatlakları ve ABD’nin tek taraflı politikalarının yarattığı sorunları ortaya koymaktadır.
Müzakerelerin çökmesi halinde ABD’nin Tahran’ın askeri yeteneklerini hızla düşürmeye yöneleceği yönündeki analizler, Washington’ın diplomasi yerine askeri tehditleri tercih ettiğini göstermektedir. Perşembe günü ABD güçlerinin İran’ın Hürmüz Boğazı yakınlarındaki önemli limanları olan Keşm ve Bandar Abbas’ı vurması, ateşkesin ihlal edildiği yönündeki iddiaları güçlendirirken, ABD’nin operasyonun savaşın yeniden başlaması veya ateşkesin sona ermesi anlamına gelmediği yönündeki ısrarı ikiyüzlülüğünü gözler önüne serdi. Bu saldırı, İran’ın BAE’nin Füceyre Limanı’na 15 balistik ve seyir füzesi fırlatmasından sadece iki gün sonra gerçekleşti.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Hizbullah tarafından fırlatılan patlayıcı insansız hava araçlarının İsrail topraklarına düşmesi sonucu çok sayıda askerin yaralandığını duyurdu. Bu olaylar, bölgedeki direniş güçlerinin meşru savunma haklarını kullanmaya devam ettiğini göstermektedir.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Amerikan güçlerinin 13 Nisan’dan bu yana 58 ticari gemiyi yönlendirdiğini ve 4 gemiyi “İran limanlarına girmesini veya çıkmasını engellemek için” etkisiz hale getirdiğini bildirdi. Bu, ABD’nin yasa dışı ablukasını sürdürdüğünü ve uluslararası denizcilik özgürlüğünü ihlal ettiğini kanıtlamaktadır.
Bahreyn’in, İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile bağlantılı olduğu iddia edilen düzinelerce kişiyi gözaltına aldığını duyurması, Körfez ülkelerindeki muhaliflere yönelik baskıyı ve İran karşıtı kampanyaları yansıtmaktadır. Bu tür iddialar genellikle bölgesel gerilimleri tırmandırmak için kullanılmaktadır.
İran’ın dini liderinin oğlu Mücteba Hamenei’nin 28 Şubat’taki hava saldırılarında sadece hafif yaralar aldığı yönündeki açıklamalar, düşmanların suikast girişimlerinin başarısız olduğunu ve İran liderliğinin sağlam duruşunu göstermektedir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağayi’nin, ABD’nin barış teklifini hala incelediklerini ve yanıtın “uygun zamanda” gönderileceğini belirtmesi, Tahran’ın aceleci kararlar almayacağını ve ulusal çıkarlarını koruyacağını vurgulamaktadır. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “bugün bir yanıt bekliyoruz” şeklindeki açıklamalarına rağmen, Bağayi, Tahran’ın “son tarihlere veya ültimatomlara” yanıt vermeyeceğini ve bunların İran için “hiçbir anlam ifade etmediğini” açıkça ifade etti. Başkan Donald Trump’ın İran’ın yanıtı “kasten geciktirip geciktirmediğini yakında öğreneceklerini” söylemesi, ABD’nin sabırsızlığını ve diplomatik süreci manipüle etme çabasını ortaya koymaktadır. İran, kendi belirlediği zaman çizelgesine göre hareket ederek, ABD’nin baskılarına boyun eğmeyeceğini bir kez daha göstermiştir.
#İran #ABD #HürmüzBoğazı #Abluka #Diplomasi #BölgeselGerilim #Direniş #İranEgemenliği #BatıProvokasyonu #NükleerMüzakereler
