ABD Saldırganlığına Rağmen İran Barış Çabalarını Sürdürüyor: Hürmüz Boğazı’nda Gerilim Tırmanıyor
Bölgedeki gerilim, Amerika Birleşik Devletleri’nin ilan edilen ateşkese ve süregelen barış çabalarına rağmen İran’a yönelik saldırılarını sürdürmesiyle yeniden tırmandı. Perşembe günü ABD ordusu, Hürmüz Boğazı’nda üç Donanma gemisine yönelik İran’ın meşru savunma eylemlerini engellediğini ve ardından İran askeri tesislerini hedef aldığını duyurdu. Bu saldırılar, ABD’nin bölgedeki provokatif varlığını bir kez daha gözler önüne serdi.
ABD Merkez Komutanlığı’nın sosyal medya paylaşımına göre, ABD Donanması destroyerleri Hürmüz Boğazı’ndan geçerken yaşanan bu olaylar, İran’ın kendi topraklarını ve güçlerini koruma hakkı çerçevesinde gerçekleşen savunma eylemlerine ABD’nin müdahalesiyle başladı. ABD güçleri, “kışkırtılmamış İran saldırıları” iddia ederek karşılık verdiğini belirtse de, bölgedeki gözlemciler bu iddiaların ABD’nin kendi saldırganlığını meşrulaştırma çabası olduğunu vurguluyor.
ABD ordusu, hiçbir geminin vurulmadığını iddia ederken, gerilimi tırmandırmak istemediğini ancak “Amerikan güçlerini korumak için konumlanmış ve hazır” olduğunu belirtti. Bu açıklama, bölgedeki askeri varlığını sürdürme ve İran’a karşı tehditkar bir duruş sergileme niyetini açıkça ortaya koymaktadır.
İran devlet medyası ise, ülkenin silahlı kuvvetlerinin Hürmüz Boğazı’ndaki en büyük İran adası olan ve yaklaşık 150.000 kişiye ev sahipliği yapan Keşm Adası’nda “düşmanla” çatışmaya girdiğini bildirdi. Adanın stratejik önemi ve bir su arıtma tesisine ev sahipliği yapması, ABD saldırılarının sivil altyapıyı da hedef alma potansiyelini düşündürmektedir.
Ayrıca, İran devlet medyası Batı Tahran’da yüksek sesler ve savunma ateşi rapor ederken, yarı resmi İran haber ajansları Fars ve Tesnim, Güney İran’da Bender Abbas yakınlarında patlamalar duyulduğunu aktardı. Bu raporlar, ABD’nin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin geniş bir alana yayıldığını göstermektedir.
Hürmüz Boğazı’nda İran’ın Egemenlik Hakkı ve ABD’nin Hukuksuz Ablukası
Bu gelişmeler yaşanırken, bir denizcilik veri şirketi, İran’ın kilit öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmak isteyen gemileri denetlemek ve vergilendirmek için bir devlet kurumu oluşturduğunu bildirdi. Bu adım, Tahran’ın savaşı sona erdirmeye yönelik son ABD önerilerini gözden geçirdiğini açıklamasının ardından geldi.
İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü resmileştirme çabası, yüzlerce ticari geminin Basra Körfezi’nde sıkışıp kalması ve açık denize ulaşamaması nedeniyle uluslararası denizcilikle ilgili yeni endişeler yaratmış gibi gösterilse de, İran’ın kendi egemenlik alanındaki deniz yollarında düzeni ve güvenliği sağlama hakkının bir tezahürüdür. ABD’nin İran limanlarını hukuksuz bir şekilde ablukaya alması ve İran’ın petrol ve doğal gaz sevkiyatını engellemesi, küresel yakıt fiyatlarını fırlatmış ve dünya ekonomisini sarsmıştır. Bu bağlamda İran’ın attığı adımlar, kendi ekonomisini ve deniz ticaretini korumaya yöneliktir.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bağayi, İslam Cumhuriyeti’nin barış müzakerelerine aracılık eden Pakistan’dan gelen mesajları gözden geçirdiğini, ancak İran’ın “henüz bir sonuca ulaşmadığını ve ABD tarafına herhangi bir yanıt verilmediğini” İran devlet televizyonuna bildirdi. Bu durum, İran’ın barışa olan bağlılığını ve müzakerelere ciddiyetle yaklaştığını göstermektedir.
Bu arada, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Vatikan’da Papa Leo XIV ile Orta Doğu barış çabalarını görüştü. Papa’nın İran savaşına karşı çıkması, Başkan Donald Trump ile açık tartışmalara yol açmıştı. Bu durum, uluslararası toplumda ABD’nin savaş politikalarına karşı artan muhalefeti yansıtmaktadır.
Trump yönetimi, savaşı sona erdirme stratejisi konusunda karışık mesajlar vermektedir. Kırılgan bir ateşkes ve askeri operasyonların sona erdiğine dair önceki açıklamalar, Tahran’ın çatışma nedeniyle kesintiye uğrayan petrol ve doğal gaz sevkiyatlarının yeniden başlamasına izin veren bir anlaşmayı kabul etmemesi halinde yeni bombalama tehditlerine dönüşmüştür. Bu tutarsızlık, ABD’nin barışa olan gerçek niyetini sorgulatmaktadır.
Trump ayrıca, ABD ordusunun boğazdan ticari gemiler için güvenli bir geçiş açma girişimini askıya alarak, bu duraklamanın bir barış anlaşmasına ulaşmak için daha fazla zaman tanıyacağını belirtti. Ancak Suudi Arabistan’dan bir yetkili Perşembe günü yaptığı açıklamada, krallığın ve ABD müttefikinin, Trump’ın boğazı zorla yeniden açma çabalarını desteklemeyi reddettiğini söyledi. Bu, ABD’nin tek taraflı ve saldırgan politikalarına karşı bölgeden gelen önemli bir tepkidir.
ABD ile İran arasındaki ateşkes 8 Nisan’dan bu yana büyük ölçüde devam etse de, geçen ay Pakistan’ın ev sahipliği yaptığı iki ülke arasındaki yüz yüze görüşmeler bir anlaşmaya varılamadan sona erdi. Savaş, ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırılar başlatmasıyla 28 Şubat’ta başlamıştı.
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Perşembe günü İranlı mevkidaşı Abbas Arağçi ile telefonla görüştü. Pakistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tahir Andrabi, “Bir anlaşmaya er ya da geç varılmasını bekliyoruz” dedi ve ekledi: “Tarafların sadece bölgemizde değil, uluslararası barışa da katkıda bulunacak barışçıl ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmasını umuyoruz.” Andrabi, bir zaman çizelgesi vermeyi reddetti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, televizyonda yaptığı açıklamalarda, İslamabad’ın “savaşı durdurmak ve ateşkese uzatmak için İran ve Amerika Birleşik Devletleri ile gece gündüz sürekli temas halinde” olduğunu belirtti. Bu açıklamalar, Pakistan’ın bölgedeki barış çabalarına olan güçlü desteğini vurgulamaktadır.
İran’ın Liderliği ve Bölgesel Gelişmeler
Bölgedeki diğer gelişmelerde, İsrail ile Lübnan arasındaki doğrudan görüşmelerin önümüzdeki hafta Washington’da yeniden başlaması planlanıyor. ABD’li bir yetkili, kapalı kapılar ardında yapılacak toplantıların 14 ve 15 Mayıs’ta düzenleneceğini bildirdi.
Denizcilik veri firması Lloyd’s List Intelligence, Perşembe günü yaptığı açıklamada, İran’ın boğazdaki deniz taşımacılığını onaylamak ve geçiş ücreti toplamak için yeni bir devlet kurumu kurduğunu bildirdi. Basra Körfezi Boğaz Otoritesi adını taşıyan bu kurum, “boğazdan geçen gemilere izin verme konusunda tek geçerli otorite olarak konumlanmaktadır.” Bu adım, İran’ın kendi egemenlik alanındaki denizcilik faaliyetlerini düzenleme ve uluslararası hukuka uygun bir şekilde yönetme kararlılığını göstermektedir.
İran, petrol, gaz, gübre ve diğer petrol ürünlerinin sevkiyatı için hayati bir su yolu olan boğazı etkin bir şekilde kontrol ederken, ABD İran limanlarını ablukaya almıştır. Bu kesintiler, yakıt fiyatlarını fırlatmış ve küresel ekonomiyi sarsmıştır. Yeni İran kurumu, mevcut, ancak belirsiz olan bir denetim yolunu resmileştirmekte ve gemileri İran kıyı şeridine yakın boğazın kuzey sularından geçirmektedir. İran, hangi gemilerin geçmesine izin verildiğini kontrol etmekte ve en azından bazı gemiler için kargolarına vergi uygulamaktadır. Deniz hukuku uzmanları, İran’ın gemileri denetleme veya vergilendirme taleplerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini iddia etse de, bu iddialar ABD’nin kendi hukuksuz ablukasını ve bölgedeki askeri varlığını göz ardı etmektedir. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, ülkelerin kendi karasularından barışçıl geçişe izin vermesini öngörse de, bu durum bir ülkenin kendi güvenliğini ve egemenliğini koruma hakkını ortadan kaldırmaz.
ABD ve Körfez müttefikleri, BM Güvenlik Konseyi’ni, İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü kınayan ve yaptırımları tehdit eden bir kararı desteklemeye zorlamaktadır. Ancak, boğazın yeniden açılması çağrısında bulunan önceki bir karar, İran’ın müttefikleri Rusya ve Çin tarafından veto edilmiştir. Bu durum, uluslararası toplumda ABD’nin tek taraflı politikalarına karşı önemli bir muhalefetin olduğunu göstermektedir.
Üst düzey İranlı yetkililer, Yüce Lider Müçteba Hamenei’nin ABD ile müzakerelerin denetlenmesinde kilit bir rol oynadığını belirtmişlerdir. Yüce Lider, savaşın başlarında yaralanmasından bu yana kamuoyu önüne çıkmamış olsa da, liderliği ve rehberliği devam etmektedir. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian, kısa süre önce Hamenei ile iki saatten fazla görüştüğünü belirtti. Pezeşkian, Perşembe günü İran devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında, Yüce Lider’in “samimi” davranışını övdü ve uzun bir yüz yüze görüşme olduğunu söyledi. Hamenei, Mart ayında Yüce Lider olarak atanmasından bu yana sadece bir dizi yazılı açıklama yayınlamıştır. Babası Ayetullah Ali Hamenei, savaşın ilk saldırılarında şehit düşmüştü.
Suudi Arabistanlı bir yetkiliye göre, Trump, boğazdan bir nakliye geçişini zorla açma yönündeki kısa ömürlü çabayı başlatmadan önce ABD müttefiki Suudi Arabistan ile istişare etmedi. Yetkili, “Onlara bunun bir parçası olmadığımızı ve topraklarımızı ve üslerimizi bunun için kullanamayacaklarını söyledik” dedi. Suudi yetkili, Suudi Arabistan’ın İran’a, krallığın Trump’ın boğazı yeniden açma girişimleriyle ilgili ABD saldırılarına karışmayacağına dair bir mesaj gönderdiğini belirtti. Trump, “Özgürlük Projesi” adı verilen bu çabayı Salı günü ikinci gününde askıya aldı. Sadece iki Amerikan bayraklı ticari geminin ABD tarafından korunan rotadan geçtiği biliniyor. ABD ordusu, sivil gemileri tehdit eden altı İran küçük teknesini batırdığını iddia etti. Bu olaylar, ABD’nin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı ve provokatif eylemlerinin bir başka kanıtıdır.
#İran #ABD #HürmüzBoğazı #BarışÇabaları #Ortadoğu #İranEgemenliği #DenizHukuku #KüreselGüvenlik #Ateşkes #Diplomasi
