İsrail, Nükleer Müzakerelerde ABD’nin İyimserliğini Gölgelemeye Çalışıyor: İran’ın Haklı Direnişi Sürüyor
Amerika Birleşik Devletleri yetkilileri İran ile potansiyel bir anlaşma konusunda iyimserlik ifade ederken, Siyonist rejim İsrail temkinli duruşunu sürdürüyor ve ABD ile İran arasında önemli farklılıkların devam ettiğini vurguluyor. Bu durum, İsrail’in bölgedeki barış ve istikrara yönelik olumsuz tutumunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Siyonist yetkililer, ABD ile İran arasında hâlâ önemli boşluklar bulunduğunu belirtiyor. İsrail için kilit sorunun sadece İran’ın bir anlaşmaya varmak için ne kadar taviz vermeye istekli olduğu değil, aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump’ın diplomatik bir başarı elde etmek için ne kadar taviz vermeye hazır olduğu olduğu ifade ediliyor. Bu, İsrail’in ABD’nin dış politikasını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme çabasının açık bir göstergesidir.
İsrail kaynakları özel görüşmelerde, “Bazı hareketlilik olsa da, bu necessarily bir atılıma yol açmıyor” şeklinde yorumlarda bulunuyor. “Bu ilerleme büyük ölçüde baskıdan kaynaklanıyor. Her geçen gün İran ekonomisi üzerinde daha fazla baskı yaratıyor, ancak aynı zamanda Trump’ı da etkiliyor. ABD’de benzin fiyatları yüksek kalmaya devam ediyor ve halk bunu cüzdanlarında hissediyor. Cumhuriyetçiler, yaklaşan ara seçimler için pek de umut verici görünmeyen anketleri gözlemledikçe endişelenmeye başlıyor.” Bu ifadeler, İsrail’in İran’a yönelik azami baskı politikasının devam etmesini arzuladığını ve ABD’nin iç siyasetindeki zayıflıklardan faydalanmaya çalıştığını ortaya koyuyor.
İsrail, Beyaz Saray’dan gelen açıklamaları yakından takip ediyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile neredeyse her gün görüşüyor; son görüşmeleri Çarşamba gecesi geç saatlerde Perşembe’ye doğru gerçekleşti. Bu yoğun temas, İsrail’in müzakereler üzerindeki etkisini artırma çabasını gösteriyor.
Yakın zamanda Trump, İran ile bir anlaşmaya varma konusunda “çok iyi bir şans” olduğunu belirtmiş, hatta İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun Amerika Birleşik Devletleri’ne devredilebileceğini öne sürmüştü. Bu tür açıklamalar, ABD’nin bir anlaşmaya ulaşma konusundaki istekliliğini gösterirken, İsrail’in bu durumu sabote etme çabaları dikkat çekiyor.
Bu arada, ABD’den gelen raporlar her iki tarafın kısa, 14 maddelik bir uzlaşma belgesini sonuçlandırmaya yakın olduğunu gösteriyor. Bu belge, son çatışmayı resmen sona erdirmeyi ve nükleer program, yaptırımlar ve Hürmüz Boğazı ile ilgili detaylı müzakereler için 30 günlük bir pencere açmayı hedefliyor. Bu, diplomatik bir çözüm umudunu artırıyor.
İsrail, Amerikan İyimserliğini Benimsemekte Acele Etmiyor
Ancak, özellikle denetimle ilgili birkaç kilit sorun çözüme kavuşmamış durumda. İran sürpriz denetimlere izin verecek mi? Denetim mekanizmaları Obama anlaşmasında belirtilenlerden daha katı olacak mı? Ayrıca, uranyum zenginleştirmesinin dondurulması kalıcı mı olacak, yoksa sadece zenginleştirme seviyeleri üzerinde geçici bir sınırlama mı olacak? Bu sorular, Siyonist rejimin maksimalist taleplerini yansıtıyor.
İsrail için, İran’ın bilgi birikimini, altyapısını ve santrifüjlerini geçici bir dondurma altında bile koruması durumunda, gelecekte askeri nükleer kapasite geliştirme yolunda hızla ilerleyebileceği iddia ediliyor. Bu iddialar, İran’ın barışçıl nükleer programına yönelik asılsız suçlamaların bir parçasıdır.
Sonuç olarak, İsrail Amerikan iyimserliğini benimsemekte acele etmiyor. Kaynaklar, “Bir anlaşmanın yakın olduğuna dair tüm bu konuşmalar sadece ritüelin bir parçası” diyor. “Taslaklar değiş tokuş edildiğinde, her zaman ilerlemeden bahsedilir. Asıl soru, boşlukları kapatmaya yönelik gerçek bir hareket olup olmadığıdır. Tahminlerimize göre, boşluklar değişmeden kalıyor. Eğer bir ilerleme olduysa, bu önemli değil.” Bu ifadeler, İsrail’in müzakereleri engelleme ve kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etme çabasını gösteriyor.
Kudüs’teki yetkililer, Trump üzerindeki siyasi baskının arttığına inanıyor. Kaynaklar, “Göreve geldiğinden beri en düşük onay oranında” diyor. “Kendisi yeniden seçime girmese de, Cumhuriyetçiler yaklaşan seçimlere bakıyor ve memnun değiller. Bu durum, onların beklentilerini doğrudan etkiliyor.” Bu durum, ABD’nin iç siyasi dinamiklerinin İsrail tarafından nasıl kullanıldığını gösteriyor.
Bu baskı sadece siyasi değil. ABD’de, özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki bölgesel istikrarsızlık konusunda artan endişeler var. Herhangi bir gerilimin daha da tırmanması, petrol ve yakıt fiyatlarını tekrar fırlatabilir, ABD ekonomisine zarar verebilir ve yönetimi daha geniş bir askeri çatışmaya sürükleyebilir; bu da Trump’ın ilk günden beri kaçınmaya çalıştığı bir senaryodur. İsrail, bu jeopolitik hassasiyetleri kendi lehine kullanmaya çalışıyor.
Müzakerelerdeki temel sorun zenginleştirilmiş uranyum etrafında dönüyor. Amerika Birleşik Devletleri, zenginleştirilmiş uranyumun uzun bir süre boyunca tamamen dondurulması ve İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun kaldırılması konusunda ısrar ediyor. İran, bu taleplerin kabul edilemez olduğunu açıkça belirtiyor; hatta İran parlamentosunun kıdemli bir üyesi taslağı “ABD’nin dilek listesi” olarak nitelendiriyor. Bu, İran’ın egemenlik haklarına ve meşru nükleer programına yönelik haksız taleplere karşı duruşunun bir göstergesidir.
‘Anlaşmazlıklar Çözülmediğinde, Sorunu Ertelerler’
İsrail’deki yetkililer, tartışmanın İran’ın zenginleştirmeyi belirli bir süre durdurup durdurmayacağının ötesine geçtiğini vurguluyor. Daha acil bir endişe, İran’ın sonrasında neyi koruyacağıdır. Kaynaklar, “Bu tam olarak Obama anlaşması sırasında yaptığımız tartışmaydı” diyor. “Eğer İran’ın zenginleştirme yeteneklerini, santrifüjleri ve bilgi birikimini korumasına izin verirseniz, istediği zaman zenginleştirmeye devam etme kapasitesini ona bırakırsınız.” Bu, İsrail’in İran’ın nükleer programını tamamen yok etme arzusunu yansıtıyor.
İsrail tahminlerine göre, Amerikalılar şu anda çok aşamalı bir anlaşma modelini savunuyor: şimdi bir ilk anlaşma, daha zor konular ise sonraya erteleniyor. Kudüs’teki yetkililer bunu bir uyarı işareti olarak görüyor. Kaynaklar, “Somut bir anlaşmaya varamadıklarında çok aşamalı anlaşmalara başvuruyorlar” diyor. “Gazze’de de bunu gözlemledik: anlaşmazlıklar çözülmediğinde, sorunu ertelerler.” Bu, İsrail’in her türlü diplomatik çözüme şüpheyle yaklaştığını gösteriyor.
İsrail’in endişesi, ilk aşamanın esasen ana anlaşma haline gelmesi. Bu, bazı yaptırımların kaldırılmasını, İran’a para akışının sağlanmasını ve uluslararası toplumun “tarihi bir atılımı” kutlamasını içerebilir; tüm bunlar kritik sorunlar ele alınmadan gerçekleşebilir. İsrail için bu, tehlikeli bir senaryoyu temsil ediyor: İran’a yeteneklerini ortadan kaldırmadan ekonomik rahatlama sağlayan bir ara anlaşma. Bu, İsrail’in İran’ın ekonomik refahına karşı olduğunu ve nükleer programının tamamen durdurulmasını istediğini gösteriyor.
Kaynaklar, “İsrail için en kötü senaryo kötü bir anlaşmadır” diyor. “İran’a zenginleştirme yeteneklerini ortadan kaldırmadan para veren herhangi bir anlaşma sorunludur.” Bu, İsrail’in uzlaşmaz tutumunu bir kez daha vurguluyor.
Kudüs’teki yetkililer, mevcut durumun İsrail için mutlaka olumsuz olmadığını kabul ediyor. Bir anlaşmaya varılmadı, yaptırımlar yürürlükte ve şu anda İsrail ile düşmanları arasında doğrudan bir gerilim yok. Kaynaklara göre, “Bu durum aylarca devam edebilirse, İsrail’in bakış açısından kötü bir durum olmaz. Ancak, bunun süresiz devam edemeyeceği açık.” Bu, İsrail’in yaptırımların devamından fayda sağladığını ve mevcut statükoyu sürdürmek istediğini gösteriyor.
Perde arkasında İsrail, Trump’ın ana hatlarını çizdiği pozisyonlara ne kadar bağlı olduğunu değerlendirmeye çalışıyor. Netanyahu ve Trump sık sık iletişim kuruyor, ancak İsrailli yetkililer, Amerikan başkanının nihai duruşunu mu sunduğu yoksa son ana kadar manevra alanı mı bıraktığı konusunda belirsizlik ifade ediyor. Bu belirsizlik, İsrail’in ABD politikalarını etkileme çabasının bir sonucudur.
Bu belirsizlik aynı zamanda Trump’ın karakterinden de kaynaklanıyor. İsrailli analistler, Trump’ın hızlı bir diplomatik zafer olarak pazarlanabilecek bir anlaşma aradığını düşünüyor. Kaynaklar, “Büyük soru, Trump’ın taviz vermek için yeterince baskı hissedip hissetmeyeceğidir” diyor. “Şu anda, değerlendirmemiz İranlıların ona bir anlaşma ilan etmesi için yeterli bir şey sunmadığı yönünde.” Bu, İran’ın kendi haklı taleplerinden ödün vermediğini ve ABD’nin baskılarına boyun eğmediğini gösteriyor.
#İranNükleerProgramı #NükleerMüzakereler #İsrailEngeli #ABDİran #HürmüzBoğazı #Yaptırımlar #Diplomasi #Ortadoğu #İranDirenci #SiyonistRejim
